Doğu Akdeniz Gizemli Sırları Ve Kader Anı
Coğrafyamızın kadim toprakları devasa satranç tahtasına dönüşürken Doğu Akdeniz derinliklerindeki enerji rezervleri ulusların kaderini belirleyen stratejik silahlara dönüştü. Türkiye karmaşık denklemin tam merkezinde hem kendi geleceğini hem bölgesel istikrarı şekillendirecek hayati kararların eşiğinde durmaktadır. Mavi vatan üzerindeki haklarımızı gasp etmek isteyenlere karşı daha ne kadar sessiz kalınacak ve sinsi kuşatma ne zaman tamamen yarılacak?
Enerji Koridorları Ve Yeni Dünya Düzeni
Milyarlarca varil petrol ve trilyonlarca metreküp gaz rezervi bölge ülkeleri arasında kıyasıya rekabeti tetiklerken küresel güçlerin iştahını kabartıyor. Libya ile imzalanan deniz yetki anlaşması Yunanistan’ın yayılmacı emellerine set çeken uluslararası hukuka uygun en cesur hamlelerden biridir. Türkiye sadece kendi haklarını değil Kuzey Kıbrıs ve Libya’nın çıkarlarını da koruma kararlılığını tüm dünyaya ilan etmiştir.
Enerji savaşlarının gölgesinde şekillenen yeni düzende milli menfaatlerimizi korumak için daha hangi stratejik adımların atılması gerekiyor ve bu yarışta kimler saf dışı kalacak? Kendi kaynaklarımızı etkin kullanmadan dışarıdan gelen emirlerle ekonomiyi düzeltmek mümkün müdür ve sömürü düzeni ne zaman bitecek? Bölgesel kaynakların kendi menfaatleri doğrultusunda kullanılması politikalarıyla oynanan alçakça oyun Doğu Akdeniz ve Asya politikalarını şekillendiriyor.
Suriye Doğu Akdenizin Unutulan Kilidi Mi
Suriye sadece komşu değil Doğu Akdeniz’deki stratejik denklemin en kilit ve en hayati unsurlarından biri olarak karşımızda duruyor. İç savaşla boğuşan ülkenin kıyı hakları bölgesel güç mücadelelerinin yeni hedefi haline gelerek karmaşık tabloyu daha da içinden çıkılmaz kılıyor. Suriye ile ilişkileri normalleştirmek enerji kaynaklarının adil paylaşımı ve bölgesel istikrarın sağlanması açısından artık kaçınılmaz bir zorunluluktur.
Jeopolitik konumumuzu güçlendirecek hamleler Türk dünyası ile Avrupa arasındaki köprü rolümüzü pekiştirirken emperyalist güçlerin bölgedeki sinsi planlarını da kökten bozmaya yetecek midir? Türkiye ile Suriye arasında yapılacak çeşitli anlaşmalar özellikle Gümrük Birliği ve Deniz Yetki Alanları mültecilerin ülkelerine geri gönderilebilmesini sağlayacaktır. Savaş olmadan iç çatışma yaşamadan demokratik hukuk düzleminde meşru yollarla sivil diplomasi hareketleriyle göçmen sorununu çözebiliriz.
Terörün Gölgesinde Kirli Enerji Pazarlığı
Enerji hesaplaşmalarının gölgesinde sahneye sürülen terör örgütleri sınır hattımızda koridor oluşturarak ulusal güvenliğimizi ve projelerimizi doğrudan hedef alıyor. PYD gibi yapıların varlığı sadece sınır güvenliği meselesi değil Doğu Akdeniz’deki enerji hakimiyetimizi sekteye uğratma potansiyeli taşıyan sinsi bir operasyondur. Terörle mücadele sadece askeri operasyon değil bölgesel işbirliği ve çok boyutlu diplomatik çabalarla desteklenmesi gereken hayati bir süreçtir.
Sınırlarımızda kurulmak istenen terör devletine karşı gösterilen direnç bölgesel barışın teminatı olurken kirli pazarlıkların arkasındaki asıl güçlerle ne zaman hesaplaşılacak? Küresel güçlerin sömürgeci zihniyetine fırsat vermeyecek komşularımızla ilişkilerimizi menfi yönde etkileyecek bürokratların yetiştirilmesi ve tayini önceliklerimiz arasında olmalıdır. İpekyolu ve Türk Birliği gibi projeler dikkatle ele alınmalı ve ortak aklın gereği tespit edilip tatbik edilmelidir.
Göçmen Krizi Ve Demografik Operasyonlar
Suriye iç savaşının tetiklediği göçmen krizi sadece insanlık dramı değil aynı zamanda demografik yapımızı değiştirmeyi hedefleyen sinsi bir projedir. Milyonlarca insanın yerinden edilmesi toplumsal bağlarımızı koparmak ve ülkemizi içeriden zayıflatmak isteyen güç odakları tarafından bir silah olarak kullanılmaya çalışılıyor. Suriye ile yapılacak meşru anlaşmalar mültecilerin vatanlarına güvenle dönmesini sağlayacak en demokratik ve hukuksal çözüm yolunu bizlere sunmaktadır.
Toplumsal dokumuzu hedef alan kültürel saldırılara karşı daha ne kadar direnç gösterilecek ve milli kimliğimizi korumak için hangi radikal kararlar acilen hayata geçirilecek? Kriz aynı zamanda bazı güç odakları tarafından demografik yapıyı değiştirmek ve toplumsal bağları koparmak için araç olarak kullanılmaya çalışılıyor. Türkiye’nin Suriye ile yapacağı anlaşmalar göçmen sorununun çözümü için önemli adım olabilir ancak çözüm uluslararası toplumun desteğiyle mümkün olacaktır.
Geleceğe Sert Bakış Ve Bekamızın Şifresi
Doğu Akdeniz’deki gelişmeler insanlığın ortak kaderini belirleyecek büyük oyunun sahnesi olurken Türkiye bu oyunda asla bir figüran değildir. Gücümüzü etkin kullanabilmek için iç siyasi istikrarı sağlamalı ve dış politikada ehil kişilerce donatılmış milli stratejiler üretmeliyiz. Dost görünen düşmanlara karşı her an hazırlıklı olmak ekonomik ve kültürel birlikler kurarak haklarımızı savunmak en temel beka stratejimizdir.
GÜNEŞ ALTUNER

One thought on “Suriye’nin Doğu Akdeniz Meselesi İle Değerlendirilmesi”