Gökyüzündeki Zehirli Yağmur
Atmosfere kimyasal püskürtme operasyonları, dünya genelinde aktivistlerin gerçeği açığa çıkarma çabalarına rağmen her geçen gün daha da yoğunlaşmaktadır. Franken Skies belgeseli, güneş jeomühendisliği ve chemtrail konusunu tüm çıplaklığıyla ortaya koyarak insanlığa karşı işlenen bu suçu belgelemektedir. Eski FBI ajanı Ted Gunderson ve fizikçi David Keith gibi isimlerin yer aldığı bu film, 1930’lara dayanan jeomühendislik deneylerinin karanlık tarihini gün yüzüne çıkarmaktadır.
Sosyal mühendislikle şekillendirilmiş nüfus, askeri-endüstriyel kompleksin etkisi altında kimyasal bulut oluşumunu normalleştirmeye çalışmaktadır. Atmosfere chemtrail spreyi sıkarak yapılan bu operasyonlar, aslında insanlığı kontrol altına almanın en etkili yöntemlerinden biri olarak kullanılmaktadır. Aktivistlerin ifşa çabaları boşa gitmemekte, ancak küresel güçlerin bu operasyonları gizlemek için ne kadar ileri gidebilecekleri herkesi şaşırtmaktadır.
İklim Mühendisliğinin Kanlı Tarihi
Franken Skies’in Haziran 2017’deki yayınlanmasından bu yana dünya çok değişti, ancak aerosol enjeksiyonları ve chemtrails hakkında hâlâ pek çok insan habersiz durumda. Bilgilendirilenlerin bir kısmı ise bunu uçuk komplo teorisi olarak görüp önemsemiyor, ancak jeomühendisliğin iklim değişikliğine bir çözüm olarak sunulması aslında büyük bir aldatmacadır. Bu operasyonlar, küresel ölçekte açığa çıkarılmalı ve failleri hesap vermelidir.
Belgesel, olağandışı hava olayları, hükümet deneyleri ve jeomühendislik ile ilgili bir dizi konuyu ele alarak gerçeğin ne kadar korkutucu olduğunu göstermektedir. Alışılmadık renkte bir gökyüzü ve garip bir koku görenler, chemtrails ve jeomühendislik gibi zehirli kimyasallarla yapılan hükümet deneylerinden şüphelenmektedir. Bu şüpheler, aslında haklı bir endişenin ifadesidir ve insanlığın geleceği için büyük bir tehdit oluşturmaktadır.
Askeri Deneylerin Korkunç Sonuçları
Videoda araştırmacıların yıldırım yangınlarını önlemek ve yağışları arttırmak için bulut tohumlama üzerinde çalıştıkları görülüyor, ancak bu çalışmaların arkasındaki gerçek amaç çok daha karanlıktır. Vietnam Savaşı sırasında Agent Orange gibi yaprak dökücülerin tartışmalı kullanımı, çevre ve insan sağlığı üzerindeki etkisiyle birlikte binlerce masum insanın ölümüne neden olmuştur. Bu deneyler, aslında insanlık karşıtı suçların en açık örnekleridir.
Stormfury Projesi ve Vietnam Savaşı sırasında çok gizli bir bulut tohumlama operasyonu olan Popeye Projesi, hava durumunu manipüle etmenin ne kadar tehlikeli olduğunu göstermektedir. Bu projeler, askeri amaçlarla kullanılmış ve doğal dengeyi bozarak insanlığın geleceğini tehlikeye atmıştır. Hükümetlerin bu tür deneyleri yapma hakkı yoktur ve bu operasyonlar derhal durdurulmalıdır.
Güneş Radyasyonu Yönetimi Tehlikesi
İnsan kaynaklı küresel ısınma konusundaki bilimsel fikir birliği sorgulanırken, güneş radyasyonu yönetimi gibi jeomühendislik teknolojilerinin uygulanmasının potansiyel sonuçları çok korkutucudur. Güneş jeomühendisliğinin fizibilitesi ve potansiyel uygulamaları, hava durumunu manipüle etmek için lazer kullanımı gibi teknolojiler, aslında insanlığı kontrol etmenin yeni yöntemleridir. Bu teknolojilerin potansiyel sağlık riskleri ve çevresel etkileri henüz tam olarak anlaşılmamıştır.
Uluslararası şirketlerin ve hükümetlerin hava modifikasyonuna katılımı, kamu bilinci ve şeffaflık çağrılarına rağmen gizli yürütülmektedir. Bu operasyonlar, insan haklarını ihlal etmekte ve çevresel karar alma süreçlerine katılımı engellemektedir. Hükümetler, bu operasyonları halktan gizleyerek demokratik değerleri ayaklar altına almaktadır ve bu durum derhal sonlandırılmalıdır.
Nanopartiküllerin Ölümcül Etkisi
Nikola Tesla ve Wilhelm Reich’ın çalışmalarına bakarak, enerji, eter ve bunun sağlık ve çevre üzerindeki etkileri hakkında yeni bir perspektif kazanmak mümkündür. Tesla, enerjinin iki karşıt güç arasındaki farktan yaratılabileceğini gösterirken, Reich bu enerjiyi çevreyi iyileştirmek için kullanarak daha fazla yağmur ve daha sağlıklı bitkiler elde etmiştir. Ancak bugün bu çalışmalar, tam tersi bir amaçla kullanılmaktadır.
Alüminyum ve baryum içeren jet contrails’in potansiyel tehlikeleri, bunama ve Alzheimer hastalığı riskinin artmasıyla doğrudan bağlantılıdır. Jeomühendisliğin zararlı etkileri, özellikle nanopartiküllerin püskürtülmesi ve bu işlemlerin elektromanyetik yönü, insan sağlığı için büyük bir tehdit oluşturmaktadır. İskoçya ve İtalya’daki tarihsel deneyler ve artan ölüm oranları, bu operasyonların ne kadar tehlikeli olduğunu kanıtlamaktadır.
Bilimsel Rejimin Büyük Yalanı
Dünya Meteoroloji Örgütü tarafından yapılan yeni bulut sınıflandırmaları, jeomühendislik ve uçaklardan güneşi yansıtan kimyasalların püskürtülmesini örtbas etmektedir. Bilimsel bir rejimin güneş radyasyonu yönetimi için bir yönetişim rejimi oluşturmaya çalıştığı ve insan hakları ile çevresel karar alma sürecine katılım konusundaki makalelerin reddedildiği iddia edilmektedir. Bu durum, bilimin nasıl manipüle edildiğini açıkça göstermektedir.
İzleyiciler gökyüzünü gözlemlemeye, kendilerini eğitmeye ve kendi kararlarını vermeye teşvik edilmelidir. Bu operasyonlar, ancak insanların uyanması ve birlikte mücadele etmesiyle durdurulabilir. Gökyüzündeki bu zehirli yağmurlar, aslında insanlığa karşı işlenen en büyük suçlardan biridir ve failleri mutlaka hesap vermelidir. Gerçeği öğrenmek ve mücadele etmek, herkesin görevidir.
YORUMCALAR
