Türkiye Azerbaycan İlişkilerinde Yeni Dönem

Karabağ Zaferinde İhanet Ve Aliyev’in Rusya Aşkı

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın “Karabağ’a nasıl girdiysek İsrail’e de öyle gireriz” çıkışı, Bakü koridorlarında maskeleri düşürdü. Azerbaycan resmi medyasının Erdoğan’ı “Ermeni değirmenine su taşımakla” suçlaması, basit bir iletişim kazası değildir. Bu, Aliyev yönetiminin Türkiye’nin tarihi desteğini küçümseyen ve nankörlükle beslenen yeni stratejisinin dışavurumudur.

Ankara, Türk dünyasının selameti için bugüne kadar Aliyev’in zikzaklarına sabırla yaklaştı. Ancak mızrak artık çuvala sığmıyor; verilen sözlerin tutulmaması ve Türkiye’nin her kritik eşikte yarı yolda bırakılması bardağı taşırdı. Kardeşlik hukuku, bir tarafın sürekli fedakarlık yaptığı, diğer tarafın ise Moskova’ya göz kırptığı bir sömürü düzenine dönüşemez.

Masadaki Eksik Sandalye Ve Rusya’nın Dönüşü

2020 Karabağ Savaşı’nda Türkiye’nin askeri ve siyasi iradesi olmasaydı, zafer sadece bir hayaldi. Ancak 44. gün masaya oturulduğunda, Aliyev’in “Türkiye olmadan karar almayız” sözü havada kaldı. Türkiye masada yoktu; buna karşılık Elçibey’in kovduğu Rus askerleri 23 yıl sonra yeniden Azerbaycan topraklarına ayak bastı.

Bu stratejik hata, zaferin üzerine gölge düşüren bir teslimiyet belgesidir. Aliyev, Türkiye’nin kanıyla sulanan topraklarda Rusya’ya alan açarak müttefiklik ruhuna ilk darbeyi vurdu. Kendi kamuoyundan gelen baskıları bastırmak için Türkiye’ye sadece sembolik bir gözlem gücü verilmesi, Ankara’ya karşı yapılmış açık bir nezaketsizliktir.

Şuşa’da Engellenen Okul Ve Kırılan Umutlar

MHP lideri Devlet Bahçeli’nin zafer nişanesi olarak Şuşa’ya yaptırmak istediği okul projesi, görünmez bir el tarafından engellendi. Türkiye-Azerbaycan kardeşliğinin sembolü olacak bu eğitim yuvası, Aliyev yönetiminin anlaşılmaz direnciyle rafa kaldırıldı. Bahçeli’nin yaşadığı derin hayal kırıklığı, partisinde bu konunun bir daha açılmamasına neden oldu.

Bir okul projesinden bile korkan irade, gerçek müttefikliği nasıl tesis edebilir? Bu engel, sadece bir bina inşaatının durdurulması değil, iki ülke arasındaki gönül köprülerine çekilen bir settir. Aliyev’in bu tavrı, Türkiye’nin bölgedeki kültürel ve sosyal varlığından duyulan gizli bir rahatsızlığın somut kanıtıdır.

Lefkoşa Yerine Moskova: KKTC Planına İhanet

Erdoğan’ın KKTC’yi tanıma hamlesi, Aliyev’in uçağının Lefkoşa yerine sürpriz bir şekilde Moskova’ya inmesiyle sabote edildi. Pakistan ve Azerbaycan ile birlikte dünyaya ilan edilecek müjde, Aliyev’in Putin korkusuyla karanlığa gömüldü. Erdoğan, müttefiki tarafından yarı yolda bırakılınca “külliye müjdesi” ile durumu kurtarmak zorunda kaldı.

Şuşa Beyannamesi’nin mürekkebi kurumadan imzalanan Moskova Beyannamesi, Azerbaycan’ı Rusya’ya göbekten bağlayan bir prangadır. Aliyev, Türkiye ile imzaladığı müttefiklik belgesini, Putin’le yaptığı anlaşmayla fiilen hükümsüz kılmıştır. Bu diplomatik ikiyüzlülük, Türk dünyasının birliği idealine vurulmuş en ağır darbelerden biridir.

Şuşa Konsolosluğu Ve Bitmeyen Bekleyiş

Erdoğan’ın defalarca vurguladığı Şuşa Konsolosluğu açma talebi, Aliyev’in sessiz duvarına çarpmaya devam ediyor. Türkiye’nin müttefikliğini tahkim edecek bu adım için inşaatın bile başlamamış olması, Bakü’nün niyetini sorgulatıyor. Diplomatik nezaketle yapılan çağrılar, Aliyev yönetimi tarafından bilinçli bir şekilde duymazdan geliniyor.

Kardeşlik sadece dilde kalan bir slogan mıdır, yoksa icraatla kanıtlanan bir gerçek mi? Şuşa’da Türk bayrağının konsolosluk binasında dalgalanmasına izin vermeyen irade, hangi “tek millet” anlayışından bahsedebilir? Bu oyalama taktiği, Türkiye’nin bölgedeki nüfuzunu kırma çabasının bir parçası olarak görülmelidir.

Herkese Şirin Görünme Çabası Ve Gerçekler

Azerbaycan yönetiminin küresel güçlere şirin görünme çabası, iki kardeş ülke arasındaki gerçek müttefikliğin önündeki en büyük engeldir. Milli güvenliğimiz ve bölge istikrarı için hayati önem taşıyan adımlar, Aliyev’in denge politikası adı altındaki zikzaklarına kurban ediliyor. Bu tavır, Türkiye’nin çıkarlarını ve insanımızın emeğini hiçe saymaktadır.

Gerçek kardeşlik, zor zamanda kimin yanında durduğunuzla ölçülür. Aliyev yönetimi, Türkiye’nin desteğini cebine koyup Moskova’nın talimatlarıyla hareket ettiği müddetçe, bu bağlar kopma noktasına gelecektir. Türkiye, kendi gücüne güvenerek adımlarını atmalı ve nankörlük üzerine kurulu bu müttefiklik tiyatrosuna artık bir son vermelidir.

YORUMCALAR