Küresel mRNA Moratoryum’u İlan Edilmelidir!!

Küresel mRNA Moratoryumu: Bilimin Vicdanı mı, Komplonun Gölgesi mi?

mRNA aşıları üzerine yükselen tartışmalar, bilim dünyasında derin bir endişe fırtınası estiriyor. Covid-19’a “şifa” diye sunulan bu teknolojinin güvenlik endişeleri, küresel bir moratoryum çağrısını beraberinde getirdi. Bilim insanları, çocukların aşılama programından derhal çıkarılmasını talep ederken, bu çağrı, tıp etiği ve halk sağlığı arasındaki gerilimi gözler önüne seriyor.

mRNA Aşıları: Hızlı Onay Süreci ve Bilinmeyen Riskler

Tıp Bilimleri Dergisi Cureus’ta yayımlanan hakemli bir makale, Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) üyesi hükümetlere COVID-19 aşılarına küresel bir moratoryum uygulama çağrısı yapıyor. Makale, FDA’nın COVID-19 mRNA enjekte edilebilir ürünlerini tüm popülasyon için onaylamasının, ilgili tüm ruhsat verilerinin adil bir şekilde değerlendirilmesi ve risk-fayda dengesinin yeterli bir şekilde dikkate alınmasıyla desteklenmediğini savunuyor. Ayrıca, aşıların çocukluk aşılama programından derhal çıkarılması ve takviye aşıların askıya alınması gerektiği vurgulanıyor.

İlaç şirketlerinin ve düzenleyici kurumların suiistimallerine yönelik tam bir soruşturma yapılması çağrısı, bu çalışmayı COVID-19 mRNA ürünlerinin geçici olarak durdurulmasını savunan ilk hakemli çalışma haline getiriyor. Gen terapileri olarak yeniden sınıflandırılan COVID-19 aşıları, hızlı bir ruhsatlandırma sürecinden geçerek yedi ay içinde onaylandı. Şirketler, potansiyel çoklu doz toksisitesine ilişkin klinik öncesi çalışmaları atlamış ve uzun vadeli advers etkiler için gözlem süresini kısaltmıştır.

Pfizer Denemeleri: Semptom Azaltma Odaklı ve Ölüm Oranları

Pfizer’in mRNA aşısı denemeleri, semptomların azaltılmasına odaklanmış ancak ciddi hastalıkları veya ölümleri önleyip önlemediklerini ölçmemiştir. SARS-CoV-2 bulaşmasında, hastaneye yatışta veya ölümde azalma olduğunu gösteren büyük ölçekli, randomize, çift kör, plasebo kontrollü bir çalışma bulunmamaktadır. Hem plasebo hem de müdahale gruplarında klinik COVID-19 gelişen kişi sayısı, anlamlı sonuçlar çıkarmak için çok azdı.

Makalede, tek bir hafif ila orta dereceli COVID-19 vakasını önlemek için yaklaşık 52.000 aşı gerektiği ve 100.000 Pfizer dozu başına tahmini 27 ölüm olduğu savunulmaktadır. Ancak, çalışma tasarımı ve veri bütünlüğü sorunları nedeniyle, gerçek faydanın daha düşük olması muhtemeldir. Değiştirilmiş mRNA enjeksiyonları, kurtarılan her hayat için 14 kat daha fazla ölüme neden olmuştur.

Advers Olaylar ve Veri Bütünlüğü Sorunları

COVID-19 için modifiye mRNA enjeksiyonlarına ilişkin Pfizer çalışması, verilerdeki kanıtlara rağmen ölüm dahil olmak üzere advers olayları düşük tahmin etmiştir. Bunun nedeni, acil durum onayından kısa bir süre sonra denemenin körlüğünün kaldırılması ve plasebo grubunun aşılanmasına izin verilmesiydi. Deneme koordinatörleri, ilk yedi gün boyunca aşıyla ilgili olaylardan çok COVID-19 ile ilgili olaylara odaklanmış ve 30-60 gün boyunca yalnızca “talep edilmeyen” advers olayları kaydetmiştir.

Veriler popülasyonun sadece %20’sinden toplanmış ve çalışma verilerinin hiçbiri bağımsız olarak doğrulanmamıştır. Bu durum, endüstrinin gen enjeksiyonlarının faydaları hakkında abartılı ve çarpıtılmış bir tahmin sunmasına ve potansiyel zararları önemli ölçüde hafife almasına olanak sağlamış olabilir. Michels ve arkadaşları tarafından yapılan bağımsız araştırma, denemelerin ilk 33 haftasında 38 deneğin öldüğünü ve eksik veriler nedeniyle öngörülen toplamın yalnızca yaklaşık %17’sini temsil ettiğini göstermektedir.

Aşıların Yan Etkileri ve Biyolojik Mekanizmalar

Pfizer ve Moderna aşıları, hem denemelerde hem de pazarlama sonrası raporlarda iyi belgelenmiş sayıda ciddi advers olay (SAE) ile kapsamlı bir şekilde incelenmiştir. Her 100.000 aşı alıcısı başına ortalama SAE 125’tir, ancak Fraiman ve arkadaşları tarafından yapılan bir çalışmada aşılanmış katılımcılar arasında SAE riski %36 daha yüksek bulunmuştur. Diğer aşılar tipik olarak milyonda 1-2 SAE ortalamasına sahiptir.

Araştırmacılar, kararsız ve depolanması zor olan, parti değişkenliğine ve potansiyel kontaminasyona yol açan mRNA teknolojisinin güvenliği ve toksisitesi konusunda endişe duymaktadır. Pfizer’in mRNA aşıları, bulunmaması gereken plazmid DNA içerebilir. Ayrıca aşılar, kansere neden olan bir DNA virüsü olan simian virüs 40 (SV40) DNA’sı içerebilir.

Küresel Şeytanlar ve Büyük Sıfırlama Hedefi

Bu derleme, moleküler taklit, antijen çapraz reaktivitesi, patojenik priming, viral reaktivasyon, immün tükenme ve immün fonksiyon bozukluğu dahil olmak üzere COVID-19 mRNA aşılarında advers olaylara ve aşı etkisizliğine katkıda bulunan biyolojik mekanizmaları incelemektedir. Ayrıca, birincil adjuvan olan PEG’in ve spike proteininin kendisinin toksik etkilerini de vurgulamaktadır.

Küresel şeytanlar, Büyük Sıfırlama’yı gerçekleştirmek için Covid-19 planlı pandemisiyle dünya nüfusunu ilk operasyonla %25 azaltmayı hedeflemişlerdi. Ancak bunu bu sefer tutturamadılar. Bu, ileride bu işin peşini bırakmayacakları anlamına gelmemektedir. Ne yapıp edip bu hedeflerine ulaşmak için her yolu deneyeceklerdir. Bize düşen, onların her türlü aşılarına ve pandemi çığırtkanlıklarına karşı önyargıyla yaklaşmak olmalıdır.

YORUMCALAR