Virüs Maskeli Büyük Oyun Ve Ekonomik Soygun
Dünya görünmez bir düşmanla savaşma bahanesiyle eşi benzeri görülmemiş bir korku dalgasına kasten sürüklendi. Medya organları yeni varyantlar ve virüs tsunamisi manşetleriyle kitlelerin zihinlerini esir alarak büyük bir manipülasyon gerçekleştirdi. Bu süreç devlet hazinesini ve vatandaşın cebini hedef alan devasa bir soygunun sinsi perdesi oldu.
Yabancı sermayeli bankaların Türk halkının tapularını ve araçlarını yutması bu büyük oyunun en acı sonucudur. Maske ve mesafe üçgeniyle başlayan tiyatro aslında ekonomik bir çöküşün altyapısını hazırlamak için kullanıldı. Hakikati görmek için mikroskobik virüslerden ziyade cebimizden çalınan geleceğimize odaklanmalıyız. Acaba bu küresel soygunun sonu nereye varacak?
Ekonomik Yıkımın Gölgesi Ve Boğucu Faturalar
Propaganda makinesi virüs korkusu yayarken elektrik ve doğalgaz faturaları halkın boğazını her geçen gün daha fazla sıkıyor. Asıl salgın mikroskobik bir virüs değil hayat pahalılığı ve astronomik zamların yarattığı toplumsal yıkımdır. Esnaf ve üreticiler faturalarını ödeyebilmek için bankaların kucağına itilerek kredi çekmeye mahkum edildi.
Hizmet sektöründe bir aylık elektrik faturasının araba fiyatına denk gelmesi yaşanan trajedinin en çarpıcı kanıtıdır. Bankaların fatura ödeme kredileri sunması insanları ömür boyu sürecek bir borç esaretine sürüklemektedir. Toplumun her kesimi bu ekonomik kıskaç altında ezilirken gerçek sorunlar virüs masallarıyla örtülüyor. Bu absürt durum toplumsal bir cinnetin eşiğine geldiğimizi gösteriyor.
Benzin Kuyrukları Ve Zamların Yıkıcı Etkisi
Dünyanın en büyük enerji rezervlerine sahip olsak bile akaryakıt fiyatlarının düşmeyeceği algısı toplumda derin bir karamsarlık yaratıyor. Zamlar iğneden ipliğe her şeyin fiyatını artırarak halkı açlık ve yokluk tehlikesine adım adım yaklaştırıyor. Benzinliklerdeki kuyruklar karar mercilerinde halkın hala rahat olduğu yönünde tehlikeli bir yanılgı oluşturmamalıdır.
Sürekli artan maliyetler üretimi durma noktasına getirirken toplumsal çöküşün habercisi olan bir yoksulluk dalgası yayılıyor. Ekonomik sorunlar sadece rakamlardan ibaret olmayıp doğrudan insanların mutfağındaki ekmeği hedef almaktadır. Bu gidişatın sonu toplumsal huzuru kökten sarsacak büyük bir patlamaya doğru hızla ilerliyor. Milli servetimiz olan enerji kaynakları halkın refahı için kullanılmalıdır.
Gıda Krizi Ve Milli Hassasiyetlerle Uyutulma
Kira artışlarına getirilen sınırlamaların temel gıda maddelerine uygulanmaması mutfaktaki yangını her geçen gün daha da büyütüyor. Eskiden yeni mahsul çıktığında fiyatlar düşerken şimdi yeni ürünlere bile fahiş ek zamlar yapılıyor. Halk ise milli ve manevi hassas kavramlar üzerinden yürütülen kayıkçı kavgalarıyla kasten uyutulmaya devam ediliyor.
Süpermarket raflarındaki etiketler her saat değişirken toplumun temel ihtiyaçlarını karşılama gücü tamamen yok ediliyor. Din ve bayrak gibi kutsal değerlerin siyasi tartışmalara alet edilmesi gerçek ekonomik krizin üstünü örtmek içindir. Raflar boşalırken ve umutlar tükenirken halkın feryadı bu yapay gündemlerin arasında kaybolup gidiyor. Gerçek vatanseverlik halkın karnını doyurmak ve refahını sağlamaktır.
Plandemi Tiyatrosu Ve Siyasetin Derin Çıkmazı
Süreç dişinizi sıkın söylemleriyle başlamış ancak bugün halkın sıkacak hiçbir şeyi kalmamış ve her şeyi açıkta kalmıştır. Küresel çetenin uzantıları hala salgın söylemleriyle ülkeyi çökertme ve insanları eve hapsetme peşinde koşuyor. Türk halkı alım gücünün saatlik azaldığı bu süreçte siyasetçilere sandıkta çok güçlü bir hatırlatma yapacaktır.
Pandemi tiyatrosundan kaynaklanan tüm bu sıkıntıların ahı ülkeyi yönetenlerin ve bu oyuna alet olanların üzerinde kalacaktır. Siyaset vatandaşın derdine derman olma yeri olmalı ve yapay kavgalarla acil meseleleri asla geciktirmemelidir. Liyakatli ve feraset sahibi devlet adamlarına duyulan ihtiyaç her geçen gün daha da hayatileşiyor. İnsanların umudu biterse devletin bekası da büyük bir tehlikeye girer.
Uyanış Çağrısı Ve Geleceğe Sahip Çıkma
İnsanlık tarihin en büyük manipülasyonlarından biriyle karşı karşıya kalırken sessiz kalmak bu suça ortak olmak demektir. Virüs perdesi arkasında yürütülen bu ekonomik soygunun farkına varmalı ve geleceğimize kararlılıkla sahip çıkmalıyız. Küresel güçlerin ve yerli işbirlikçilerinin halkı yoksullaştırma planlarını bozacak tek güç bilinçli bir toplumsal iradedir.
BERKANT YÜKSELTÜRK

One thought on “Virüs Değil, Açlık ve Yokluk Öldürür !!”