Türkiye’nin Geleceği Kimlerin Elinde Rehin Alınıyor?
Ülkemizin üzerinde dolaşan kara bulutlar, son dönemde yaşanan operasyonlarla daha da yoğunlaştı. Siyasetin karanlık dehlizlerinde dönen dolaplar, adeta tiyatro sahnesinde sergilenen oyunların perdesini aralıyor. Mevcut iktidarın içinden, yeni iktidar düzeninin sinsi adımlarla örüldüğü hissi, artık sadece komplo teorisi olmaktan çıktı. Oyunlar basit taht değişikliği değil, geleceğin kimler tarafından tayin edileceğinin acımasız provasıdır.
Gizli Arşivler ve Suç Örtbası
Devletin tüm imkanları, gizli arşivlerin oluşturulmasında kullanılmış, güç dengelerine göre titizlikle dosyalanmış gibi duruyor. Kişisel olaylar ve özel hayatlar üzerinden üretilen suçlamalar, asıl büyük suçları örtbas etmek için kalkan görevi görüyor. Süreç, hiyerarşik olarak suçlu görülenlerin birbirleriyle kıyasıya mücadeleye girişmesine, kiminin siyaset sahnesinden silinmesine, kiminin ise gelecekteki konumunu sağlamlaştırmasına yol açacak. Kirli oyunların ülkeye, millete ve insanlığa hiçbir faydası olmadığı aşikar. Devlet imkanlarını ele geçirenlerin, milletin ve adaletin derdi olmadığında, kaçınılmaz olarak bataklığın parçası haline geldikleri ortadadır.
Adaletin Çürüyüşü ve Muhalefetin Sessizliği: Çığlık Neden Duyulmuyor?
İki kişinin bildiği sır, sır olmaktan çıkar. Gözlerinin önündeki gerçekleri görmezden gelenlerin, görmedikleri yalanlara inanma eğilimi, çürümüşlüğü besliyor. Topyekûn çürüme, suç örgütlerinin güç çatışmasıyla birleşince, kiminin yükselişine, kiminin düşüşüne tanık olacağız. Yönetim, adeta kontrolsüz böğürtlen tarlasına dönmüş durumda. Kimi yeşerip meyve verirken, meyveleri sadece küçük azınlık tüketiyor; kimi kururken, acısını tüm millet çekiyor.
Muhalefetin Suskunluğu ve Milletin Uyanışı
Muhalefetin sessiz kalması ise düşündürücü. Acaba onlar da kurtarıcı mı bekliyor? Kışın soğuğu, yazın sıcaklığıyla geçer mi, zaman gösterecek. Milletin artık sessiz kalmayacağı aşikar. Kötülüğün sıradanlaştığı ülkede, meşru isyan ahlakı, dirilişin ta kendisidir. Düşünce, uzakları yakın eder. Kırık testiye ne kadar su koyarsanız koyun, testi boşalmaya mahkumdur. Ülkesini sevenler, mahalleciliği kenara bırakarak, ilkeler etrafında birleşmeli ve kötülerle mücadele etmelidir. Akıl, bilim, hukuk, demokrasi ve ahlak, mücadeleyi zorunlu kılar. Özgür düşünenler, risk alan ve sorumluluk sahibi bireylerdir.
Suç Üretimi ve Sorumluların Suskunluğu: Kim Hesap Verecek?
Bireysel suçlar toplumsal suça dönüştüğünde, özgürlükten bahsetmek mümkün müdür? İşlerin başlangıç planına bakıldığında, her şey netleşiyor. Çıkarları ve mahallecilik zihniyetiyle hareket edenler, gerçeği idrak edemedi. Vesayetle suçlu icat ettiler ve hukuksuzluklar yaşanırken, karşı mahalleler sevindi.
- Şimdi ise adaletsizlik kendi kapılarına dayandığında, insanlığı anladılar mı acaba?
- Eğer suç üretilmişse, denetim görevlilerinin ve siyasi iktidarın suçu sorgulanması gerekmez mi?
- Suçluya elbette bağımsız yargı hesap sorar; ancak suça teşvik edeni, üreteni, suç oluşmadan sorumlu olanların tedbirsizliğini kim sorgulayacak?
- Ülke yağmalanırken, suç üretilirken neden göz yumuldu?
Ganimet ortaklığı, hukukun ve adaletin olmadığı her yerde yaşanır. Yaşanabilir ülkeden, yaşanamaz ülke haline getiren karakter bozukluğu ve haramzadelerden, sorumluların hesap sorması gerekmez mi? Ülke, bulunmuş eşya deposuna döndü. Adalet, hukuk, saydamlık var mı? Suçluları koruyanlar kimler? Sömürünün vesayeti, taşeronları kimler?
Çıkar Odaklı Zihniyet ve Mücadele Çağrısı
Bu çıkar odaklı zihniyetin vatanı, milleti, bayrağı, inancı olmaz. Çıkar için yarattıkları putlara taparlar ve her şeyi kılıf yaparlar. Anlamayan tutsak akıllardan, körlerden, soygunculardan, adaletsizlerden, ülke yararına şey beklenemez. Durumu anlamak ve kötülüklere ayrım yapmaksızın dur demek gerekir. Aksi takdirde, zulümler herkesi yakar, yakıyor da.
Türkiye’nin Geleceği: Dönüm Noktasında mı, Yoksa Uçurumun Kenarında mı?
Türkiye, kritik dönemeçten geçiyor. Ülkenin geleceği, sadece siyasi aktörlerin değil, her vatandaşın elinde şekillenecek. Milletin bilinçli farkındalığı ve harekete geçme iradesi, karanlık oyunları bozacak tek güç. Aksi takdirde, ülkenin geleceği, çıkar odaklı grupların insafına terk edilmiş olacak.
KEMAL ALBAYRAK

