İngiliz İhvanizmi Gölgesinde Zihin İşgali
Tarihin tozlu sayfalarından fırlayan kirli senaryo bugün yeniden sahneleniyor. Coğrafyamızın kaderini belirleyen kadim oyunlar modern aktörlerle karşımıza çıkıyor. Türkçenin medeniyet taşıyıcısı olduğu gerçeği neden ısrarla görmezden geliniyor? Bilim dili olamaz diyenlerin hangi karanlık ajandaların piyonu olduğunu sormayacak mıyız?
Vatanın kaleleri işgal edilirken dilimize yapılan saldırılar varoluşsal tehdittir. Yeni İslamcılık anlayışı tevhid özünden koparak İngilizsever bir çizgiye kaydı. İlahsız Müslümanlık iddiaları acı bir gerçek olarak toplumun damarlarına sızıyor. Zihinlerin esareti toprak kaybından çok daha derin yaralar açarak ilerliyor.
Zihinlerin Esareti Ve İngiliz Operasyonu
İngilizler işgal ettikleri İslam beldelerinde sadece toprakları hedef almadı. Asıl amaç Türk düşünce sistematiğini yani Osmanlı anlayışını tamamen yok etmekti. Hegemonyalarını sağlamlaştırmak için dil ve din algısını kökten değiştiren ideolojiler ürettiler. Omurgasız din anlayışı bazen İhvanizm bazen Selefizm maskesiyle ortaya çıktı.
Yeni zihin inşasının en büyük düşmanlığı Türkçe ve Atatürk’e yöneliktir. Bazı bürokratların farklı görünseler de Türkçe düşmanlığında birleşmeleri tesadüf müdür? Cumhuriyet düşmanlığının temelinde yatan bu ideolojik yapı stratejik bir projedir. Aziz vatanın kaleleri zihinsel boyutta birer birer düşürülmek isteniyor.
Kur’an Tercümesi Ve Büyük Dil Savaşı
Cumhuriyetin ilanıyla başlayan tercüme tartışmaları İngilizleri büyük telaşa sürükledi. Atatürk’ün hamlelerine karşı din algısı üzerinden sinsi bir cevap verdiler. Elmalı Hamdi Yazır ve Mehmet Akif hamleleri Türk düşüncesini koruma çabasıydı. Hilafetin kontrolünü ele geçirmek isteyen Londra merkezli odaklar boş durmadı.
Mısır’da yetiştirilen Reşid Rıza gibi etki ajanları sahaya sürüldü. Kur’an’ın Türkçeye çevrilemeyeceği yalanı bu karanlık mutfaklarda özenle pişirilip servis edildi. Amaç Türkleri İngiliz kontrolündeki bir din anlayışına mahkum ederek hapsetmekti. Bağımsızlık mücadelesi dilde başlar gerçeği bu savaşla bir kez daha kanıtlandı.
İhvanizm Maskesi Altında Türk Düşmanlığı
Dini Türklerden kurtarma çabaları aslında bir İngiliz işgal hareketidir. Muhammed Pickthall gibi isimlere verilen icazetler bu kirli ittifakın belgesidir. İhvan hareketinin asıl gayesi İslam değil doğrudan Türkiye Cumhuriyeti ve Türkçedir. Reşid Rıza’ya göre Türklerin en büyük suçu Arapçayı reddetmeleridir.
Türklerin dilde kavmiyet yürütmesi küresel efendileri her zaman rahatsız etmiştir. Turanlı dinsizler iftirasıyla halkın kalbindeki Türkçe sevgisi sökülüp atılmak isteniyor. İslam dünyasının anahtarını İngiliz kraliçesine teslim etmek isteyenler bugün hala aramızda. Bu sinsi planın aktörleri milli kimliğimizi hedef alarak ilerliyor.
Milli Kimlik Ve Küresel Operasyonlar
Günaydın kelimesine savaş açan zihniyet aslında öz be öz Türkçeye saldırıyor. Peygamberimizin selam tavsiyesi üzerinden yürütülen tartışmalar tamamen ideolojik birer tuzaktır. Selamın herkesin kendi dilinde verilmesi inancımıza aykırı mıdır yoksa işlerine mi gelmiyor? Milli kimliğimiz küresel güçlerin operasyonel planlarına kurban ediliyor.
Bilinçli farkındalık kazanmak coğrafyamızın geleceği için artık hayati bir zorunluluktur. Harekete geçmek ve bu zihinsel işgale direnç göstermek zorundayız. Kendi diline yabancılaşan bir milletin bağımsız kalması mümkün müdür? Soruların cevapları bizi ya özgürlüğe ya da karanlık bir esarete götürecektir.
Sorgulama Vakti Ve Safımızı Belirlemek
İhvanizmin bir din olmadığını bilenlerin bu ideolojiye ram olması düşündürücüdür. İngilizlerin İslam dünyasına hakim olmak için geliştirdiği bu yapıya neden hizmet ediliyor? Kendi öz değerlerimize sahip çıkmak yerine ithal ideolojilerin peşinden gitmek yıkımdır. Safımızı ya milli kimliğimizden ya da küresel efendilerden yana seçeceğiz.
Bu topraklarda Türkçe düşünmek ve yaşamak en doğal hakkımızdır. Zihin işgaline karşı durmak için entelektüel bir direnç hattı kurmalıyız. Gelecek nesillere onurlu bir kimlik bırakmak için bugün uyanık olmalıyız. Karanlık senaryoları yırtıp atacak güç damarlarımızdaki asil kanda ve dilimizde mevcuttur.
PROF. DR. HASAN OKTAY
