Kinetik Savaş Kaçınılmaz Mı? Küresel Çatışmanın Eşiğinde
NATO’nun Ukrayna’yı Rusya’ya bırakmayacağı yönündeki sert açıklamaları ve Kremlin’in nükleer tehditleri, dünyayı kinetik bir savaşın eşiğine getiriyor. Geleneksel savaş araçlarının kullanıldığı bu çatışma türü, fiziksel güç ve doğrudan mücadele anlamına geliyor. Siber savaş ve propaganda gibi kinetik olmayan yöntemlerin aksine, kinetik savaş askeri birimlerin ve silahların aktif olarak kullanıldığı, yıkıcı sonuçlar doğuran bir süreç.
ABD yönetiminin Ukrayna’nın NATO üyeliğini duyurması, Rusya için kırmızı çizgi anlamına geliyor. Gazze’deki soykırım savaşının İran’ın müdahalesiyle çok yönlü bir çatışmaya evrilme riski, ABD’yi doğrudan İsrail’in çıkarları doğrultusunda savaşa çekebilir. Bu durum, küresel güç dengelerini altüst edecek ve bölgesel çatışmaları uluslararası bir krize dönüştürecek potansiyel taşıyor.
Z Kuşağı Ve Savaş: Vicdani Retçilerin Yükselişi
Sosyal medya, insanların savaş endişelerini dile getirdiği bir platform haline geldi. Ancak, askerlik çağındaki Z kuşağının savaş korkusu ve hazırlıksızlığı, potansiyel asker adaylarının büyük bir kısmının vicdani retçi olacağını gösteriyor. Amerikalı gençlerin Ukrayna’da savaşmak istememesi, küresel bir çatışma olan III. Dünya Savaşı’nın önlenmesi açısından belirleyici bir faktör olabilir.
Savaşın seyri, özellikle Avrupa’nın katılımıyla şekillenecek ve temel amaç, Avrupa birliklerini Ukrayna cephesine dahil etmek olacak. Bu durum, III. Dünya Savaşı’nın başlangıcı olarak yorumlanabilir. “Domino teorisi” söylemi, Avrupa’daki birlikleri mobilize etmek amacıyla bir propaganda aracı olarak kullanılıyor. Hükümetler, Rusya’nın Ukrayna’yı temizleyerek Avrupa’nın geri kalanına yayılma niyetinde olduğunu öne sürüyor.
Diplomasi Çabaları Neden Yetersiz? Zorunlu Askerlik Çıkmazı
Ukraynalı ve NATO liderleri, savaşın kontrol altına alınabilmesi için devam etmesinin gerekliliğini savunurken, ciddi bir diplomasi çabası gözlenmiyor. Nüfusun sosyalist yapısı ve sivillerin yalnızca küçük bir kısmının kendilerini savunmak amacıyla silahlandığı düşünüldüğünde, Avrupa’da zorunlu askerlik uygulamasının başarı şansı belirsizliğini koruyor.
NATO birliklerinin Ukrayna’ya konuşlandırıldığının ortaya çıkması, zorunlu askerlik planının başarı şansını azaltabilir, çünkü bu durum domino teorisinin geçerliliğini sorgulatır. Rusya’nın, çatışmanın başından beri Avrupa Birliği’ni işgal etme niyeti olduğuna dair bir belirti göstermediği ve Avrupa’yı tehdit etmenin Rusya için bir avantaj sağlamayacağının Putin tarafından da bilindiği anlaşılıyor. Bu nedenle, Rusya’nın ikinci bir Pirus zaferi gibi ağır bir yenilgiyi göze almayacağı düşünülebilir.
Orta Doğu’daki Gerilim Ve Küresel Ekonomik Etkileri
İran’ın savaşa katılması halinde, dünya petrol arzının %30 kadarının kesintiye uğraması Batı ülkeleri için büyük bir felaket teşkil edecektir. Bu durum, küresel ekonomiyi derinden sarsacak ve enflasyonu tetikleyecektir. ABD Başkanı Joe Biden’ın petrol fiyatlarını etkileme çabaları ve Ukrayna’nın Rus petrol depolarına yönelik saldırıları, gaz fiyatlarının artmasına neden olarak, petrol piyasasının küresel arz tehditlerine karşı duyarlılığını bir kez daha gözler önüne serdi.
Orta Doğu’da yaşanabilecek herhangi bir büyük çatışmanın, küresel enflasyonu tetikleyebileceği ve bu durumun, küreselci olarak nitelendirilen Biden yönetimi için ve genel olarak küreselciler için ciddi sonuçlar doğurabileceği düşünülebilir. Küreselcilerin, bir günah keçisi buluncaya veya üçüncü bir dünya savaşı çıkıncaya kadar planladıkları felaketleri erteleyip ertelemeyecekleri belirsizdir. Günah keçisi olarak işaret edilecek kişiler arasında henüz net bir karara varılmış değillerdir.
Küreselcilerin Yeni Hedefi: Dünya Nüfusunu Azaltma Planı
Küreselcilerin müesses nizamın nüfus azaltılmasına yönelik planlı COVID tiyatrosu başarısız olmuştur. Yeni hedefleri III. Dünya Savaşı çıkararak dünya nüfusunu azaltırken bir yandan da küresel silah üreticilerin daha da zenginleşmesini sağlamaktır. Bu durum, insanlık için büyük bir tehdit oluşturuyor.
Bunun içinde asıl hedefleri Rusya, İran veya başka bir ülke değildir. Büyük Sıfırlama ile tiranlığa, ekonomik çöküşe ve nüfusun hızla azaltılmasına elverişli bir ortam yaratmak için tasarlanmış çevresel olaylardır. Küreselcileri kinetik savaş tehlikesi artmaktadır ve gidişatı değiştirmek için global ölçekte önemli bir direnç hareketine ihtiyaç vardır.
Büyük Sıfırlama Ve Direnç Hareketi: İnsanlığın Geleceği
Küreselcilerin Büyük Sıfırlama planı, tiranlığa, ekonomik çöküşe ve nüfusun hızla azaltılmasına elverişli bir ortam yaratmayı hedefliyor. Bu planın çevresel olaylarla desteklendiği düşünülüyor. Kinetik savaş tehlikesi giderek artarken, bu gidişatı değiştirmek için küresel ölçekte önemli bir direnç hareketine ihtiyaç var.
İnsanlık, bu tehlikeli gidişata karşı durmak ve kendi geleceğini korumak zorunda. Aksi takdirde, küresel güçlerin çıkarları doğrultusunda şekillenen bir dünya düzeniyle karşı karşıya kalabiliriz. Bu, sadece bir savaş değil, aynı zamanda insanlığın özgürlük ve varoluş mücadelesi.
YORUMCALAR
