USAID Kapatıldı; Türkiye’deki Etkisi Tarihe mi Karıştı?

Trump USAID Musluğunu Kesti Kirli Diplomasi Çöktü

ABD Başkanı Donald Trump yıllardır dünyayı parmağında oynatan yardım ajansı USAID’in kapısına kilit vurdu. Bu karar Washington’ın dış politikasında deprem etkisi yaratırken uluslararası arenada büyük bir şaşkınlık uyandırdı. CIA operasyonlarına gizli fon sağladığı iddia edilen bu kurumun tasfiyesi kirli diplomasinin bittiğini gösteriyor.

Soğuk Savaş artığı tek kutuplu dünya düzeni artık resmen tarihin tozlu raflarına kaldırılıyor. Yapılan açıklamalar bu anormal dönemin sona erdiğini ve çok kutuplu bir geleceğin başladığını açıkça ilan etti. USAID’in kapatılması gizli operasyonların bittiği anlamına gelmese de küresel güç dengelerinin kökten değiştiğini kanıtlıyor.

İnsani Yardım Maskesi Altında Yürütülen Gizli Operasyonlar

USAID Türkiye’de uzun yıllar boyunca eğitim ve kalkınma gibi masum isimler arkasına saklandı. İnsani yardım projeleri adı altında aslında ülkenin iç işlerine müdahale eden sinsi stratejiler izlendi. Toplumsal bütünlüğü zedeleyen bu faaliyetler devlet kurumlarına karşı güvensizlik yaratmak amacıyla planlı şekilde yürütüldü.

Mülteci projeleriyle demografik yapımızı değiştirmeye çalışan bu ajans milli birliğimizi hedef alan adımlar attı. Kadın hakları ve sosyal sorumluluk gibi kavramlar kullanılarak aile yapımız ve kültürel değerlerimiz yıpratıldı. Gençleri kendi devlet değerlerinden uzaklaştırıp yabancı ideolojilere köle yapacak projeler fonlarla desteklenerek toplum zehirlendi.

Medya Ve Sivil Toplum Kuruluşlarına Akıtılan Zehirli Fonlar

Türkiye’deki birçok sivil toplum kuruluşu ve medya organı bu zehirli fonlardan beslendi. Bağımsız habercilik yaptığını iddia eden Duvar Gazetesi, Medyascope ve BİANET gibi mecralar USAID listelerinde yer aldı. 140Journos ve Serbestiyet gibi platformlar genç gazetecileri yabancı çıkarlara hizmet edecek şekilde yönlendirmekle suçlanıyor.

Hrant Dink Vakfı, İKSV ve Toplum Gönüllüleri Vakfı gibi yapılar da bu kaynaklardan yararlandı. Sivil toplum reformu adı altında devlet otoritesini zayıflatacak her türlü girişim bu ajans tarafından finanse edildi. Bağımsızlık maskesi takan bu kuruluşlar aslında küresel elitlerin Türkiye üzerindeki operasyonel aparatları olarak görev yaptı.

Bölücü Faaliyetlerin Finans Merkezi Mezopotamya Ve Diğerleri

Mezopotamya Vakfı gibi yapılar üzerinden yürütülen kültürel çalışmalar bölücü stratejilerin birer parçası olarak kullanıldı. USAID mülteci destek dernekleri aracılığıyla Türkiye’nin kriz anlarında dış güçlere bağımlı kalmasını hedefledi. Deprem gibi afetlerde bile devletin otoritesini sarsacak rehabilitasyon projeleriyle sahada sinsi bir hakimiyet kurdular.

İnsan Hakları Derneği ve Dünya Doktorları gibi oluşumlar raporlarıyla Türkiye’yi uluslararası alanda köşeye sıkıştırdı. Milli birliği zayıflatmak için her türlü toplumsal çatlak bu fonlarla daha da derinleştirilmeye çalışıldı. Sözde kalkınma vaatleri aslında Türkiye’nin bölgesel gücünü kırmak için kurgulanmış büyük ve karanlık bir planın parçasıydı.

LGBT Ve Cinsiyet Eşitliği Adı Altında Aileye Saldırı

17 Mayıs Derneği ve Kadın Dayanışma Vakfı gibi yapılar üzerinden aile yapımız hedef alındı. Toplumsal cinsiyet eşitliği kavramı kullanılarak toplumun en küçük birimi olan aile içeriden çökertilmeye çalışıldı. USAID bu derneklere sağladığı fonlarla toplumsal dokumuzu bozacak her türlü sapkın ideolojinin önünü sonuna kadar açtı.

Sevgi Kardeşlik Vakfı ve Turuncu Vakfı gibi kuruluşlar masum isimlerle bu yıkım projesine dahil edildi. Sosyal yardım projeleri aslında bireyleri devletten koparıp bu vakıflara muhtaç hale getirme amacı taşıyordu. İnsani dokunuş süsü verilmiş bu operasyonlar toplumun bağışıklık sistemini çökertmek için laboratuvar ortamında titizlikle hazırlandı.

Türkiye’nin Geleceği Ve USAID Sonrası Yeni Dönem

USAID’in kapatılması Türkiye üzerindeki bölücü ve yıkıcı faaliyetlerin sona ermesi için kritik bir adımdır. Milli birliğimizi ve siyasi istikrarımızı hedef alan bu gizli operasyon unsurları artık eskisi gibi fonlanamayacak. ABD merkezli bu ajansın tasfiyesi Türkiye’nin kendi ayakları üzerinde durması için büyük bir fırsat sunuyor.

Teknolojik ilerleme ve sivil toplum çalışmaları artık milli çıkarlar doğrultusunda yeniden inşa edilmek zorundadır. Yabancı ideolojilerin pençesinden kurtulan gençlerimiz kendi kültürel değerlerine sahip çıkarak geleceği kuracaktır. Bu karanlık dönemin kapanmasıyla birlikte Türkiye bölgesel bir güç olarak çok kutuplu dünyada hak ettiği yeri alacaktır.

YORUMCALAR