Antalya Diplomasi Forumu’ndan Sızan Ürpertici Şok Gerçekler

Ortadoğu Satrancında Kirli Hamleler Ve Türkiye Ekseni

Antalya Diplomasi Forumu küresel siyasetin kirli çamaşırlarını ortaya döktü. Jeffrey Sachs tarafından yapılan açıklamalar bölgedeki kanlı oyunları netleştirdi. Batı medyasının gizlediği gerçekler artık saklanamaz boyuta ulaştı. Küresel güçlerin planları Türkiye üzerindeki etkileriyle ifşa edildi. Artık bu sinsi tezgahları bozma vakti geldi.

Suriye iç savaşı yıllardır Esad diktatörlüğü yalanıyla pazarlandı. Oysa bu durum Washington ve Tel Aviv patentli bir yıkımdır. Timber Sycamore kod adlı operasyonla rejim değişikliği hedeflendi. Obama döneminde ateşlenen fitil bölgeyi ateşe verdi. Siyonist çıkarlar uğruna terör grupları eğitilip halkın üzerine salındı.

Suriye Projesi Ve Siyonist Hegemonya Arayışları

Suriye’deki vahşet doğrudan Amerikan emperyalizminin ve yayılmacılığın ürünüdür. On dört yıldır süren savaş milyonlarca mülteci yarattı. Esad’ı devirmekten ziyade İsrail’in bölgesel gücünü pekiştirmek amaçlandı. CIA ve yerli piyonlar aracılığıyla terör grupları silahlandırıldı. Ortadoğu halkları küresel elitlerin kanlı senaryolarına kurban edildi.

İsrail bölgedeki planların merkezindeki saldırgan güç olarak duruyor. ABD ise bu suçlara mühimmat ve istihbarat desteği sağlıyor. Gazze’de yaşanan soykırım bu ortaklığın en acımasız örneğidir. Washington desteği olmadan İsrail bir gün bile ayakta kalamazdı. Küresel şer ekseni bölgenin iliğini kurutan kanser hücresidir.

Diplomasi Maskesi Ve Emperyalist Sabotaj Gerçeği

Uluslararası toplum kavramı kirli oyunları örtmek için kullanılan maskedir. Kofi Annan’ın barış planı bizzat ABD tarafından sabote edildi. İkiyüzlü politikalar yüz binlerce insanın daha ölmesine yol açtı. Gerçek diplomasi yerine CIA operasyonları dış politikaya yön veriyor. Dış müdahale bitmeden bölgeye huzur gelmesi imkansız görünüyor.

Emperyalist dayatmalar bölge halklarının kendi kaderini tayin etmesini engelliyor. Mevcut konjonktürde barış umutları bizzat küresel güçlerce dinamitleniyor. Yerli işbirlikçiler ise bu yıkım projesinde gönüllü taşeronluk yapıyor. Kendi ulusal çıkarlarını hiçe sayan yönetimler ihanetin bedelini halklarına ödetiyor. Komşu ülkelerin yıkımı herkesi istikrarsızlığa sürüklüyor.

Taşeron Devletler Ve İhanetin Bölgesel Bedeli

Bazı Ortadoğu yönetimlerinin terör gruplarına verdiği destek artık sır değil. ABD ve İsrail’e piyon olan aktörler vebali paylaşıyor. Kendi ülkelerini de Amerikan terörünün hedefi haline getirdiler. Bu ihanet sarmalı bölgeyi tamamen savunmasız bırakmayı hedefliyor. Yerli işbirlikçiler eliyle yürütülen operasyonlar ulus devletleri içeriden çürütüyor.

Büyük Ortadoğu Projesi kapsamında sınırlar anlamsızlaştırılmak isteniyor. Toplumların kimliksizleştirilmesi ve dijital kontrol mekanizmaları devreye sokuluyor. İnsanlığın köleleştirilmesi hedeflenen bu süreçte ulus devletler zayıflatılıyor. Suriye ve Irak’ta uygulanan yöntemler şimdi yeni hedeflere yöneliyor. İstikrarsızlaştırma politikaları büyük planın sadece küçük adımları olarak karşımıza çıkıyor.

Büyük Sıfırlama Ve Türkiye İçin Güvenlik Alarmı

Ortadoğu’daki kaos tesadüfi olaylar silsilesi olarak görülemez. Bunlar küresel elitlerin Büyük Sıfırlama adını verdiği planın yansımalarıdır. Türkiye jeopolitik konumu nedeniyle bu planın en kritik hedefidir. Yıllardır terör örgütlerine verilen destekler ülkemizi operasyona hazırlıyor. Komşularla yaratılan gerilimler ve toplumsal kutuplaşma bu sinsi amacın parçasıdır.

Antalya’daki ifşaatlar Türkiye halkı için son uyarı niteliği taşıyor. Emperyalizmin yerli işbirlikçileri eliyle ülke felakete sürüklenmek isteniyor. Gidişata dur demek için ulusal dirençle ayağa kalkmak şarttır. Aksi halde parçalanmış komşuların kaderini paylaşmak kaçınılmaz olacaktır. Büyük oyunun farkına varıp geleceğimize sahip çıkmak zorundayız.

Bölgesel Kaosun Anatomisi Ve Milli Direnç

Küresel operasyonun sıradaki hedefinin İran ve Türkiye olduğu açıktır. Ulus devlet yapısını bozmak isteyen güçler her yolu deniyor. Ekonomik baskılar ve terör koridorları bu kuşatmanın araçlarıdır. Halkın bu gerçekleri sokaktaki yalın haliyle anlaması gerekiyor. Dedikodularla değil somut verilerle tehlikenin boyutunu kavramak milli güvenlik meselesidir.

Siyonist çete komplosu sadece askeri değil kültürel yıkımı da hedefliyor. Toplumsal dokuyu bozan her hamle küresel elitlerin ekmeğine yağ sürüyor. Türkiye bu kuşatmayı yaracak tarihi misyona ve güce sahiptir. Uyanık kalmak ve yerli işbirlikçilerin oyunlarını bozmak tek çıkış yoludur. Kendi kaderimizi başkalarının kanlı ellerine bırakmamalıyız.

SADİ ÖZGÜL