BRICS’in Pandemi Anlaşmasına Destek Vermesi İki Yüzlülük mü?

BRICS Ve Pandemi Anlaşması: Küresel Sağlıkta Büyük Tezgah

Dünya genelinde yeni bir sağlık krizi kapıdayken devlerin kapalı kapılar ardındaki oyunları can yakıyor. BRICS ülkeleri bağımsızlık nutukları atsa da Pandemi Anlaşması’na verdikleri destekle maskelerini kendi elleriyle düşürdüler. Söylemler çok kutuplu bir dünya vaat ederken eylemler küresel ilaç baronlarının ekmeğine yağ sürüyor.

Milletin sağlığı bahane edilerek uluslararası sermayenin çıkarları korunuyor ve egemenlik haklarımız sinsice masaya sürülüyor. Bu kirli ittifakın içinde kimlerin olduğu ve hangi hesapların döndüğü artık saklanamaz bir gerçek. Halkın cebinden çıkan paralarla dev ilaç şirketlerinin kasaları dolarken bağımsızlık iddiaları sadece birer masaldan ibaret kalıyor.

Moskova’nın Çifte Standardı Ve İlaç Devleriyle Ortaklık

Rusya Federasyonu, Dünya Sağlık Asamblesi kürsüsünde Batılı şirketlere karşıymış gibi yapıp çekimser kalarak tribünlere oynadı. Oysa arka planda AstraZeneca ve Pfizer gibi devlerle ortak projeler yürüterek ekonomik pastadan payını almayı bildi. Sputnik V aşısını Batılı aşılarla birleştiren Moskova, aslında küresel sistemin sadık bir parçası olduğunu kanıtladı.

Bu ikiyüzlü tutum, BRICS bloğunun çok kutupluluk söylemi ile gerçek pozisyonu arasındaki derin uçurumu gösteriyor. Kendi halkına yerli ve milli masalları anlatılırken küresel sağlık yönetişiminin çarkları tıkır tıkır işletilmeye devam ediyor. Rusya’nın bu pragmatik hamleleri, ulusal çıkarların insan hayatından çok daha öncelikli olduğunu bir kez daha doğruluyor.

Çin’in Finansal Hamlesi Ve Küresel Sağlık Vesayeti

Pekin yönetimi, Pandemi Anlaşması sürecinde sadece onay vermekle kalmadı, aynı zamanda süreci finanse ederek başrolü kaptı. Çin’in bu aktif tutumu, BRICS içindeki çatlakları ve Batı ile olan gizli iş birliğini netleştiriyor. Küresel sağlık standartları adı altında dayatılan kurallar, aslında ulusal yasalarımızı baypas etmenin en kolay yolu.

Demokratik süreçlerden uzak, kapalı kapılar ardında alınan bu kararlar, gelecekteki zorlayıcı sağlık politikalarının yasal zeminini hazırlıyor. “Tek Sağlık” yaklaşımı gibi süslü kavramlarla ülkelerin kendi kararlarını alma yetkisi ellerinden alınarak merkezi bir yapıya devrediliyor. Bu durum, küresel bir vesayet rejiminin sağlık üzerinden inşa edildiğinin en somut kanıtıdır.

Türkiye İçin Milli Güvenlik Riski Ve Egemenlik Kaybı

Türkiye gibi ülkeler için BRICS-T hattındaki bu gelişmeler, doğrudan milli güvenlik meselesi haline gelmiş durumda. Sağlık politikalarımızın dış müdahalelere bu denli açık hale getirilmesi, toplumsal bağımsızlığımızı ve geleceğimizi ciddi şekilde tehdit ediyor. Küresel mekanizmalara kontrolsüz entegrasyon, Ankara’nın kendi kararlarını verme gücünü her geçen gün biraz daha zayıflatıyor.

Sağlık harcamalarının verimliliği adı altında dayatılan çevresel ve ekonomik kriterler, aslında birer kontrol mekanizmasıdır. Kendi coğrafyamızda ve kendi insanımız üzerinde uygulanacak politikaların iplerini küresel güçlerin eline vermek büyük bir hatadır. Bu gidişat durdurulmazsa, sağlık alanındaki bağımsızlığımız sadece kağıt üzerinde kalan bir hatıra olmaktan öteye gidemeyecektir.

Küresel İlaç Baronlarının Hizmetindeki Yeni Dünya Düzeni

Pandemi Anlaşması, DSÖ aracılığıyla koordinasyonu artırmak gibi masum bir amaçla sunulsa da aslında bir kontrol aracıdır. İlaç şirketlerinin kâr marjlarını garanti altına alan bu sistem, ulusal egemenlikleri hiçe sayarak tek tip bir toplum yaratıyor. Halkın sağlığı üzerinden dönen bu milyar dolarlık pazarlıklar, insan onurunu ve özgürlüğünü hiçe sayıyor.

Sokaktaki insanın anlayacağı dille söylersek; sağlığımız üzerinden büyük bir kumar oynanıyor ve kasa her zaman kazanıyor. BRICS ülkelerinin bu oyuna dahil olması, küresel sistemin ne kadar kuşatıcı ve acımasız olduğunu gösteriyor. Artık hiçbir ülke bu devasa ağın dışında değil ve herkes bu dayatılan kurallara uymaya zorlanıyor.

Geleceği Kurtarmak İçin Somut Stratejik Eylem Planı

Mevcut kuşatmayı yarmak için öncelikle ulusal sağlık veri tabanlarının yerli ve milli sistemlerle tam koruma altına alınması şarttır. İlaç ve tıbbi cihaz üretiminde dışa bağımlılığı bitirecek Ar-Ge teşvikleri, stratejik bir savunma sanayii mantığıyla ivedilikle hayata geçirilmelidir. Uluslararası anlaşmaların anayasal egemenlik haklarımızı ihlal etmediği, bağımsız hukuk kurulları tarafından her aşamada denetlenerek kamuoyuna şeffafça açıklanmalıdır.

YORUMCALAR