İsrail’in Hamas Oyunu Ve Ters Tepen Stratejiler
Hamas 1987 yılında kurulsa da kökleri yetmişli yıllara uzanıyor. İsrail o dönemde İslami hareketi seküler FKÖ’ye karşı destekledi. Bu dolaylı destek Hamas’ın güçlenmesine uygun zemin hazırladı. Kısa vadeli hesaplar uzun vadede İsrail’in başına bela oldu. Kendi yarattıkları güç bugün en büyük rakiplerine dönüştü.
Stratejik hatalar bölgedeki politikaların geri tepmesine neden oldu. İsrail’in denge unsuru arayışı radikal bir direniş doğurdu. Bu durum işgalci gücün güvenlik denklemini tamamen altüst etti. Geçmişin gizli destekleri bugün açık savaşın ana gerekçesidir. Kendi elleriyle büyüttükleri yapı şimdi varlıklarını tehdit ediyor.
Küresel Güçlerin Kanlı Satranç Tahtası Filistin
Filistin mücadelesi sadece iki tarafın savaşı değildir. ABD İsrail’e verdiği destekle bölgedeki statükoyu koruyor. Rusya ve Çin ise Filistin’i destekleyerek nüfuz artırıyor. Bu küresel rekabet çatışmanın çözümünü imkansız hale getiriyor. Devlerin kavgası masum insanların hayatları üzerinden yürütülüyor.
Askeri ve ekonomik yardımlar bölgedeki dengeleri sürekli değiştiriyor. Büyük güçlerin çıkarları barışın önündeki en büyük engeldir. Her aktör kendi jeopolitik ajandasını bu coğrafyada uyguluyor. Filistin halkının bağımsızlık hayali küresel hesaplara kurban ediliyor. Bu karmaşık yapı çatışmayı içinden çıkılmaz hale getiriyor.
Yasa Dışı Yerleşimler Ve Ekonomik Abluka
İsrail toprakları kalıcı kontrol altına almak için yerleşimler kuruyor. Bu strateji uluslararası hukuka aykırı olmasına rağmen sürdürülüyor. ABD’nin sınırsız desteği bu hukuksuzluğu her gün meşrulaştırıyor. Yerleşimler Filistin halkının yaşam alanlarını daraltıp gerilimi tırmandırıyor. Güvenlik bahanesi aslında ekonomik ve siyasi bir gaspıdır.
Gazze’deki abluka ve yaptırımlar halkı yoksulluğa mahkûm ediyor. Ekonomik sıkıntılar siyasi istikrarsızlığı besleyen en temel unsurdur. İşsizlik ve açlık Hamas’ın sosyal hizmetlerini daha değerli kılıyor. İnsanlar çaresizlik içinde direniş örgütlerine daha sıkı sarılıyor. Bu döngü İsrail’in baskıcı politikalarının doğal bir sonucudur.
Hamas’ın Çift Yönlü Stratejisi Ve Direniş
Hamas hem askeri hem de siyasi bir örgüttür. Askeri kanadı direnişi sürdürürken siyasi kanadı yardım sağlıyor. Sağlık ve eğitim faaliyetleri halk arasında geniş destek buluyor. Bu çift yönlü yapı örgütün kök salmasını kolaylaştırıyor. Uluslararası toplumun terör nitelemesi yerel desteği asla azaltmıyor.
Gelecekte uluslararası diyalog kurarak tanınmayı hedefliyorlar. Sosyal hizmetler üzerinden kurulan bağ siyasi gücü pekiştiriyor. Direniş hattı İsrail’in askeri üstünlüğüne karşı denge kuruyor. Bu stratejik hamleler bölgedeki tüm dengeleri derinden etkiliyor. Hamas artık yok sayılamayacak kadar güçlü bir aktördür.
Büyük Sıfırlama Gölgesinde Yeni Dünya Düzeni
Filistin çatışması küresel elitlerin büyük sıfırlama planının parçasıdır. Enerji kaynaklarının kontrolü ve ticaret yolları asıl hedeftir. Jeopolitik nüfuz mücadelesi bu savaşın gizli motoru olarak çalışıyor. Yeni dünya düzeni inşa edilirken Ortadoğu laboratuvar olarak kullanılıyor. Gizli oyunlar barış sürecini kasten sabote etmeye yarıyor.
Bölge ülkeleri bu küresel perspektifi mutlaka görmelidir. Büyük sıfırlamanın etkileri göz önünde bulundurulmadan çözüm üretilemez. Elitlerin çıkarları halkların özgürlüğünden çok daha öncelikli tutuluyor. Bu karanlık plan bölgenin geleceği üzerinde belirleyici rol oynuyor. İnsanlık bu büyük manipülasyonun farkına varmak zorundadır.
Türkiye’nin Güvenliği Ve Bölgesel Yansımalar
Bu çatışma Türkiye’nin milli güvenliğini doğrudan tehdit ediyor. Coğrafyamız üzerindeki emperyalist emeller Filistin üzerinden test ediliyor. İnsanımız aleyhine olan bu süreçte uyanık olmalıyız. Küresel çetelerin enerji oyunları sınırlarımıza kadar dayanmış durumdadır. Bu kirli savaşın bedelini tüm bölge halkları ödüyor.
Halkımız bu büyük kuşatmanın farkında mı diye sormalıyız? Kendi coğrafyamızda huzur bulmamız Filistin’in özgürlüğüne bağlıdır. Küresel elitlerin bu kanlı oyunu durdurulmazsa sıra bize gelecektir. Şüpheci bir yaklaşımla bu süreci derinlemesine analiz etmeliyiz. Geleceğimiz bu emperyalist saldırılara karşı göstereceğimiz dirence bağlıdır.
SADİ ÖZGÜL
