Ücretsiz Aşı Maskesi Altında Kimyasal Kuşatma
İstanbul Büyükşehir Belediyesi tarafından başlatılan HPV aşı programı, “ücretsiz” sloganıyla pazarlansa da, bu ilaçların bedeli vergilerimizle ve en acısı sağlığımızla ödenmektedir. İlaç devlerinin kâr hırsına hizmet eden bu organizasyon, genç bedenleri hedef alan küresel bir deneyin yerel ayağıdır. İnsanları etkilemek için uydurulan “salgın” hikayeleri, aslında cebimizden çıkan paralarla sağlığımızın geri dönülmez şekilde bozulmasına zemin hazırlamaktadır.
Propaganda süreci, genital bölgedeki basit lezyonları rahim ağzı kanseri korkusuyla birleştirerek kitleleri SMEAR testlerine yönlendirmiştir. Bu testlerde kullanılan çubuklardaki etilen oksit gibi kanserojen maddeler, toksisite maruziyetini artırırken sahte bir vaka patlaması yaratmıştır. Esas nedenleri tedavi etmek yerine korkuyu körükleyen bu sistem, nihayetinde genç kızlarımızı MERCK’in şov dünyasına, yani Gardasil aşılarına mahkûm etmeyi amaçlamaktadır.
Viral Reklamlar Ve Sosyal Medya İllüzyonu
Fenomenler ve siyasetçiler, “sevgilim aşı hediye etti” gibi mide bulandırıcı viral stratejilerle gençleri bu zehirli enjeksiyona teşvik etmektedir. Twitter’da milyonlarca kez izlenen bu içerikler, bilimsel birer veri değil, ilaç şirketlerinin sirkinde rol alan figüranların sergilediği birer gösteridir. Genç kızlar, bu parıltılı reklamların arkasındaki nörodejeneratif hastalıklar ve kısırlık risklerinden tamamen habersiz bırakılmaktadır.
Aşı savunucuları, Gardasil’in ağır yan etkilerini gizleyerek manipülatif bir dil kullanmaktadır. Oysa klinik veriler, aşının neden olduğu ölüm ve sakatlık oranlarının, koruduğu iddia edilen hastalığın risklerinden çok daha yüksek olduğunu kanıtlamaktadır. Gençlerimiz, tıp tarihinin en büyük skandallarından birine, sadece üreticilere kâr sağlamak amacıyla kurban edilmektedir.
Alüminyum Toksisitesi Ve Beyin Hasarı
Gardasil aşıları, vücuttan atılması neredeyse imkansız olan çözünmeyen alüminyum nanopartikülleri içermektedir. Gıdalardaki alüminyumla kıyaslanarak masum gösterilmeye çalışılan bu adjuvanlar, doğrudan kan dolaşımına girerek kan-beyin bariyerini aşmaktadır. Bu durum; Alzheimer, Parkinson ve ALS gibi nörodejeneratif bozuklukların fitilini ateşleyen biyolojik bir bombadır.
Bağımsız araştırmalar, aşıyla alınan alüminyumun motor nöron ölümlerine ve kalıcı beyin hasarına yol açtığını defalarca kanıtlamıştır. Fareler üzerinde yapılan deneylerde gözlemlenen hafıza kaybı ve motor fonksiyon bozuklukları, insanlarda felç ve ölümle sonuçlanan vakalarla paralellik göstermektedir. Bu kimyasal saldırı, genç nesillerin zihinsel ve fiziksel bütünlüğünü doğrudan hedef almaktadır.
Sodyum Borat Ve Polisorbat 80 Tehlikesi
Aşı içeriğindeki sodyum borat, yüksek toksisitesi nedeniyle tıbbi ürünlerden çıkarılmış olmasına rağmen Gardasil’de hala kullanılmaktadır. Bu madde; nöbetler, koma ve böbek hasarı gibi ağır tablolara neden olabilen bir zehirdir. Doğrudan enjekte edilen bu kimyasalın, merkezi sinir sistemi üzerinde yarattığı depresyon ve dolaşım bozuklukları, aşılama sonrası rapor edilen ani ölümlerin arkasındaki gizli faildir.
Polisorbat 80 ise hücre zarlarına nüfuz ederek diğer toksik maddelerin hücre içine girişini kolaylaştıran bir deterjan görevi görmektedir. Ayrıca, dişi sıçanlar üzerinde yapılan çalışmalar, bu maddenin yumurtalık anormalliklerine ve erken olgunlaşmaya neden olarak doğurganlığı vurduğunu göstermektedir. Bu, genç kızlarımızın gelecekteki anne olma haklarına yönelik sinsi bir biyolojik müdahaledir.
İstatistiksel Gerçekler Ve Gizlenen Ölümler
VAERS verilerine göre, Gardasil sonrası bildirilen ciddi advers reaksiyonlar ve ölüm oranları, rahim ağzı kanserinden ölüm oranlarını geride bırakmıştır. Avustralya’da aşı programı sonrası yan etki raporlarında yaşanan rekor artış, bu kimyasal kokteylin yarattığı tahribatın en somut belgesidir. MERCK, kendi belgelerinde bile felçten pulmoner emboliye kadar uzanan bir dizi felaketi itiraf etmek zorunda kalmıştır.
Tüm bu kanıtlara rağmen aşı programlarının ısrarla sürdürülmesi, halk sağlığının değil, küresel sermayenin öncelikli olduğunu göstermektedir. Klinik güvenlik çalışmaları, aşının etkisizliğini ve tehlikesini ortaya koyarken, medya ve siyaset eliyle yürütülen bu dayatma tam bir akıl tutulmasıdır. Gerçekler gün gibi ortadayken, bu deneye dahil olmak intihardan farksızdır.
Geleceğimiz İlaç Şirketlerine Teslim Edilemez
Dr. Bernard Dalbergue’ün de belirttiği gibi, Gardasil tıp tarihinin en büyük skandalı olmaya adaydır. Ebeveynler, çocuklarının sağlığını ilaç şirketlerinin kirli kâr hırsları için riske atmamalıdır. Bu bilgiler ışığında, hala bu zehirli enjeksiyonu savunmak veya yaptırmak, geleceğimizi kendi ellerimizle yok etmek demektir.
Sağlığımız ve neslimizin devamı, küresel elitlerin ve onların yerel işbirlikçilerinin insafına bırakılamayacak kadar değerlidir. Kanıtlar ortadayken sessiz kalmak, bu suça ortak olmaktır. Çocuklarımızı bu kimyasal kuşatmadan korumak, her anne ve babanın en kutsal görevidir. Karar sizin; ya karanlık planlara direnç göstereceksiniz ya da evlatlarınızı bu kirli deneye kurban edeceksiniz.
GÜL TEMEL
