Kenevir: İnsanlığın Göz Ardı Edilen Koruyucusu
Bilim dünyası, kenevir bitkisinin barındırdığı potansiyeli yeni yeni idrak etmeye başlamıştır. Yapılan bilimsel araştırmalar, bu “mucize bitkinin” insan sağlığı üzerindeki olumlu etkilerini her geçen gün daha net bir şekilde ortaya koymaktadır. Özellikle mikrobiyom ve endokannabinoid sistem (ECS) üzerindeki etkileri, kenevirin sadece bir bitki olmaktan öte, insan sağlığının temel taşlarından biri olabileceğini düşündürmektedir. Bu durum, modern tıbbın ve ilaç endüstrisinin kenevire olan ilgisini artırmakta, ancak aynı zamanda bu bitkinin geçmişten gelen önyargılarla nasıl göz ardı edildiğini de gözler önüne sermektedir.
Mikrobiyom: Vücudumuzdaki Gizli Evren
Her birimizin içinde ve üzerinde yaşayan trilyonlarca bakteri, mantar, protozoa ve virüs, mikrobiyomumuzu oluşturur. Bu karmaşık ekosistem, insan vücudu kadar hücre içerir ve insan genomundan 100 kat daha fazla genetik materyali kodlar. Sadece bağırsakta 1.000’e kadar farklı bakteri türü yaşar. Mikrobiyomun ruh halinden metabolizmaya kadar her şeyi etkileyen, insan sağlığında kritik bir rol oynadığı artık bilimsel bir gerçektir. Bağırsak içindeki mikrobiyota, obezite, kanser ve Parkinson ile Alzheimer gibi nörodejeneratif bozukluklarla ilişkilendirilmiştir. Bu gizli evrenin dengesi, genel sağlığımız için hayati öneme sahiptir.
Endokannabinoid Sistem: Köprü Görevi Gören Mekanizma
Mikrobiyomun insan sağlığı üzerindeki etkileri son yıllarda popüler hale gelmiş olsa da, endokannabinoid sistemin (ECS) rolü genellikle göz ardı edilmiştir. ECS, bakteriler ile beyin de dahil olmak üzere vücudun kendisi arasında bir köprü görevi görerek sinyalleri ileten simbiyotik bir ilişki içindedir. Ancak, disbiyoz olarak adlandırılan bağırsak mikrobiyomunun kronik dengesizliği, fiziksel ve zihinsel sağlığa ciddi zararlar verebilir. İnsanlar ve diğer hayvanlar, bağırsaklarındaki “böcekleri” diyetleri yoluyla etkilerler. Bu böcekler, yiyecekleri parçalamaya ve besin maddelerini vücut için daha uygun hale getirmeye yardımcı olur.
Kenevir ve Bağırsak Sağlığı İlişkisi
Çığır açan araştırmalar, ECS aracılığıyla sadece egzersiz ve belirli farmasötikler yoluyla değil, aynı zamanda kenevir tüketimi yoluyla da bağırsak mikrobiyomumuzu etkilediğimizi göstermiştir. Bağırsak mikrobiyotası ve endokannabinoid sistem arasındaki etkileşimler ilk olarak 2010 yılında araştırılmıştır.
Belçikalı bir araştırma ekibi, obez farelerin bağırsak mikrobiyomunu prebiyotikler yoluyla değiştirmenin, yağ dokusunda ECS ekspresyonunu değiştirdiğini ve lipit metabolizması üzerinde olumlu etkiler gösterdiğini ortaya koymuştur. 2015 yılında Kanada’daki araştırmacılar, yüksek yağlı bir diyetle beslenen farelere günlük bir doz tetrahidrokanabinol (THC) uyguladıklarında, hayvanların bağırsak mikrobiyom sağlığının 3 ila 4 hafta sonra düzeldiğini gözlemlemişlerdir.
Bilimsel Kanıtlar ve Gelecek Perspektifleri
Kenevir kullanımının insan bağırsağı mikrobiyomu üzerindeki etkilerini araştıran çalışmalar devam etmektedir. 2017’de yapılan bir çalışma, ömür boyu kenevir suşlarını kullanan ve kullanmayan kişiler arasında önemli farklılıklar bulmuştur. Kenevir kullanıcıları, daha yüksek kalori alımıyla ilişkili bakteri popülasyonlarına sahipken, daha düşük BMI değerlerine sahipti. 2018’de yapılan başka bir araştırma, HIV pozitif bireylerde kenevir kullanımının, obezite ile bağlantılı iki bakteri türünün bolluğunun azalmasıyla ilişkili olduğunu göstermiştir. Bilim adamları hala detayları anlamaya çalışsalar da, endokannabinoid sistemin bağırsaktaki bakterilerle doğrudan ve çift yönlü etkileşime girerek mikrobiyomun aktivitesini ve yapısını etkilediğine dair kanıtlar birikmektedir.
Kenevirin Enflamasyon Üzerindeki Etkisi
Quebec’teki Laval Üniversitesi’nden Cris Silvestri, ilaç endüstrisinin bu konuyu aktif olarak araştırdığını belirtmektedir. Silvestri, önümüzdeki beş yıl içinde doğrudan bağırsak mikrobiyomunu ECS aracılığıyla değiştirmek için kullanılabilecek pro- veya post-biyotiklere işaret edecek cevaplar üretilebileceğini söylemektedir. Haziran 2020’de yayınlanan bir çalışmada, Güney California Üniversitesi’nden Nagarkatti ve meslektaşları, bir tür akut solunum sıkıntısı sendromundan (ARDS) etkilenen farelere THC verilmesinin durumu durdurabileceğini göstermiştir. ARDS, COVID-19 hastalarının küçük bir yüzdesinde görülen ve genellikle ölümcül olan bir sitokin fırtınası sonucudur. Nagarkatti, THC’nin fareleri iyileştirdiğini ve kısa sürede toparlanıp sağlıklı koştuğunu belirtmiştir.
Kronik Enflamasyon ve Kenevir
Nagarkatti’nin laboratuvarı, THC ve CBD kombinasyonuyla yapılan tedavinin, farelerde bağırsak mikrobiyomunu iltihaplanmayı azaltacak şekilde değiştirdiğini ve otoimmün hastalıklar için endike olduğunu göstermiştir. Nagarkatti, “Kolonda ve sistemik olarak enflamasyonu bastırmak, her türlü hastalığı önlemek için çok önemlidir ve elzemdir! Çünkü şu anda enflamasyon, yalnızca otoimmün hastalıkların değil, kardiyovasküler ve nörodejeneratif hastalıklar, TSSB, Alzheimer, Parkinson, Demans, Nöropati, Kanserler, Covid-19, obezite gibi her şeyin altında yatan neden olarak kabul edilmektedir” demektedir. Nagarkatti’nin laboratuvarı ayrıca, farelerde THC tedavisinin, faydalı Lactobacillus cinsinde artan bakteri seviyelerine yol açtığını da göstermiştir.
Geleceğin İlacı: Kenevir
Sonuç olarak, kenevirden elde edilen kannabinoidler, saha çalışmalarında çok olumlu sonuçlar vermiştir. İlaç firmaları da bu bulguları bir seviye üzerine taşımak için Ar-Ge çalışmalarına devam etmektedir. Ufukta, beyin-bağırsak reseptörlerinin kannabinoidler ile aktivasyonu (CB1-CB2) sağlandıkça, kronik enflamasyon dahil olmak üzere birçok rahatsızlığın önüne geçilebileceği görülmektedir. Kenevir, insan sağlığı için göz ardı edilemeyecek bir potansiyel taşımakta ve gelecekte birçok hastalığın tedavisinde kilit rol oynayabilir.
DR. ERDEM ULAŞ
ASAM Kenevir Enstitüsü Bşk.
