Sağlıkta Devrim Masalıyla Mezara Yolculuk
Eczane rafları boşalırken halkın çaresizliği derinleşiyor. İstanbul Eczacı Odası Başkanı hasta kayıpları yaşanabilir uyarısıyla distopyayı müjdeliyor. Sağlıkta devrim masalları anlatılırken gerçekler acımasızca yüzümüze çarpıyor. Acaba mevcut yönetim zafiyeti kasten kurgulanan sinsi planın parçası mıdır? Türkiye ilaçsız geleceğe sürüklenirken sessiz kalınıyor.
Yerli Üreticiye Kurulan Bürokratik Tuzak
Yerli firmalar ruhsat süreçlerinde akıl almaz engellerle boğuşuyor. Yabancı şirketler kolayca onay alırken yerli üreticiler labirentlerde kayboluyor. Kurumlara ödenen fahiş danışmanlık ücretleri üreticinin belini büküyor. Şirketler ya kapanmaya ya fason üretime zorlanıyor. Stratejik sektördeki bağımsızlık adım adım yok ediliyor. Kimlerin çıkarları korunuyor ve kimler feda ediliyor?
Bürokratik engeller yerli sermayeyi piyasadan silmek için kullanılıyor. Yabancı sermayeye kırmızı halı serilirken milli imkanlar baltalanıyor. İlaç sektörü dışa bağımlı hale getirilerek savunmasız bırakılıyor. Kendi ilacını üretemeyen milletin geleceği karanlığa gömülüyor. İktidarın tercihleri halkın yaşam hakkını doğrudan tehdit ediyor. Milli güvenlik duvarları içeriden yıkılarak küresel güçlere alan açılıyor.
Küresel Tekellerin İnsafına Kalan Hayatlar
Yerli üretimin çöküşüyle yabancı firmalar piyasada tamamen tekelleşti. İstedikleri gibi fiyat belirliyor veya ilaçları piyasadan çekiyorlar. Halkın sağlığı küresel çetelerin insafına bırakıldı. Dış güçler masalıyla insanlar oyalanırken iktidar olanları izliyor. Patates depolarına baskın yapanlar ilaç depolarına neden dokunmuyor? Yabancıların gücü ülkenin bağımsızlığını gölgeleyerek halkı esir alıyor.
Gavur diye aşağılananların eline düşen millet tablosu çiziliyor. İlaç bulamayan hastalar hastane koridorlarında kaderine terk ediliyor. Tekellerin kâr hırsı insan hayatının önüne geçiyor. Devletin asli görevi olan sağlık hizmeti ticari metaya dönüştürüldü. İlaç krizi derinleşirken yetkililer pembe tablolar çizmeye devam ediyor. Halkın cebindeki son kuruş yabancı ilaç baronlarının kasasına aktarılıyor.
Borç Batağında Kaybolan Sağlık Bağımsızlığı
Türkiye borç batağına sürüklenirken ilaç politikaları derinden etkilendi. Borç verenlerin yerli ilaç üretmeyin talimatı gizlice uygulanıyor. Ekonomik bağımsızlıkla birlikte sağlık bağımsızlığı da kaybedildi. Sağlıkta devrim masalına inananlar kendi canlarından oluyor. İlaç krizi ülkenin geleceğini ipotek altına alan borç tuzağının sonucudur. Bağımlılık her geçen gün artarken kurtuluş yolları kasten kapatılıyor.
Ekonomik krizin faturası hastaların ilaçsız kalmasıyla ödeniyor. Dış borç yükü altında ezilen yönetim milli çıkarları savunamaz hale geldi. İlaç tedariği küresel finans merkezlerinin kontrolüne geçti. Kendi ilacını yapamayan devlet tam bağımsız sayılamaz. Halkın vergileriyle alınan ilaçlar yabancıların zenginleşmesine hizmet ediyor. Sağlık sistemi çökerken sorumlular koltuklarını koruma derdine düşmüş durumda.
Milli Güvenliği Tehdit Eden Gizli Planlar
İlaç krizi sadece ekonomik veya sağlık sorunu değildir. Milli güvenliği tehdit eden gizli operasyonların parçası olabilir mi? Yerli sanayinin bilinçli yok edilmesi stratejik bağımsızlığı hedef alıyor. Halkın sağlığının yabancılara bırakılması Türkiye’yi zayıflatma amacı taşıyor. Soruların cevapları ülkenin karanlık yüzünü aydınlatacaktır. Halkın bu oyunu fark etmesi ve aktörleri sorgulaması hayati önem taşıyor.
Stratejik ürünlerde dışa bağımlılık savaşsız teslimiyet anlamına gelir. İlaçsız bırakılan toplum direnç gösteremez ve kolayca yönlendirilir. Milli güvenlik sadece silahla değil sağlıkla da korunur. İktidarın yanlış politikaları ülkeyi savunmasız bir noktaya taşıdı. Gelecek nesillerin sağlığı bugünden satılarak karanlık ajandalar uygulanıyor. Bu ihanet sarmalından çıkmak için gerçeklerle yüzleşmek artık zorunluluk haline geldi.
İlaçsız Geleceğe Mahkum Edilen Türk Milleti
Sağlık sistemi alarm verirken yetkililer sessizliğini koruyor. Eczanelerde bulunamayan her ilaç halkın yaşam süresinden çalıyor. İthalat lobileri saray koridorlarında cirit atarken yerli üretici can çekişiyor. İktidarın öncelikleri halkın sağlığı değil yandaşların cebidir. Türkiye ilaç krizinin pençesinde kıvranırken çözüm üretilmiyor. Acaba bu sessizlik yaklaşan büyük felaketin habercisi midir? Millet kendi kaderine terk edilmiş vaziyette bekliyor.
SADİ ÖZGÜL
