Kapitalizmin Yeni Pazarı; Sokak Hayvan Sektörüdür

Sokaklardaki Kanlı Pazar Ve Köpek Lobisi Kuşatması

Sokaklarımızda kontrolsüzce çoğalan başıboş köpek sürülerinin yarattığı dehşet artık tahammül sınırlarını çoktan aştı. Hükümet ve yerel yönetimler, halkın can güvenliği ile küresel odakların dayattığı sözde vicdan rotası arasında sıkışmış durumda. Batı dünyası kendi sokaklarını tertemiz tutarken, Türkiye’nin bir kedi ve köpek bakıcısına dönüştürülmek istenmesi tesadüf mü?

Vahşi kapitalizm, evcil hayvan sektörünü devasa bir sömürü çarkına çevirerek cebimizdeki son kuruşa göz dikmiş vaziyette. Türkiye’de kişi başına düşen sahipli köpek oranı en düşük seviyedeyken, sokak hayvanlarının maliyeti toplumun omuzlarına yıkılıyor. İnsanlar evcil hayvan keyfini sokaklarda sürerken, bedelini parçalanan çocuklarımız ve güvenliğini yitiren vatandaşlarımız canıyla ödüyor.

Küresel Sermayenin Mama Tezgahı Ve Büyük Soygun

Dünya genelinde 256 milyar dolarlık devasa bir pazar oluşturan pet ekonomisi, Türkiye’yi iştah kabartan bir lokma görüyor. Mama fabrikalarından aksesuar dükkanlarına kadar binlerce şirket, bu kontrolsüz nüfus üzerinden milyarlarca liralık kazanç elde ediyor. Peki, bu ekonomik büyüme masum bir hayvan sevgisi mi, yoksa planlı bir sömürü düzeni mi?

Türkiye’de evcil hayvan harcamaları yıllık 450 milyon euro seviyesine ulaşırken, bu rakamın her geçen gün katlanması korkutucu. Gelişmiş ülkelerde hayvan nüfusu sıkı denetimle sabit tutulurken, gelişmekte olan ülkelerde popülasyonun patlaması tesadüf olamaz. Kapitalizm işini asla şansa bırakmaz; en bilimsel metodlarla toplumları bu devasa pazarın gönüllü kölesi yapıyor.

Batı’nın İkiyüzlü Hijyeni Ve Türkiye Gerçeği

Avrupa ve ABD sokaklarında tek bir başıboş köpek göremezsiniz çünkü orada sistem disiplin ve sorumluluk üzerine kurulu. Hayvanların soyağacı kayıt altına alınıyor, üreme sıkı denetimle engelleniyor ve gerektiğinde popülasyon uyutularak kontrol ediliyor. Bizde ise sokaklar adeta birer açık hava barınağına dönüştürülerek milli güvenlik sorunu haline getirildi.

İngiltere gibi ülkeler, Türkiye’ye gelecek turistleri “sokak köpekleri” başlığı altında uyararak ülkemizin imajını sistematik şekilde zedeliyor. Kendi topraklarında sorunu kökten çözenler, Türkiye’de “hayvan hakları” maskesiyle başıboşluğu savunarak bizi kaosa sürüklüyor. Bu ikiyüzlü tavır karşısında daha ne kadar sessiz kalacağız ve bu küresel kuşatmaya boyun eğeceğiz?

Köpek Lobisinin Karanlık Fonları Ve Güvenlik Tehdidi

Hayvan hakları aktivistlerinin ve derneklerinin yurt dışı kaynaklı fonlarla desteklendiği dedikoduları, artık görmezden gelinemeyecek kadar ciddi boyutta. Bu yapılar, sokaklardaki köpek terörünü meşrulaştırmak için kamuoyunu manipüle ederek devletin çözüm üretmesini engelliyor. Sokaklarımızdaki 10 milyonluk kontrolsüz nüfus, sadece bir sağlık sorunu değil, doğrudan bir güvenlik tehdididir.

Siyasetçilerin uyarılarına göre, kısırlaştırma seferberliği yapılmazsa bu sayı on yıl içinde 60 milyona ulaşarak ülkeyi yaşanmaz kılacak. Köpek lobisinin küresel destekçileri, Türkiye’nin demografik ve sosyal yapısını bozmak için bu sorunu bir direnç noktası olarak kullanıyor. Çocuklarımızın parklarda özgürce oynayamadığı bir düzende, hangi hak ve özgürlükten bahsederek bu lobiyi savunabiliriz?

Parçalanan Hayatlar Ve Trafikteki Sessiz Katiller

Son 21 ayda 40’ı çocuk olmak üzere 92 vatandaşımız başıboş köpekler yüzünden hayatını kaybederken vicdanlar nerede? Sadece saldırılar değil, bu hayvanların sebep olduğu 3 binden fazla trafik kazasında onlarca insanımız can verdi. Masum yavrularımız sokak ortasında parçalanırken, lüks sitelerinde oturanların “can dostu” edebiyatı yapması tam bir trajedidir.

Resmi kayıtlara geçmeyen yüzlerce vaka ve sakat kalan binlerce insan, bu kontrolsüzlüğün en acı bilançosunu oluşturuyor. Devletin son yirmi yılda milyonlarca hayvanı kısırlaştırmasına rağmen sokakların hala temizlenememesi, yöntemin yetersizliğini açıkça kanıtlıyor. Can güvenliğinin her şeyin üzerinde olduğu gerçeğini unutup, bu vahşete daha ne kadar seyirci kalmaya devam edeceğiz?

Milli Güvenlik Hattında Acil Tahliye Kararı

Herkes istediği hayvanı kendi özel alanında beslemekte özgürdür ancak kamusal alanlar kimsenin deneme tahtası olamaz. Batılı ülkelerin dayattığı “uygar” maskeli kaos planlarına karşı, Türkiye kendi yerel ve sert çözümlerini derhal uygulamalıdır. Sokaklarımızdaki bu işgal sona ermeden, ne toplumsal huzurdan ne de gerçek anlamda bir güvenlikten bahsetmek mümkün olacaktır.

Küresel sermayenin mama tezgahına kurban edilen çocuklarımızın hesabı, bu lobilerden ve onların yerli işbirlikçilerinden mutlaka sorulmalıdır. Türkiye, kendi coğrafyasında egemen bir devlet olarak, sokaklarını bu tehditten arındıracak iradeyi göstermek zorundadır. Yoksa yarın çok geç olduğunda, kendi mahallemizde bile yürüyemez hale geldiğimizde kimi suçlayacağız ve kimden yardım isteyeceğiz?

ÖMÜR ÇELİKDÖNMEZ