AB’nin İlaç İmparatorluğu Dünyayı Sarsıyor
Avrupa Birliği, küresel ilaç ve aşı ticaretinin üçte birini kontrol eden devasa bir güç haline geldi. Almanya başta olmak üzere AB ülkeleri, bu sektörde dünya liderliğini elinde tutuyor. Yıllık 6 trilyon dolarlık ihracat rakamları, Avrupa’nın ekonomik gücünü gözler önüne seriyor. Özellikle aşı ve ambalajlı ilaçlarda %36’lık pazar payı, bu hakimiyeti kanıtlıyor.
Danimarka, İrlanda ve İtalya, ambalajlı ilaç ihracatında milyar dolarlık rakamlara ulaştı. Belçika ve Hollanda ise enerji ürünleri ihracatında öne çıkıyor. Fransa’nın uzay araçları, İtalya’nın ilaç sektöründeki liderliği, AB’nin çeşitliliğini gösteriyor. Bu ticaret ağları, küresel sağlık piyasasını derinden etkiliyor.
DSÖ ile AB’nin Gizli İttifakı
Avrupa Birliği, Dünya Sağlık Örgütü’nün en büyük finansörü olarak konumunu güçlendiriyor. 2011’de başlatılan Evrensel Sağlık Kapsamı Ortaklığı, AB’nin DSÖ üzerindeki etkisini artırdı. 2022’de ek 138 milyon Euro katkı sağlayan AB, toplamda 306 milyon Euro destek verdi. Bu finansal güç, küresel sağlık politikalarını belirlemede kilit rol oynuyor.
AB ve DSÖ, koronavirüs pandemisi sonrası işbirliğini daha da sıkılaştırıyor. İlaç erişimi ve tropikal hastalıklar için ortak çalışmalar yürütülüyor. TEI projesi kapsamında 24,5 milyon Avro bütçe ayrıldı. Yeşil ve dijital politikalar hedeflenirken, asıl amaç farklı olabilir. Bu işbirliği, küresel sağlık yönetimini AB lehine değiştiriyor.
Küresel Elitlerin Nüfus Planı
Küresel elitler, ilaç şirketleri, BM, DSÖ ve WEF, dünya nüfusunu azaltma hedefiyle birleşti. “Tek Sağlık” sistemine geçiş, Büyük Sıfırlama’nın bir parçası olarak görülüyor. Bu plan, insanlığı kontrol altına alma amacı taşıyor. İlaç ve aşı satışlarından elde edilen gelirler, bu projeleri finanse ediyor.
Güney Yarım Küre ülkeleri, bu planın hedefi haline geldi. İlaç ve aşı satışları üzerinden kazanç sağlanırken, bu ülkeler borçlandırılıyor. Borç ve faiz yükü altında ezilen devletler, bağımsızlıklarını kaybediyor. Bu sistem, küresel eşitsizliği derinleştiriyor.
İlaç İhracatında AB Hakimiyeti
2022’de küresel ambalajlı ilaç pazarı 460 milyar dolar değerine ulaştı. Almanya, İsviçre, ABD, İrlanda ve İtalya, en çok ilaç ihraç eden ülkeler arasında yer aldı. Aşı ihracatında ise İrlanda, Belçika, ABD, İsviçre ve Almanya öne çıktı. Bu beş ülke, küresel aşı ihracatının %70,2’sini gerçekleştirdi.
AB’nin 283,9 milyar dolarlık ihracatı, küresel ticaretin %36’sını temsil ediyor. Farmasötik ürünler, AB ticaretinin önemli bir bölümünü oluşturuyor. Bu hakimiyet, sağlık sektöründe AB’nin etkin rolünü kanıtlıyor. İlaç ve aşı ticareti, Avrupa’nın ekonomik gücünün temel taşı haline geldi.
Büyük Sıfırlama’nın Gerçek Yüzü
Büyük Sıfırlama, küresel elitlerin kontrol mekanizması olarak ortaya çıkıyor. İlaç şirketleri ve uluslararası kuruluşlar, bu planı uygulamaya çalışıyor. Dünya nüfusunu azaltma hedefi, insanlık için büyük bir tehdit oluşturuyor. “Tek Sağlık” sistemi, bireysel özgürlükleri kısıtlayıcı bir yapıya dönüşebilir.
Bu süreçte, Güney Yarım Küre ülkeleri en büyük zararı görüyor. Borçlandırılan devletler, ekonomik bağımsızlıklarını kaybediyor. İlaç ve aşı satışlarından elde edilen karlar, küresel elitlerin servetini artırıyor. Bu sistem, adaletsiz bir dünya düzenini pekiştiriyor.
Karşı Duruş Şart Oluyor
Küresel elitlerin planlarına karşı uyanış gerekiyor. Hükümetler ve toplumlar, bu tehdidin farkına varmalı. DSÖ, WEF ve büyük ilaç şirketlerine karşı sert bir duruş sergilenmeli. Pasif kalmak, geleceği tehlikeye atmak demektir. Bu mücadele, özgürlüklerin korunması için elzemdir.
İlaç ve aşı ticaretindeki hakimiyet, sorgulanmalı. AB’nin DSÖ üzerindeki etkisi, şeffaf olmalı. Büyük Sıfırlama planları, kamuoyuyla tartışılmalı. Bu konularda sessiz kalmak, insanlığın geleceğini riske atar. Aktif bir direnç, tek çıkış yolu olarak görülüyor.
YORUMCALAR

One thought on “DSÖ’nün Finasörleri Bitmek Bilmiyor”
Comments are closed.