Bilim Yerine Hurafe Üreten İslam Coğrafyasının Acı Gerçeği

İslam Coğrafyasında Bilim Yerine Hurafe Tuzağı

İslam coğrafyası bugün bilim üretmek yerine hurafelerle vakit öldürüyor. Sahte şeyhler ve liyakatsiz siyasetçiler halkı cehennemle korkutup sömürüyor. Kendi yeraltı kaynakları emperyalist güçlerce çalınırken, vatandaşlar sefalet içinde yaşıyor. Afganistan gibi zengin topraklar, yanlış yönetimler yüzünden açlıkla boğuşan insanların yurdu haline geldi.

Ülkelerin zenginlikleri batılı güçlere peşkeş çekilirken, din adı altında hikayeler anlatılıyor. Holdingleşen yapılar halkın emeğini sömürerek İslam dünyasını teknolojide geri bıraktı. Siyonist uşağı haline gelen yönetimler, kendi insanını yoksulluğa mahkum etti. Bu acı tablo karşısında neden hala somut bir adım atılmıyor?

Akademik İhanet Ve Teknoloji Üretimindeki Büyük Boşluk

Bilim insanı unvanı taşıyanların çalıntı tezlerle yol alması büyük felakettir. Batı üniversiteleriyle yarışacak makaleler yazılmadığı sürece bu geri kalmışlık bitmeyecektir. Teknoloji üretmeyen toplumlar, emperyalistlerin oyuncağı olmaktan asla kurtulamazlar. Bazı bürokratlar üç kuruşluk menfaat uğruna vatanın kaynaklarını yabancılara satma yarışına girmiş durumdadır.

Parayı bulan görgüsüzler, dolarlarını kumar masalarında harcarken Gazze kan ağlıyor. Doğu Türkistan ve Arakan’da insanlar zulüm altında inlerken bu kitle susuyor. Kendi lüksleri içinde boğulanlar, Müslüman kardeşlerinin açlıktan ölmesini sadece izliyor. Bu duyarsızlık, coğrafyanın geleceğini karanlığa sürükleyen en büyük etkendir.

Trump Ve Sisi Arasındaki Kirli Pazarlıklar

Katil Donald Trump, Mısır üzerinden Gazze halkını sürme planlarını açıkça yapıyor. Sisi’ye yapılan iyiliklerin ne olduğunu hepimiz 12 Eylül tecrübesinden gayet iyi biliyoruz. ABD desteğiyle yapılan darbeler, halkın iradesini gasp ederek kukla yönetimler inşa ediyor. Muhammed Mursi’nin tasfiyesi, bu emperyalist operasyonun en somut ve acı örneğidir.

Darbeci Sisi’nin ABD’den gelen bu ağır taleplere direnmesi mümkün müdür? İç kamuoyunu rahatlatmak için tiyatral çıkışlar yapsa da sonunda boyun eğecektir. Emperyalizmin planları tıkır tıkır işlerken, bölge liderleri sadece kendi koltuklarını koruma derdine düşmüştür. Halklar ise bu kirli pazarlıkların bedelini canıyla ödemektedir.

Arz-ı Mevud Hedefi Ve Modern Silahların Dehşeti

Netanyahu ve Trump, uluslararası hukuku hiçe sayarak Gazze’nin ilhakını dünyaya duyurdu. Bu sadece bir şehir meselesi değil, Arz-ı Mevud planının kararlılığıdır. ABD, İsrail’i 15 tonluk devasa bombalarla silahlandırarak soykırıma lojistik destek sağlamaya devam ediyor. Lübnan’daki operasyonlar, teknolojinin nasıl bir imha aracına dönüştüğünü gösterdi.

Kassam Tugaylarını etkisiz kılmak için tünellerin deniz suyuyla doldurulması planlanıyor. Kimyasal silah kullanma ihtimali, bölgeyi bekleyen felaketin ne kadar büyük olduğunu kanıtlıyor. Filistin halkını daha karanlık ve zorlu bir gelecek beklerken dünya sessiz kalıyor. Bu sessizlik, katillerin cesaretini artırarak yeni katliamlara kapı aralıyor.

Türkiye’nin Yalnızlığı Ve İslam Dünyasına Acil Çağrı

Zulme karşı duran tek güç Türkiye gibi görünse de bu yük ağırdır. Müslüman devlet yöneticileri, Trump’ın planlarına karşı Türkiye’nin yanında saf tutmak zorundadır. Gazze’ye acilen bir barış gücü yerleştirilmeli ve bu birlik Türkiye’yi yalnız bırakmamalıdır. Yarın çok geç olmadan, bu ortak direnç mekanizması derhal hayata geçirilmelidir.

Dolar hegemonyasından kurtulmak için altın karşılığı para sistemine geçmek şarttır. ABD ve İsrail mallarına yapılacak boykot, bu zalimlerin ekonomik gücünü kıracaktır. Ancak bu şuuru taşıyacak kitlelerin eksikliği, emperyalistlerin elini her geçen gün daha da güçlendiriyor. Ekonomik bağımsızlık olmadan, siyasi bir zafer kazanmak hayalden öteye geçemez.

Topyekûn Birlik Ve Siyonist Tehdide Karşı Direnç

Aziz milletimiz; partisini, cemaatini veya dünya görüşünü bir kenara bırakıp birleşmelidir. Karşımızda sadece bir devlet değil, sapkın bir ideoloji olan Siyonizm bulunmaktadır. Türk, Kürt, Laz demeden tek yumruk olmak, varlığımızı sürdürmek için tek yoldur. Türkiye her türlü tehdide karşı dimdik ayakta duracak kudrete ve imana sahiptir.

Gün, ayrışma değil, beraberlik içinde düşmana karşı set çekme günüdür. Bu toprakların güvenliği, coğrafyanın tamamının huzuru için hayati bir önem taşımaktadır. Şaka yapmıyoruz, tehlike kapımızda ve bizler uyanık kalmak mecburiyetindeyiz. Birlik olursak, hiçbir güç bu aziz milleti yolundan döndürmeye ve diz çöktürmeye yetmeyecektir.

HALİS ÖZDEMİR