Covid-19 Salgını: Büyük İlaç Firmalarının Sorumluluğu
1930’lu ve 1940’lı yıllarda sahtekar bilim insanlarının yaygınlaşması, gerçek bilimsel araştırmaların ilerlemesini tehlikeye atmıştı. Günümüzde ise, Dünya Sağlık Örgütü ve diğer kuruluşlarla işbirliği içinde yürütülen Covid-19 salgınıyla mücadele kampanyası sırasında benzer endişeler ortaya çıktı. Bazı bağımsız bilim insanları, virüsün laboratuvarda yaratılmış olabileceğine ve geliştirilen mRNA ve kimyasal sıvılı aşı adayının virüsün kendisinden daha tehlikeli olabileceğine inanıyor.
Bilimsel Gerçeklerin Karartılması ve İlaç Endüstrisinin Gölgesi
Sorunu erken teşhis eden bilim insanları, bu süreçte susturuldu, görmezden gelindi, kovuldu ve tıbbi lisansları ellerinden alındı. Bu eylemlerden ilaç endüstrisi sorumluydu. İlaç endüstrisinden etkilenen tıp camiasının önemli bir kısmı, bu saygın bilim insanlarını yanlış bilgi yaymakla suçlayarak itibarsızlaştırdı ve bu da birçok ölümle sonuçlandı. Ne yazık ki, reyting kaygısı güden medya da durumun daha da kötüleşmesine yardımcı oldu.
mRNA Aşıları ve Potansiyel Riskler: Bilinmeyen Tehlikeler
Birçok çalışma, mRNA’lı ve Grafenli aşı adayı kimyasal sıvının virüse karşı duyarlılığı artırabileceği sonucunu ortaya koymuştur. Toplu aşılamanın ardından yaşanan önemli sayıdaki ölümün, aşı adayının kimyasal sıvılarında bulunan Covid mRNA ve grafen ile ilişkili potansiyel risklerin altını çizdiği düşünülmektedir. Bunların ileriki yıllarda toplum sağlığına zarar verebileceği veya ölümlerin hızını artıracağı yönünde kuvvetli şüpheler doğurmaktadır.
Tıp Eğitimi ve Araştırmalar Üzerindeki Etki: Bağımlılık Zinciri
Çok sayıda saygın bilim insanı bu endişeleri ele alan kitaplar ve makaleler yazmıştır. Ancak ilaç endüstrisinin önemli araştırma bursları sağlayarak tıp fakültesi eğitim programlarını etkilediği bilinmektedir. FDA, NIH, CDC gibi düzenleyici kurumlar tarafından denetlenen tıp dergilerinde yayınlanan hileli araştırma vakaları bildirilmiştir. Bu sahtekarlık faaliyetleri, 1930’lu ve 40’lı yıllarda meydana gelen sahtekarlıkları gölgede bırakmaktadır.
Tıp Biliminin Geleceği ve Hekim Sıkıntısı: Bir Kriz Kapıda
İlaç şirketlerinin tıp alanına giren gençleri etkilediği ve bunun da tıp biliminin gerilemesine yol açabileceği yönünde endişeler bulunmaktadır. Zorunlu mRNA aşıları nedeniyle adanmış ve özgün tıp bilimcileri kaybedilirse, yetişmiş hekim sıkıntısı yaşanabileceği ve bunun da gerçek tıp bilimini tehlikeye atabileceği endişesi dile getiriliyor. Tıp kongrelerinin ve tıp fakültelerinin bu konuda harekete geçmesini beklemek boşuna olabilir, zira bunlar ilaç şirketlerinin fonlarına bağımlı hale gelmiştir.
Büyük İlaç Firmalarına Hesap Sorma Çağrısı: Adalet Nerede?
Dünyanın çeşitli yerlerinde, Covid-19 salgınının neden olduğu ölüm ve yaralanmalardan Büyük İlaç Firmalarını sorumlu tutmak için organize hareketler var. Ancak bu çabalar, sahte suçlamalar şeklinde bir dirençle karşılaşmakta ve kampanya liderlerinin uydurma suçlamalarla hapse atılmasına yol açmaktadır. İsrail’in Filistinlilere yönelik toplu katliamları uluslararası mahkemelerde tam hesap vermezken, Big Pharma’nın toplu katliamlarına da hesap sorulmamaktadır.
İnsanlık Adına Kolektif Mücadele: Kurtuluşun Yolu
Toplumun böyle bir talebi olmazsa kurtuluş için ne tür bir tepki beklenebilir ki? Big Pharma ile mücadele etmek ve insanlık adına tıbbı küresel şeytanların eline geçmesinden korumanın yolu, bir araya gelip, kolektif akılla organize mücadele etmekten geçmektedir. Bu, sadece bilim insanlarının değil, tüm toplumun ortak sorumluluğudur.
YORUMCALAR
