Öküz B*kunu Altın Diye Yutturmak

WEF’in Rusya Oyunu

Dünya Ekonomik Forumu Doğu’da yükselen bir tehdit olmuştur. WEF Rusya’daki oligarkların yükselişi ve ülkenin geleceğini şekillendirmede etkili bir faktör olmuştur. WEF küresel işbirliğini teşvik ederek ve çeşitli sektör liderleriyle diyalog kurarak Rusya’nın ekonomik ve politik yapısında önemli bir rol oynamıştır. Ancak WEF Rusya devlet başkanı Putin’e net muhalif duruş sergilemesinden dolayı Davos’taki etkinliklere katılımını yasakladığı da bilinmektedir.

1996’da düzenlenen Dünya Ekonomik Forumu’nda Rusya’nın piyasa ekonomisine geçişi sırasında büyük servetler kazanan oligarklar Rus heyetinin büyük bir bölümünü temsil ediyordu. Bu oligarklar Boris Yeltsin’in yeniden seçilmesi için finansal destek sağlamak ve ülkenin geleceğini şekillendirecek stratejiler üzerinde çalışmak üzere özel toplantılarda bir araya geldi. Boris Berezovsky liderliğindeki bu grup Yeltsin’in o yılki seçim zaferini pekiştirmede kilit bir rol oynadı.

Yeltsin’in Kanlı Darbesi

Rusya Devlet Başkanı Boris Yeltsin ekmek kuyruklarındaki vatandaşları görmezden gelerek radikal reformların süreceğini duyurdu. Yardımcısı Rutskoy ise bu reformları ekonomik soykırım olarak nitelendirdi. Yeltsin muhalefeti bastırmak için parlamentoyu topçu ateşiyle hedef alacaktı. Ekonomik çöküş ve milyonlarca insanın işsiz kalması sonucunda Yeltsin’e karşı bir siyasi hareket doğdu.

Parlamentoda iki farklı grup ortaya çıktı. Yeltsin muhalifleri onu görevden almak için ardı ardına önergeler sundular. 21 Eylül 1993’te Yeltsin televizyona çıkarak parlamentoyu feshettiğini ve yeni seçimlere kadar ülkeyi özel yetkilerle yöneteceğini açıkladı. ABD tarafından övülen demokrat Yeltsin muhalefetin baskısına dayanamayarak parlamentoyu feshettiğini ilan etti ve ertesi gün Rus Parlamentosu yine de toplandı.

Özelleştirme Yağması Başladı

Parlamento Yeltsin’i görevden alıp yerine yardımcısını atadı. Rusya tehlikeli bir siyasi krizin eşiğine gelmişti. Moskova sokakları on binlerce insanın akınına uğradı. Meydanlar Yeltsin karşıtı sloganlarla yankılanıyor halk parlamentoyu savunuyordu. Yeltsin ordunun ve güvenlik güçlerinin desteğiyle 4 Ekim 1993’te Beyaz Saray olarak bilinen Rus Parlamentosu’na top ateşi açtı. Dünya televizyonları bu olayı canlı yayınladı. ABD Başkanı Bill Clinton ise Yeltsin’in eylemini demokrasiyi savunma olarak nitelendirdi.

Yeltsin Parlamento’nun baskısından bir yıl sonra Aralık 1994’te Çeçenistan’a askeri müdahalede bulunarak işgal etti. Moskova’nın kontrolünde özerk bir cumhuriyet oluşturmaya çalıştı fakat Çeçenlerin direnişi karşısında geri adım atmak zorunda kaldı ve iç politikada zor duruma düştü. IMF’ye boyun eğmiş Rusya’nın 1995’te dış borçları büyük ölçüde arttı.

Oligarkların Seçim Operasyonu

Hem bu borçları ödemek hem de Rusya‘daki yeni zengin iş insanlarının 1996 başkanlık seçimlerinde desteğini kazanmak için Yeltsin yeni bir özelleştirme dalgası başlattı. Rusya’nın en büyük fabrika ve işletmelerinin hisselerini yeni ortaya çıkan Rus bankalarına düşük fiyatlarla sattı. Bu hisseleri ele geçiren oligark olarak adlandırılan ve çoğunluğu Yahudi kökenli olan iş insanları ulusal medya ve bankaların sahipleri haline geldiler.

Boris Yeltsin’in ikinci kez Rusya Devlet Başkanı olarak seçilme hikayesi gerçekten ilginç bir döneme işaret ediyor. 1995 yılında iki kalp krizi geçiren ve alkol bağımlılığı ile mücadele eden Yeltsin 17 Aralık 1995’teki parlamento seçimlerinde beklenmedik bir şekilde ağır bir yenilgiye uğradı. Desteklediği Vatanımız Rusya Partisi yalnızca yüzde 12,2 oy alırken Gennady Zyuganov liderliğindeki Rusya Federasyonu Komünist Partisi yüzde 34,9 oy alarak seçimleri kazandı.

Amerikalı Danışmanlar Devrede

Bu sonuçlar Haziran 1996’daki devlet başkanlığı seçimlerinin Komünist lider Zyuganov tarafından kazanılacağına dair genel bir beklenti oluşturdu. Ancak Şubat 1996’da Yeltsin bir dönem daha başkanlık için yarışacağını ve Haziran seçimlerine katılacağını açıkladı. Yeltsin’in karşısında Komünist Parti lideri Genadi Zuganov ve General Aleksandr Lebed gibi iki güçlü rakip bulunuyordu. Yeltsin’in adaylığını ilan etmesinin ardından yapılan anketler şöyleydi.

Genadi Zuganov yüzde 50-55, General Lebed yüzde 30-35, Başkan Yeltsin yüzde 2-8. Yeltsin ekonomiyi IMF’ye bırakarak Rusya’nın yeraltı ve yerüstü kaynaklarını özelleştirme bahanesiyle peşkeş çekerek ve halkı işsizlikle karşı karşıya bırakarak halk nezdinde itibarını kaybetmişti. Alkol bağımlılığı ciddi sağlık problemleri ve dengesiz davranışları da onun popülaritesinin düşmesine katkıda bulunmuştu.

Seçim Hileleri ve Manipülasyon

Kamuoyu anketlerindeki olumsuz sonuçları gören Yeltsin destekçileri endişeye kapıldı. Özellikle özelleştirmelerden milyarlarca dolar kazanan oligarklar panik halindeydi. Bu kişiler Yeltsin’i başkanlık seçimlerini iptal etmeye zorladılar ve açıkça seçimlere gerek yok ülkeyi bir diktatör gibi yönetin teklifinde bulundular. Bu öneriyi yapanlar ABD tarafından desteklenen ve övülen Rusya’nın yeni demokratik yüzleri arasındaydı.

Yeltsin kendisine verilen öğüdü dinlemedi. Seçim kampanyası için ekip yenilendi. Liderliğe Tatyana ve özelleştirme sürecinin arkasındaki isim Çubais getirildi. Çubais bankerler ve medya patronlarından oluşan bir ekip oluşturarak hızla çalışmaya başladı. Medya patronları Yeltsin lehine sürekli propaganda yapacak bankerler ise kampanya için finansal destek sağlayacaktı.

Öküz B*kunu Altın Diye Yutturdular

Özelleştirme sırasında büyük kazançlar elde eden Yahudi asıllı Rus iş insanları aracılığıyla ABD’den destek talep ettiler. Açıkçası Amerikalıların gelip seçimi kazanmalarını sağlamalarını umuyorlardı. Amerikan yönetimi George Gorton Dick Dresner ve Joe Shumate gibi deneyimli üç siyasi danışmanı Moskova’ya gönderdiğini açıkladı. Bu üç Amerikalı danışman Moskova’ya hızla vararak kampanyaya destek olmak üzere çalışmaya koyuldular.

Üç Amerikalı uzmanın ilk önerileri şu oldu. Yeltsin’in rakipleri üzerine medya sürekli yalan haberler yayacak çamur ve iftira atacaktı. Yeltsin’in ekibi bu taktiğe karşı çıktı. Yalan söylenmeyecek iftira atılmayacak dürüstlük ön planda olacaktı. Ancak Amerikalıların cevabı netti. Seçimi kazanmak istiyorsanız bizim önerdiğimiz stratejiyi izleyeceksiniz. Dürüstlük ile seçim kazanılmaz.

İkinci Tur Manipülasyonu

16 Haziran 1996’da gerçekleşen başkanlık seçimlerinde katılım oranı yüzde 70 idi ve alınan sonuçlar şöyleydi. Yeltsin yüzde 35, Zuganov yüzde 32, Lebed yüzde 14,5. Başkanlık için ilk turda kimse seçilememiş olsa da Yeltsin için bu sonuçlar büyük bir zafer anlamına geliyordu. Birkaç ay önce kamuoyu desteği sadece yüzde 5 iken bu oran adeta büyülü bir dokunuşla yüzde 35’e yükselmişti.

Üç Amerikalı uzman görevlerine hızla başladılar. Yolun yarısını başarıyla tamamlamışlardı fakat şimdi kritik hamleyi yapmaları gerekiyordu. Yeltsin’e hızla bir strateji sundular. İlk turda yüzde 14,5 oy alan Lebed’e reddedemeyeceği bir teklif yapın ve onun ikinci tura katılmasını engelleyin. Seçimin ilk turundan iki gün sonra 18 Haziran 1996’da Başkan Yeltsin Amerikalı uzmanların tavsiyesini uyguladı ve Lebed’i Rusya Federasyonu Güvenlik Konseyi Sekreteri olarak atadı.

Yeltsin İkinci Kez Seçildi

Lebed’in yarıştan çekilmesiyle alan Yeltsin ve Zuganov’a açılmıştı. Üç Amerikalı danışman Zuganov’a karşı kampanyayı hızla başlattı. Medya her gün ve gün boyunca sürekli olarak belirli sloganları yineleyerek bu kampanyayı destekledi. Zuganov’a verilecek oylar Komünistleri tekrar iş başına getirecektir. Zugonov’u seçmek demek diktatör Stalin’i diriltmek demektir. Zuganov’a verilecek oylar demokrasinin sonu özgürlüklerin sonu olacaktır.

Seçimin ikinci turuna bir hafta kala Yeltsin bir kalp krizi daha geçirdi. Medya üç Amerikalı uzmanın tavsiyesiyle Yeltsin’in aşırı yorgunluktan dolayı grip olduğunu duyurdu. Yeltsin’e kimse yaklaştırılmadı fotoğrafı çekilmedi görüntüsü yayınlanmadı. Bu durum ustalıkla yönetildikten sonra 3 Temmuz 1996’da başkanlık seçiminin ikinci turu yapıldı. Yüzde 69 katılım oranıyla gerçekleşen seçimde Yeltsin yüzde 53,8, Zuganov yüzde 40,3 oy aldı.

IMF Paraları Oligarklara Aktarıldı

Üç Amerikalı uzman medya ve özelleştirme vurguncusu oligarkların desteğiyle Rus halkına öküzün b*kunu altın diye yutturmayı başardı. Boris Yeltsin Rusya’nın devlet başkanı olarak ikinci kez seçildi. Yeltsin’in ikinci dönem başkanlığından sonra IMF’den 40 milyar dolar borç alındı fakat bu para devlet hazinesine girmek yerine Yeltsin’in kızı Tatyana ve Yeltsin’i destekleyen özelleştirme vurguncusu oligarkların Amerika ve Avrupa’daki banka hesaplarına aktarıldı.

Bu gerçek hikaye 2002’de Amerika’da çekilen Spinning Boris adlı filme ilham kaynağı oldu. Türkçe’ye Boris Yeltsin’in Rus Halkına Sunumu olarak çevrilebilir. Davos İsviçre’de bulunan ve küresel elitlerin çıkarlarını koruma ve genişletme merkezi olarak uzun süredir hizmet veren bir şehirdir. Dünya Ekonomik Forumu’nun en üst düzey yönetim organı finans dünyası ve küresel finansal yönetimden temsilcilerle doludur.

Küresel Aldatmaca Devam Ediyor

Bu tür aldatmacalar sadece Rusya’da değil dünya genelinde de sahnelenmeye devam ediyor. Dünya Ekonomik Forumu’nun kadrosunu incelediğimizde bu tür aldatmacaların arkasında WEF’nin de olduğu ortadadır.

Önemli banka ve düşünce kuruluşlarından Mukesh Ambani Herman Gref Ernesto Zedillo ve Mark Carney gibi yönetim kurulu üyeleri de burada görev almaktadır. Avrupa Merkez Bankası Başkanı Christine Lagarde Fransa maliye bakanlığı ve IMF başkanlığı görevlerinde bulunmuş ve Bilderberg toplantılarına katılarak güçlü bir geçmişe sahip olmuştur.

Küresel elitler seçim manipülasyonlarını sadece Rusya ile sınırlı tutmuyorlar. Dünyanın her yerinde benzer taktikler kullanarak halkları yönlendiriyorlar. WEF bu operasyonların merkezi konumunda yer alıyor. Türkiye gibi ülkelerde de benzer senaryoların uygulanması riski bulunuyor. Halkımız bu tehlikenin farkında olmalı ve gereken direnci göstermelidir.

YORUMCALAR