Gazze’yi Haritadan Silmek; “Greater Gaza Plan”

Gazze’yi Haritadan Silmek: Büyük Gazze Planı’nın Perde Arkası ve Türkiye’ye Yansımaları

Ortadoğu’nun kanayan yarası Gazze, sadece coğrafya parçası değil, aynı zamanda küresel güç oyunlarının ve kirli pazarlıkların sahnesi. İsrail’in Filistin toprakları üzerindeki nihai emelleri, uzun süredir dillendirilen ancak çoğu zaman göz ardı edilen gerçeği gün yüzüne çıkarıyor: Filistinlileri önce Gazze’den, ardından Batı Şeria’dan Sina’ya sürme planı. Bu, sadece iddia değil, yıllardır adım adım örülen, uluslararası aktörlerin sessiz onayıyla ilerleyen karanlık senaryo.

Filistinlilerin Sürgün Planı: Büyük Gazze’nin Gölgesinde

İsrail’in stratejisi, Filistinlilerin zorla yerinden edilmesini meşrulaştıracak zemin hazırlama üzerine kurulu. Önceki analizlerde zeminin nasıl oluşturulduğu detaylandırılmıştı. Şimdi asıl mesele, sürgün için önceden hazırlanmış planın varlığı ve yeni Nakba ile karşı karşıya olup olmadığımız. Cevap net: Evet, böyle plan var ve adı “Greater Gaza Plan” yani “Büyük Gazze Planı”. 2014’te İsrail medyasına sızdığında bile yeterince yankı bulmadı. Kökenleri Hamas’ın 2007’deki seçim zaferine ve Bush yönetiminin devreye girmesine dayanıyor.

Planın özü, Gazze’yi Sina’ya bağlamak ve aradaki sınırı ortadan kaldırmak. Washington’ın projeye uluslararası finansman sağlama sözü vermesi, işin küresel boyutunu gözler önüne seriyor. Amaç, Gazze’de sefalet içinde yaşayan Filistinlileri “gönüllülük” adı altında Sina’ya taşımaktı.

Mısır’ın Direnci ve ABD’nin Israrı

Planın ilk ortaya çıkışında Mısır ve Filistin Yönetimi, iddiaları “uydurma” olarak niteleyip reddetti. Ancak reddediş, Mısır üzerindeki baskıyı durdurmadı. 2007’de dönemin Mısır Cumhurbaşkanı Hüsnü Mübarek’in, ABD ve İsrail’in Refah Sınır Kapısı’nı açması ve Filistinlilere Sina’da ikamet özgürlüğü vermesi yönündeki baskılarına direnç gösterdiği ortaya çıktı. Mübarek, planın Mısır topraklarında Filistin devleti kurma ve ülkesini “diken” haline getirme amacı taşıdığını net şekilde ifade etti.

Ancak Mübarek’in direnci, planı tamamen ortadan kaldırmadı. 2012’de Muhammed Mursi liderliğindeki Müslüman Kardeşler hükümetine benzer teklifler sunuldu. ABD, Sina’nın üçte birini Gazzelilere bırakma karşılığında yeni Filistin devletine destek sözü verdi, ancak devletin askerden arındırılmasını ve İsraillilerin Mısır’da mülk sahibi olmasını şart koştu. Mursi hükümeti teklifleri reddetti ve kısa süre sonra devrildi.

Sisi’nin İkilemi ve Hamas Faktörü

Askeri darbeyle iktidara gelen Sisi 2018’de Trump yönetiminden benzer teklifle karşılaştı. Sisi, plana doğrudan “olmaz” demese de, iç dinamikler nedeniyle çekinceleri vardı. Özellikle Hamas’ın Sina’ya gelmesi durumunda Müslüman Kardeşler ile birleşerek Mısır için büyük güvenlik sorunu oluşturabileceği endişesi taşıyordu. Hamas da, Mısır’daki Müslüman Kardeşler’in yaşadığı baskıyı göz önünde bulundurarak planı kabul etmedi ve aleyhine demeçler verdi. Durum, planın sadece dış baskılarla değil, aynı zamanda iç dinamiklerle şekillendiğini gösteriyor.

Gazze’nin Yıkımı ve Zorunlu Göçün Hızlandırılması

İsrail, Büyük Gazze Planı’ndan asla vazgeçmedi. Geçmişte ikna yoluyla yapamadığını, şimdi zorla hayata geçiriyor. Gazze’yi yaşanmaz hale getirerek süreci hızlandırıyor. UNRWA fonlarının kesilmesi, insani yardımların engellenmesi ve Gazze’ye yönelik hava, deniz ve kara harekatları, planın acımasız parçası.

Gazze’nin kuzeyinden başlayarak tamamen yıkılması, Filistinlileri güneydeki Mısır/Sina sınırına doğru itme amacı taşıyor. İsrail, Filistinlileri dar alana sıkıştırarak, uluslararası toplumun ve Arap ülkelerinin insani gerekçelerle Mısır’a baskı yapmasını ve Refah Sınır Kapısı’nın açılmasını sağlamayı hedefliyor. Bu, Sisi’nin geri adım atmasını sağlayacak “planlanmış baskılama” kurgusu.

Türkiye’ye Yansımaları ve Bölgesel Tehditler

Planın başarıya ulaşması, sadece Filistinliler için değil, tüm bölge için tehlikeli emsal teşkil edecek. Batı Şeria’daki Filistinliler benzer göç baskısıyla karşı karşıya kalacak. Mısır’ın direnci sürse de, İsrail’in uluslararası borçları ödeme veya Akdeniz’deki doğalgaz kaynaklarını paylaşma gibi cazip tekliflerle Mısır’ı yumuşatma ihtimali göz ardı edilemez. Durum, bölgedeki dengeleri kökten değiştirecek ve Türkiye’nin Doğu Akdeniz’deki stratejik çıkarlarını doğrudan etkileyecektir. Türkiye’nin insani krize ve bölgesel tehdide karşı duruşu, sadece Filistin davasına değil, kendi milli güvenliğine hizmet etmektedir.

Geleceğin Belirsizliği ve Alternatif Planlar

İsrail’in Gazzelileri Sina’ya sürme planları sekteye uğrarsa ne olacak? İsrail, Hamas’a ağır kayıplar verdirse bile, durumun intikam ateşiyle yanan yeni nesil Filistinli savaşçıları ortaya çıkaracağının farkında. Mısır ve Suudi Arabistan’ın planlara karşı direnci, İsrail’i alternatif arayışlara itiyor. Gazzelilerin başka diyara sürülmesi için mutlaka yedek planı olduğu aşikar. Planın detayları henüz netleşmese de, bölgedeki her gelişme, karanlık senaryonun parçası olabilir.

SADİ ÖZGÜL

——————
KAYNAKLAR:
(1) https://www.jpost.com/Arab-Israeli-Conflict/Egypt-PA-deny-report-that-Sisi-offered-Abbas-land-in-Sinai-for-Palestinian-state-374785
(2) https://eng-archive.aawsat.com/abdul-sattar-hatita/features/mubarak-resisted-us-pressure-to-give-up-the-sinai-the-secret-files

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir