Büyük Taarruz: Bir Dehanın Stratejisi ve Türk Milletinin Dirilişi
Kütahya bozgunu sonrası Ankara meclisi adeta bir cadı kazanına dönüştü. Bursa düşerken moraller yerle bir olmuş ve muhalifler İsmet Paşa üzerinden zehir saçmaya başlamıştı. Mustafa Kemal ise tüm sorumluluğu üstlenerek kaosu kendi lehine çevirmeyi bildi. Meclis çaresizlik içinde yetkiyi ona devretti.
Gazi unvanlı lider Sakarya kıyılarında Yunan ordusunu durdurup Afyon hattına kadar sürdü. Ancak Ankara içindeki siyasi direnç her geçen gün daha fazla artıyordu. Muhaliflerin sabrı tükenirken liderin otoritesi sorgulanmaya başlanmıştı. Bu gergin atmosfer aslında büyük bir stratejik dehanın ilk perdesini oluşturuyordu.
Hazırlık Sürecinde Milletin Elindeki Son Kurşun
Sakarya sonrasında ordunun durumu içler acısıydı ve mühimmat bulmak imkansızdı. Ülke on bir yıldır aralıksız savaşırken nalbant okulları açılacak kadar yokluk çekiliyordu. Mustafa Kemal ise acele etmeyerek her adımı milimetrik hesaplıyordu. Tek atımlık kurşunu olduğunu biliyor ve hata payı bırakmıyordu.
İngiliz destekli Yunan savunma hattı aşılmaz bir duvar gibi görünüyordu. Muhalefet ise hazırlıkların uzamasını sert dille eleştirerek lideri köşeye sıkıştırmaya çalışıyordu. Oysa bu bekleyiş düşmanı rehavete sürükleyen bilinçli bir tercihti. Stratejik sabır ve lojistik hazırlık zaferin en kritik anahtarı haline gelmişti.
Meclis Kürsüsünde Patlayan Öfke Ve Mutlak Kararlılık
Mayıs bin dokuz yüz yirmi iki tarihinde yetki krizi zirveye ulaştı. Mustafa Kemal hasta yatağından kalkıp meclise giderek kendisini suçlayanlara adeta meydan okudu. Gizli oturum taleplerini reddederek gerçekleri milletten saklamayacağını haykırdı. Komedya oynamaya gelmediklerini söyleyerek meclis salonunda büyük bir fırtına kopardı.
Ordunun parasızlığını diline dolayanlara karşı ordunun varlığının paradan önemli olduğunu vurguladı. Bu rest çekiş sonucunda yetkileri tekrar uzatıldı ve mutlak otoritesini pekiştirdi. Meclisteki bu gürültülü kavgalar aslında dış dünyaya zayıflık sinyali gönderen bir oyundu. Lider kendi içindeki kavgayı stratejik silaha dönüştürdü.
Düşmanı Uyutan Futbol Maçı Ve Çay Partisi
Ankara’daki siyasi çekişmeler Londra ve Atina’da Türklerin taarruz edemeyeceği algısını yarattı. Mustafa Kemal bu dedikoduları kesmek yerine onları daha fazla körükleyerek düşmanı uyuttu. Taarruzdan hemen önce düzenlenen futbol maçları ve çay partileriyle dünyaya sahte bir huzur tablosu çizdi.
Yabancı gözlemciler Türk ordusunun eğlencede olduğunu sanırken komutanlar gizli sığınaklarda haritaları inceliyordu. Tarihteki savaş hilelerini ustaca kullanan lider düşmanın rehavetini en üst seviyeye çıkardı. Bu aldatmaca sayesinde Yunan karargahı yaklaşan felaketi fark edemedi. Deha ve kurnazlık askeri gücün önüne geçmişti.
Akşehir Planı Ve Bir Paşanın Ölümcül Korkusu
Temmuz ayında yetkilerini süresiz hale getiren lider Akşehir’e geçerek komutanlarla buluştu. Gece vakti güneye sızma planı masaya yatırıldığında Yakup Şevki Paşa buna şiddetle karşı çıktı. Planın çok riskli olduğunu ve ordunun imha edilebileceğini savunarak bu kararı delilik olarak niteledi.
Mustafa Kemal ise tüm sorumluluğu alarak başarısızlık halinde asılmayı kabul etti. Bu kararlılık karşısında direnç kırıldı ve kanlı planın uygulanmasına karar verildi. Ordu sessizce patika yollardan sızarken tarih en büyük kumarına hazırlanıyordu. Risk ne kadar büyükse elde edilecek olan zafer de o kadar görkemli olacaktı.
Kocatepe’de Kanlı Şafak Ve Topçuların Duası
Yirmi altı Ağustos sabahı Kocatepe’yi kaplayan yoğun sis Türk topçularını kör etti. Mustafa Kemal kayalıklar arasında çaresizce dolaşırken Türk ordusunu muzaffer kılması için Allah’a yalvarıyordu. Sis dağıldığında başlayan bombardıman Yunan hattını cehenneme çevirdi ve savunma sistemlerini saniyeler içinde tamamen felç etti.
Yunan Başkomutanı İzmir’de uyurken Türk süvarileri yarılan cepheden içeriye sel gibi aktı. Trikupis bu saldırıyı hala bir aldatmaca sanarak en büyük hatasını yaptı. Anadolu toprakları bin yıllık tarihinin en sert hesaplaşmasına sahne oluyordu. Bu zafer sadece askeri değil aynı zamanda bir milletin yeniden doğuşuydu…
YORUMCALAR
