Mobil Telefon Verileri: Gizlenen Gerçeğin Şifresi mi?
Ülkemizdeki sığınmacı meselesi, uzun zamandır bir sır perdesi ardında. Resmi rakamlar ile sokaktaki gerçeklik arasındaki uçurum, halkın zihninde derin şüpheler uyandırıyor. İnsanlar, devletin açıkladığı sayılara inanmakta güçlük çekerken, kendi yöntemleriyle gerçeğe ulaşmaya çalışıyor. İşte tam da burada, mobil telefon abone sayıları, karanlıkta kalmış gerçeğin anahtarı olabilir mi?
Sayıların Dili: 13 Milyonluk Esrar Perdesi
Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu’nun (BTK) raporları, 2007-2021 yılları arasında mobil abone sayılarında yaşanan “anormal” artışı gözler önüne seriyor. 2007’den 2011’e kadar olan artış ortalaması devam etseydi, 2021 sonunda toplam abone sayısı 73 milyon civarında olmalıydı. Ancak gerçek rakam 86,2 milyon. Aradaki 13 milyonluk fark, sadece basit istatistiksel sapma değil, çok daha derin gerçeğin habercisi. 13 milyonluk fazlalık, kayıtlı veya kayıtsız sığınmacıların ülkede cirit attığına dair güçlü şüphe doğuruyor.
Çiftler, Çocuklar ve Gizlenen Nüfus
13 milyonluk abone fazlalığı, eğer her biri iki kişiden oluşan çiftleri temsil ediyorsa, 6,5 milyon çifte denk gelir. Çiftlere asgari iki çocuk eklendiğinde, toplam sığınmacı sayısı 26 milyona fırlıyor. Suriyeli ailelerin genellikle ikiden fazla çocuğu olduğu düşünüldüğünde, tahmin en düşük ortalamayı temsil ediyor. En iyimser senaryoda bile, 3 milyonluk indirim yapıldığında, ülkemizdeki sığınmacı sayısı 23 milyon civarında seyrediyor. İstanbul gibi metropollerdeki yoğunluk, sayıların ne denli gerçekçi olduğunu kanıtlar nitelikte. Sokakta, çarşıda, pazarda karşılaştığımız kalabalıklar, resmi rakamların çok ötesinde gerçeği dedikodu olarak yayıyor.
İstanbul’un Çığlığı: 6 Milyonluk Gizem
İstanbul, sığınmacı meselesinin en yoğun yaşandığı şehirlerden. BTK verileri, İstanbul’daki mobil abone sayılarında da benzer “anormal” artışı ortaya koyuyor. 2007-2011 arasındaki artış ortalaması devam etseydi, 2021 sonunda İstanbul’daki abone sayısı 17,7 milyon olmalıydı. Ancak gerçek rakam 23,6 milyon. Aradaki 6 milyonluk fark, İstanbul’daki kayıtlı/kayıtsız sığınmacı sayısının resmi açıklamalardan çok daha yüksek olduğu şüphesini güçlendiriyor. 6 milyonluk artış, 3 milyon çifte karşılık gelir.
Çiftlere asgari iki çocuk eklendiğinde, 2021 sonu itibarıyla sadece İstanbul’da 12 milyon civarında Suriyeli sığınmacı olduğu sonucu ortaya çıkıyor. Rakamlar, İstanbul’un demografik yapısının nasıl dönüşüm geçirdiğini ve gelecekte ne gibi sorunlarla karşılaşabileceğimizi gözler önüne seriyor.
Geleceğin Karanlık Gölgesi: Afgan ve Pakistanlılar
BTK’nın 2022 yılına ait ilk dört aylık verilerinin henüz yayınlanmamış olması, tabloyu daha karamsar hale getiriyor. Afgan ve Pakistanlı kaçak göçmenlerin hesaplamalara dahil edilememesi, sığınmacı ve mülteci sayısının tahminlerin çok üzerinde olabileceği endişesini artırıyor. Durum, sadece Suriyelilerle sınırlı olmayan, çok daha geniş göç dalgasının ülkemizi etkisi altına aldığını gösteriyor. Hesaplama metoduna itiraz edenlerin, daha ikna edici alternatif sunması gerekiyor. Aksi takdirde, sayılar, gizlenen gerçeğin en somut kanıtı olarak karşımızda durmaya devam edecek.
Tarihin Tekerrürü: Göç ve Milli Güvenlik
İslam tarihinde göçlerin sonuçları incelendiğinde, Hz. Ömer’in Mekke ve Medine’ye göçleri yasaklaması dikkat çekiyor. Hatta kölelerin dahi şehirlere getirilmesini istememiş. Durum, göçün potansiyel güvenlik risklerine karşı alınan önlemleri gösteriyor. Günümüzdeki büyük nüfus hareketlerini Peygamber Hz. Muhammed dönemindeki Hicret süreciyle kıyaslamak ise yanıltıcı olabilir.
Hicret, aynı kültürden iki topluluk arasında, dil sorunu olmadan ve entegrasyon sorunları yaşanmadan gerçekleşmişti. Hicret edenler kimseye yük olmamış, üretime katılmış ve birçok savaşa iştirak etmişlerdi. Osmanlı İmparatorluğu’nda bile köylülerin şehre yerleşimi “murur tezkeresi” ile kontrol altında tutuluyordu. Tarih, göç kontrolsüzleştiğinde milli güvenlik sorunlarına yol açtığını defalarca kanıtlamıştır.
Türkiye’nin Kaderi: Gizli Operasyonların Hedefi mi?
Kontrollü veya kontrolsüz göçün, İslam tarihinde milli güvenlik sorunlarına yol açtığı gibi, günümüzde de ülkemiz için ciddi milli güvenlik sorunu olmaya devam ettiği görülüyor. Durum, sadece demografik değişim değil, aynı zamanda toplumsal, ekonomik ve kültürel dönüşümün de habercisi. Ülkemizin içinde bulunduğu coğrafya, yüzyıllardır gizli operasyonların ve büyük güçlerin hedefi olmuştur.
Bugün yaşanan göç dalgası, sadece tesadüfi olay mı, yoksa daha büyük planın parçası mı? Soruların cevabı, geleceğimizi şekillendirecek. Halkın bilinçli farkındalık kazanması ve harekete geçmesi, ülkemizin kaderini belirleyecek.
SADİ ÖZGÜL
________________________________
Kaynak;
[1] BTK İstatistikleri (tıklayınız) >> https://www.btk.gov.tr/yillik-il-istatistikleri
