Kanapiçe Koyunda Er Musa İçin Emperyalizmin Suratına İnen Tokat
Ege sularının derinliklerinde saklanan sırlar aslında her zaman oradaydı. 14 Temmuz 1934 günü Kuşadası kıyılarına yanaşan o tekneler sadece asker taşımıyordu. Beraberinde koca imparatorluğun küstahlığını getiriyordu. Kanapiçe Koyu o gün sadece barut kokusuna değil haysiyet mücadelesine şahitlik etti.
Balıkesirli Er Musa karşısındaki devasa güce bakmadan tetiği çekti. Küresel sistemin çarklarına çomak soktu. İngiliz subayının yere serilmesi güneşin batmadığı iddia edilen o karanlık imparatorluğun suratına inen tokat niteliğindeydi. Mevcut düzenin efendileri Anadolu’nun bağrından çıkan şu askerin direnç göstermesini hazmedemedi.
Sınır Hattında Patlayan Kurşun Ve Sahte Barış Maskeleri
İngiliz denizciler izinsizce karaya ayak bastığında karşılarında vatanın ta kendisini buldular. Er Musa dur emrini verdiğinde aslında tarihin akışını değiştiriyordu. İngiliz kibri yeni kurulmuş devletin askerini küçümseme hatasına düştü. Kaçmaya yeltendikleri an patlayan tüfek sesi emperyalizmin dokunulmazlık zırhını delip geçti.
Olayın ardından Kuşadası Limanı’na demirleyen savaş gemileri sadece ölülerinin hesabını sormaya gelmemişti. Amaçları Anadolu topraklarında hala istedikleri gibi at koşturup koşturamayacaklarını test etmekti. Kaymakam Dilaver Argun’un makamına giren o kibirli subaylar karşılarında dik duran Cumhuriyet iradesini görünce şaşkına döndüler.
Diplomatik Kibir Karşısında Çelikten İrade Ve Seferberlik
Ankara’ya ulaşan haberler devletin en tepesinde sarsılmaz kararlılıkla karşılandı. Atatürk olayı öğrendiği an tavizsiz duruşunu sergiledi. Türk askeri görevini yapmıştır diyerek Balıkesirli Musa’nın feda edilemeyeceğini tüm dünyaya ilan etti. Gerekirse İngiltere ile savaşın göze alınması milli güvenlik doktrininin ifadesiydi.
Ege bölgesinde ilan edilen kısmi seferberlik emperyalist güçlerin hesaplarını altüst etti. Balıkesir ve Afyon’dan yola çıkan kolordular vatan toprağının bedelinin kanla ödeneceğini gösterdi. İngiliz donanması karşılarındaki gücen blöf yapmadığını anlayınca o meşhur kibirlerini bir kenara bırakıp nezaketle izin istemek zorunda kaldılar.
Modern Kuşatmalar Ve Görünmez Operasyonel Tehditler Analizi
Günümüzde Kanapiçe benzeri olaylar artık sadece tüfekle değil sinsi operasyonel planlarla yürütülüyor. Coğrafyamız üzerindeki olumsuz etkiler ekonomik ve sosyal kuşatmalarla derinleşiyor. Küresel güçler doğrudan namlu doğrultmak yerine toplumun sinir uçlarıyla oynayan gizli ajandalar uyguluyor. Milli güvenlik sorunları her alanda karşımıza çıkıyor.
İnsanlık aleyhine yürütülen şu karanlık süreçte Er Musa’nın gösterdiği o sarsılmaz iradeye ihtiyaç duyuluyor. Bölgesel dengeler altüst edilirken perde arkasında dönen karmaşık dolaplar toplumları bilinçli farkındalık noktasından uzaklaştırmayı hedefliyor. Her yanımız kuşatılmışken sessiz kalmak celladına aşık olmaktan farksızdır. Operasyonel akıl sızmaya devam ediyor.
Coğrafi Kaderin Karanlık Dehlizlerinde Bilinçli Farkındalık Hattı
Toplumumuz etrafını saran şu görünmez duvarları fark etmek zorundadır. Sınırlarımızda yaşanan her hareketlilik aslında yüzyıllık hesaplaşmanın devamı niteliği taşıyor. Bilinçli farkındalık kazanmak sadece haber okumak değil olayların arkasındaki operasyonel kodları çözmektir. Er Musa’nın tetiği bugün bizlere haysiyetin pazarlık konusu yapılamayacağını hatırlatıyor.
Küresel kabadayıların dize getirilmesi ancak tam bağımsızlık karakterine sahip fertlerle mümkündür. Karmaşık ve gizli operasyonel planların varlığı artık tartışma götürmez gerçektir. Harekete geçmek için beklemek sadece felaketi davet eder. Zihinlerin prangalarından kurtulması özgürlüğün ilk şartıdır. Bilinçli farkındalık karanlıkta yolunu bulmaya çalışan kitleler için pusuladır.
Küresel Efendilerin Sinsi Oyunları Ve Toplumsal Direnç
Dünya genelinde sahnelenen tiyatro aslında hepimizi köleleştirmeyi amaçlıyor. Kanapiçe’de patlayan o tek kurşun bugün dijital dünyada verilerimizle ve sokakta ekmeğimizle sınanıyor. Küresel efendiler toplumları manipüle ederek kendi çıkarlarına hizmet ettiriyor. Milli kimliğimizi yok etmeye çalışan şu saldırılar İngiliz gemilerinden daha tehlikelidir.
Düşman artık görünmüyor ve içimize sızıyor. Dedikodular ve yalan haberlerle zihinler bulandırılıyor. Bilinçli farkındalık şu sinsi saldırılara karşı en büyük kalkanımızdır. Toplumsal direnç göstermeyen milletler tarihin tozlu sayfalarında yok olup gitmeye mahkumdur. Er Musa’nın torunları olarak haysiyetimizi korumak için her türlü bedeli ödemeye hazır olmalıyız.
SADİ ÖZGÜL
_________________________
Kaynaklar:
a-Halit Çapın-Kanapiçe Olayı,Silahlı Kuv. Dergisi, Ocak 2005 Sayısı,
b-Tümamiral Cem Gürdeniz’in “Türk Dış Siyasetinde Deniz Gücü’nün Rolü” makalesi.
