Batı’nın Radikal İslamcılarla İkiyüzlü Dansı

Batı Projesi Radikalizm Ve Küresel İkiyüzlülük

Batı dünyası kendi çıkarları için tüm insani değerleri çiğniyor. Medeniyet maskesi ardında ahlaki sınırları zorlayan karanlık eylemler bulunuyor. Radikal grupların yükselişinde dış güçlerin parmağı açıkça görülüyor. Bu yapılar Müslümanların değil, tamamen Batı’nın stratejik bir ihtiyacıdır. Modern dünya anlayışı sadece kendi sınırları içerisinde geçerli sayılıyor.

Güç odakları bölgedeki dengeleri değiştirmek için maşalar kullanıyor. Jeopolitik hamleler uğruna radikal örgütler bizzat merkezden destekleniyor. Geçmişte Taliban tercih edilirken pragmatik hesaplar ön plana çıktı. Siyonist ve İngiliz parmağına dair ciddi şüpheler her gün artıyor. Uluslararası ilişkilerde ilkeler değil, sadece kirli ekonomik kazançlar konuşuluyor.

Çıkar Odaklı İlişkiler Ve Ahlaki Çöküş

Uluslararası politikanın acımasız yüzü her geçen gün daha netleşiyor. Önemli olan gemiyi yürütmekse ahlak kolayca feda ediliyor. Dün terörist denilen isimler bugün devlet başkanı yapılıyor. Demokrasi ve insan hakları söylemleri sadece birer kandırmacadan ibaret. Batı kendi konforu için her türlü ilkesizliği meşru görüyor.

Samimiyetten uzak bu tavır küresel bir güven bunalımı yaratıyor. Para ve lüks hırsı ahlaki çöküşü en tepeye taşıdı. Terör seviciliği yapan sözde devrimciler toplumun sinir uçlarıyla oynuyor. İkiyüzlü politikalar nedeniyle masum halklar büyük bedeller ödemek zorunda. Çıkarlar çatıştığında medeniyet dedikleri tek dişi kalmış canavara dönüşüyor.

İç Ve Dış Düşmanların Kirli İttifakı

Dış güçler içerideki işbirlikçiler sayesinde ülkeleri hızla yıkıma sürüklüyor. İç düşmanlar dışarıdan beslenirken vatan savunması kasten zayıflatılıyor. Yurttaşlık bilinci eksik toplumlar emperyalist iştahı her zaman kabartıyor. Kullanışlı maşalar bulmakta zorlanmayan güçler içeriden operasyonlar yürütüyor. Toplumsal birlik yoksa yıkım kaçınılmaz bir son olarak bekliyor.

İçerideki hainler dışarıdaki efendilerine hizmet etmek için yarışıyor. Bu karmaşık ilişki ağı milli güvenliği doğrudan tehdit ediyor. Kimin eli kimin cebinde belli olmayan bir kaos ortamı. Halkın şüpheci yaklaşımı bu karanlık ittifakları bozacak tek güçtür. Emperyalizm kendi çıkarları için her zaman içeriden bir kapı buluyor.

Din Ve Cehaletin Sömürü Aracı Yapılması

Din çoğu zaman insanları kullanmanın en zarif bahanesi oluyor. Sorgulamaktan korkan kitleler karar alıcıların politikalarına kolayca teslim ediliyor. İlimden uzak kalan toplumlar sömürülmeye her zaman mahkum kalıyor. Cehalet üretme aracı haline getirilen inanç sistemleri tehlike saçıyor. Aydınlanma yaşanmadıkça yeraltı kaynakları yağmalanmaya devam edecek bir gerçektir.

Emperyalist güçler inançları kullanarak toplumları kolayca bölüp parçalıyor. Siyasetin içine çekilen kutsallar sadece küresel sermayeye hizmet ediyor. Bilimden kopan halklar kendi celladına aşık hale getiriliyor. Bu sömürü düzeni cehaletle beslenerek varlığını sürdürmeye devam ediyor. Gerçek bilgiye ulaşmayan kitleler manipülasyonun en kolay hedefi oluyor.

Türkiye’nin Konumu Ve Gelecek Stratejisi

Türkiye Batı ile ilişkilerinde kendi özgün yolunu çizmelidir. Atatürk’ün hedefi taklitçilik değil, muasır medeniyetin üzerine çıkmaktı. Batı desteği kesildiği an siyasal İslam’ın biteceği iddia ediliyor. Doğru adımlar atılmazsa başkalarının oyununda sadece bir figüran olunur. Jeopolitik konumumuz bizi hem hedef hem de lider yapıyor.

Milli çıkarlar her türlü dış bağlantının üzerinde tutulmak zorundadır. Batı’nın ikiyüzlü tavrına karşı dik duruş sergilemek hayati önemdedir. Kendi kaynaklarımıza sahip çıkmazsak başkaları bizim adımıza karar verecektir. Türkiye figüran olmayı reddederek oyun kurucu bir rol üstlenmelidir. Gelecek ancak tam bağımsız ve bilinçli bir toplumla kurulabilir.

Stratejik Eylem Planı Ve Yol Haritası

Eğitim sistemi tamamen bilimsel ve sorgulayıcı bir yapıya kavuşturulmalıdır. Yurttaşlık bilinci ilkokuldan itibaren en güçlü şekilde topluma aşılanmalıdır. Yerli ve milli teknoloji hamleleri dışa bağımlılığı bitirecek seviyeye gelmelidir. İstihbarat ağları içteki işbirlikçileri tespit edip etkisiz hale getirmelidir. Ekonomik bağımsızlık için üretim odaklı bir modele hızla geçilmelidir.

Uluslararası arenada çok kutuplu ve dengeli bir diplomasi yürütülmelidir. Dini değerlerin siyasete alet edilmesini engelleyecek yasal düzenlemeler yapılmalıdır. Toplumsal barışı korumak adına ayrıştırıcı dilden derhal uzak durulmalıdır. Milli güvenlik stratejileri siber ve biyolojik tehditleri de kapsamalıdır. Güçlü bir Türkiye için liyakat esaslı bir yönetim şarttır.

SADİ ÖZGÜL