Demokrasi Maskesi Altında Gizlenen Kirli Tiyatro
Siyaset sahnesinde sergilenen oyun demokrasi perdesi ardında dönen karanlık dolapları gizliyor. Yönetim biçimimizin demokrasi olduğu iddiası çoğu zaman sadece bir illüzyondan ibarettir. Batı kendi çıkarları doğrultusunda bu kavramı hegemonya kurmak için sihirli değnek gibi kullanıyor. Acaba bu aldatmaca tiyatrosu ne zaman son bulacak?
Suriye’den Libya’ya kadar uzanan coğrafyalarda yaşananlar demokrasi havarisi kesilen devletlerin ikiyüzlülüğünü kanıtlıyor. Kendi menfaatlerine hizmet edecek siyasetçileri desteklemekten asla çekinmiyorlar. 15 Temmuz ihanet kalkışmasındaki Batı tutumu demokrasinin nasıl manipüle edildiğini açıkça gösteriyor. Hakikati savunmak küresel güçlerin bu sinsi oyunlarını bozmakla başlar.
Genel Başkan Hegemonyası ve Seçmen Aldatmacası
Siyaset kurumlarının iç işleyişi demokrasinin başka bir aldatmacası olarak karşımıza çıkıyor. Milletvekili adaylarının belirlenmesinde halkın tercihinin esas alındığını düşünen seçmen sayısı oldukça azdır. Ülkemizde genel başkanı seçecek delegeleri yine genel başkanın kendisi belirliyor. Bu durum tam anlamıyla bir genel başkan demokrasisidir.
Milletvekili olacakları önce liderler seçer sonra halkın önüne mecburi tercih olarak sunarlar. Uygulama demokratik olmaktan çok uzak ve halkın iradesini yok sayan bir yapıdadır. Seçmen çoğu zaman seçtiği vekilin vasfını bile bilmeden oy vermek zorunda kalıyor. Siyaset düzeninden halk hariç herkesin memnun olması ahlaki bir çöküştür.
Türkiye Demokrasi Çıkmazı ve Dış Müdahaleler
Ülkemiz stratejik konumu nedeniyle sürekli dış müdahalelere ve sinsi operasyonlara maruz kalıyor. Demokrasi söylemleriyle yapılan müdahaleler aslında Türkiye’nin bağımsızlığını ve egemenliğini doğrudan hedef alıyor. Gezi olayları dış güçlerin ülkemiz üzerindeki yıkıcı etkisini açıkça ortaya koydu. Milli güvenliğimiz bu maskeli saldırılarla her gün sınanıyor.
İç siyasette ise liderlerin hegemonyası altında ezilen halkın iradesi gerçek demokrasiyi engelliyor. Siyasetin halktan kopuk yapısı toplumsal kutuplaşmayı derinleştirerek milli birliğimizi zayıflatıyor. Demokratikleşme süreci bu çarpık yapı nedeniyle sürekli sekteye uğrayarak gelişmemizi engelliyor. Kendi irademize sahip çıkmadığımız sürece dış müdahalelere karşı savunmasız kalmaya devam edeceğiz.
Ahlak ve Sorumluluk Siyasetin Kayıp Pusulası
Müslüman demek güzel ahlak sahibi ve her koşulda güvenilir insan demektir. Ancak ibadet ahlakın güzelleşmesine etki etmiyorsa orada çok ciddi bir sorun var demektir. Yetkili makama gelenler maalesef hesap verecekleri bir merci yokmuş gibi sorumsuz davranıyorlar. Layık olunmayan makamları işgal etmek en büyük kul hakkıdır.
İnsan yaptıkları kadar yapmadıklarından da sorumlu olduğunu asla unutmamalıdır. Para ve makam gibi geçici unvanlar ahirette kimseyi kurtarmaya yetmeyecektir. Ak koyunun kara koyundan hakkını isteyeceği o büyük güne hazırlıklı olmak gerekir. Siyasetin kayıp pusulası olan ahlakı yeniden bulamazsak toplumsal çöküş kaçınılmaz bir son olacaktır.
Perde Arkasındaki Gerçekler ve Küresel Oyunlar
Demokrasi söylemleriyle maskelenen küresel oyunlar bölgemizi ve insanlığı tehdit eden planların parçasıdır. Bu planlar sadece siyasi değil ekonomik ve sosyal boyutlarıyla hayatımızı kuşatıyor. Medya manipülasyonları ve gizli ittifaklar halkın gerçekleri görmesini engellemek için kurgulanıyor. Türkiye bu karanlık ve sinsi küresel oyunların tam merkezinde yer alıyor.
Milli güvenliğimiz sürekli tehdit altındayken sessiz kalmak geleceğimizi tehlikeye atmak demektir. Halkın bilinçli farkındalık kazanması bu tehditlere karşı durmanın tek ve en etkili yoludur. Karanlık oyunların perdesi aralanmalı ve tüm gerçekler cesaretle gün yüzüne çıkarılmalıdır. Acaba bu sinsi kuşatmayı yarmak için yeterli iradeye sahip miyiz?
Bilinçli Farkındalık ve Milli Direnç Hattı
Neyin gerçek olduğuna siyasiler değil sadece tarihin süzgecinden geçen hakikatler karar verecektir. Toplumun bu aldatmaca tiyatrosuna karşı bilinçli bir direnç hattı oluşturması şarttır. Aksi halde kendi topraklarımızda iradesi gasp edilmiş bir yığın haline geleceğiz. Gidişata dur demek her onurlu vatandaşın asli ve tarihi sorumluluğudur.
Gelecek nesillere özgür ve bağımsız bir vatan bırakmak için bugün gerçekleri savunmalıyız. Küresel çetenin demokrasi maskesiyle yürüttüğü bu operasyonları bozacak güce sahibiz. Yeter ki farklılıklarımızı bir kenara bırakıp milli çıkarlarımız etrafında birleşmeyi başaralım. Hakikatin sesini yükseltmek karanlığı dağıtacak tek ışıktır. Şimdi hemen harekete geçme vaktidir.
HALİS ÖZDEMİR
