Hamas’ın Faaliyetlerinin Odak Noktası Britanya’dır!

Britanya’nın Hamas Kartı Ve Karanlık İttifakın Perdesi

Hamas’ın Avrupa’daki siyasi, hukuki ve propaganda üssü sanılanın aksine Gazze değil, Londra’dır. İngiliz hükümetinin kameralar önünde İsrail’e sunduğu destek, perde arkasındaki gerçekliği örtmeye yetmiyor. Avrupa sokaklarını dolduran kalabalıklar sadece göçmenlerden ibaret değil; küresel kapitalizmin ezdiği işçi sınıfının sisteme karşı biriken öfkesinin patlamasıdır.

Londra sokaklarında Gazze desteği yükseldikçe, hükümetlerin İsrail’e olan bağlılığı da eş zamanlı olarak artıyor. Bu paradoks, İngiliz sömürgeciliğinin bölgedeki çift taraflı oyununun en somut kanıtıdır. Sokaktaki samimi öfke, devletin derin dehlizlerinde kurgulanlanan stratejik hamlelerle manipüle ediliyor. Acaba bu meydan okuma kimin ajandasına hizmet ediyor?

Londra’nın Göbeğinde Bir Hamas Temsilcisi

Hamas’ın Batı Şeria operasyonlarını yöneten Muhammed Kasım Sawalha, Londra’nın en yoğun Yahudi nüfusuna sahip Barnet bölgesinde, İngiliz devletinin finanse ettiği evinde sefa sürüyor. 2003’te adaya yerleşip vatandaşlık alan Sawalha, örgüt ile İngiliz Dışişleri bürokrasisi arasındaki gizli köprüyü kuruyor.

Sawalha’nın güvenliğini bizzat İngiltere Ulusal Müslüman Polis Memurları Birliği’ne bağlı polisler sağlıyor. İsrail’deki yasadışı faaliyetlerine rağmen Britanya pasaportuyla ödüllendirilen bu figür, Hamas’ın finansal kaynaklarını ve personel tedarikini Londra’dan yönetiyor. Bu durum, İngiliz istihbaratının Hamas’ı nasıl bir aparat olarak kullandığını açıkça belgeliyor.

İngiliz Yargısının Şaşırtıcı Hoşgörüsü Ve İtibar

Sawalha, sadece bir sığınmacı değil, İngiliz devleti nezdinde yüksek itibarı olan bir aktördür. Finsbury Park Camii’nin mütevelli heyetine bizzat Metropolitan Polisi’nin talebiyle getirilmiştir. Daha da çarpıcı olanı, İngiliz yargısının Sawalha’nın şikayeti üzerine İsrailli bir komutanı sorgulayacak kadar bu yapıya alan açmasıdır.

Avrupa Birliği Hamas’ı terör listesinde tutarken, İngiltere’nin bu yapıya gösterdiği hukuki esneklik tesadüf olamaz. Hamas’ın İsrail’deki eylemleri, Londra’nın serin ofislerinde birer suç değil, teşvik edilen birer stratejik hamle olarak görülüyor. İngiliz sömürgeciliği, Hamas kartını bölgedeki dengeleri sarsmak için cebinde tutmaya devam ediyor.

Propaganda Makinesi Ve Radikalizm Laboratuvarı

Hamas, Londra’daki Arap medyasının devasa imkanlarını kullanarak mesajlarını tüm dünyaya yayıyor. El-Fetih ve Filastin el-Müslime gibi yayın organları aracılığıyla radikal ideolojiler, Batı’daki Müslüman topluluklara enjekte ediliyor. Bu yayınlar, çocukları şiddet sarmalına yönlendirirken İngiliz makamları sadece izlemekle yetiniyor.

Londra mahkemeleri, Hamas’ın İsrailli yetkililere karşı açtığı “savaş suçu” davaları için adeta bir oyun alanına dönüşmüş durumda. Propaganda gücüyle birleşen bu hukuki zırh, örgütün Batı dünyasında meşruiyet kazanmasını sağlıyor. İngiliz başkentinde üretilen bu radikal içerikler, Ortadoğu’daki ateşi körükleyen en büyük yakıt haline geliyor.

İngiliz İslamcılığı Ve Siyonizm’in Karanlık Yüzü

Müslüman Kardeşler lideri İbrahim Mounir’in 30 yıldır İngiliz istihbaratıyla içli dışlı yaşaması, “İngiliz İslamcılığı” modelinin başarısını gösteriyor. Aşırılıkla mücadele adı altında bu isimlerden akıl alan Londra, aslında kendi radikalizmini ihraç ediyor. Bu kirli ağ, masum sivillerin üzerinden yükselen devasa bir tiyatrodur.

Siyonistlerin çocuk katliamlarını meşrulaştırmak ne kadar alçakçaysa, İngiliz İslamcılığı üzerinden bölgeyi dizayn etmek de o kadar karanlıktır. İnsanlığın huzuruna kast eden her türlü yapı, ister Siyonist ister işbirlikçi olsun, lanetlenmeyi hak ediyor. Türkiye’nin milli güvenliğini tehdit eden bu kuşatma karşısında daha ne kadar sessiz kalınacak?

Küresel Çatışmanın Anatomisi Ve Türkiye’ye Etkileri

Hamas’ın Londra merkezli faaliyetleri, Türkiye’nin coğrafi ve stratejik çıkarlarıyla doğrudan çelişen bir boyuta ulaştı. İngilizlerin bu yapıyı bir manivela olarak kullanması, bölgedeki barış umutlarını dinamitliyor. Milli güvenliğimiz aleyhine gelişen bu operasyonel planlar, insanımızı şüphe ve kaosun içine çekmeyi hedefliyor.

Sonuç olarak, Londra’daki bu “güvenli liman”, Ortadoğu’daki hesaplaşmaların asıl mutfağıdır. Siyonizm ve İngiliz İslamcılığı arasındaki bu gizli paslaşma, evrensel barışa vurulan en büyük darbedir. Bu oyunun farkına varmayanlar, yarın kendi topraklarında patlayacak bombaların sorumluluğunu taşımak zorunda kalacaklardır.

ÖMÜR ÇELİKDÖNMEZ

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir