Siyasi Paradigma Kırılması Ve İmralı Odaklı Yeni Süreç
Türkiye terörle mücadele tarihinde eşine az rastlanır radikal dönüşüm yaşıyor. Bahçeli’nin Öcalan çağrısı devletin on yıllardır sürdürdüğü kırmızı çizgileri bir gecede yerle bir etti. Silah bırakma kararı Ankara koridorlarında yankılanıyor. Ancak bu ani makas değişikliği toplumsal hafızada derin güvensizlik yaratıyor.
Düne kadar bebek katili denilen figürün bugün muhatap kabul edilmesi siyasi ahlak tartışmalarını tetikliyor. Devletin üst kademelerinde yürütülen gizli diplomasi halkın bilgisinden uzak kapalı kapılar ardında şekilleniyor. Şeffaflıktan yoksun bu süreç barış vaadiyle sunulsa da aslında büyük belirsizlik yumağı barındırıyor.
Bahçeli Ve Erdoğan’ın Söylem Dönüşümündeki Riskler
Siyasi liderlerin dilindeki keskin değişim seçmen tabanında adeta deprem etkisi yarattı. Bahçeli’nin Öcalan ve DEM Parti’ye yönelik teşekkür dolu ifadeleri şaşırtıcı bir başkalaşımdır. Erdoğan’ın kazan kazan olarak tanımladığı bu yeni ilişki biçimi iktidarın ömrünü uzatma stratejisi olarak okunuyor. Bahçeli paratoner oluyor.
Bu paratoner stratejisi olası başarısızlık durumunda faturanın tek isme kesilmesini amaçlıyor. Ancak liderlerin kutsandığı ve biat kültürünün hakim olduğu yapıda rasyonel eleştiri tamamen devre dışı bırakılıyor. Siyasi figürlerin dün söylediklerini bugün inkar etmesi toplumsal motivasyonu ve devlete güveni temelinden sarsıyor.
Demokratik Toplum Vaadi Ve Reel Siyaset Uçurumu
PKK ve DEM Parti kanadının öne çıkardığı demokratik toplum talebi mevcut hukuk düzeniyle zıt görünüyor. Adalet ve özgürlük kavramlarının telaffuzundan bile korkulan ortamda bu barış konseptinin nasıl hayat bulacağı büyük muammadır. Öcalan’ın önerdiği model ile ülkenin bugünkü yönetim pratiği arasındaki uçurum büyüyor.
Aydınların ve elit kesimin bu garip tablo karşısındaki sessizliği zihinleri yakan çelişki olarak ortada duruyor. Bir yanda ağır hak ihlalleri yaşanırken diğer yanda terör örgütü lideriyle demokratikleşme pazarlığı yapılması mantık sınırlarını zorluyor. Bu durum barışın sadece kağıt üzerinde kalan alışveriş olduğu şüphesini kuvvetlendiriyor.
Şehit Yakınları Ve Toplumsal Hafızanın İsyanı
Kırk yedi yıl boyunca yürütülen amansız mücadelenin ardından gelen dostluk mesajları şehit yakınlarında onarılamaz yaralar açıyor. On binlerce insanın hayatına mal olan savaşın ardından hiçbir hesap verilmeden yeni sayfa açılması vicdanları sızlatıyor. Eğer çözüm bu kadar basit idiyse bunca yıl neden kan döküldü?
Eğitimden sağlığa kadar tüm kaynakların aktarıldığı mücadelenin yanlış yol olduğunun itiraf edilmesi stratejik derinlikten yoksunluğu gösteriyor. Geçmişin ezeli düşmanı bugün önder sıfatıyla anılırken bu travmanın sosyolojik maliyeti hesaplanmıyor. Devleti yönetenlerin geleceği öngörememesi halkın fedakarlıklarının hiçe sayılması anlamına gelmektedir. Hesaplaşma olmadan barış olmaz.
Komplo Teorileri Ve İllegal Muktedirlerin Gölgesi
Sürecin toplumdan gizli ve kısıtlı bilgilerle yürütülmesi her türlü komplo teorisine zemin hazırlıyor. Türk siyasetini legal yapılardan ziyade illegal muktedirlerin dizayn ettiği düşüncesi halk arasında kökleşiyor. Mantık sınırlarını zorlayan bu yeni gerçeklik kitlesel bir travmaya yol açmış durumdadır. Muktedirler projelerini dayatmaya devam ediyor.
Bilim dışı ve negatif bir kültürün egemen olduğu ortamda liderlerin her adımı sorgusuz sualsiz kabul ediliyor. Toplumun yıllarca keskin kabullerle şekillendirilmesinin ardından tam tersi durumun dayatılması zihinsel felç yaratıyor. Gizli projeler ve kapalı diplomasi Türkiye’nin geleceğini karanlık bir dehlize sürüklüyor. Halkın iradesi yok sayılıyor.
Barışın Bedeli Ve Stratejik Çıkış Yolu
Gerçek barış için süreç şeffaf şekilde halka açıklanmalı ve meclis denetimine açılmalıdır. Geçmişteki hataların hesabı tarafsız komisyon tarafından sorulmalı ve toplumsal yüzleşme sağlanmalıdır. Demokratikleşme adımları tüm vatandaşlar için hak hukuk ve adalet temelinde eş zamanlı atılmalıdır. Siyasi pazarlıklar anayasal düzeni tehdit etmemelidir.
Şehit yakınlarının onuru korunmalı ve rızası alınmadan radikal adım atılmamalıdır. Toplumsal motivasyonu kazanmak için biat yerine liyakat ve bilimsel akıl merkeze alınmalıdır. Barışın bedeli geçmişi inkar ederek değil dürüstçe hesaplaşarak ödenmelidir. Bu stratejik plan uygulanmadığı sürece Türkiye sadece yeni çatışmaya hazırlanan kurbandır.
SADİ ÖZGÜL
