Musul ve Kerkük’ten Feryatlar Yükseliyor

Kerkük Ve Musul Unutulan Mirasın Çığlığı

Ortadoğu’nun kadim toprakları, yüzyıllardır süregelen satranç tahtası misali, her hamlede yeni krizle sarsılıyor. Şu krizlerin merkezinde, petrolün kara altınıyla yoğrulmuş, tarihin derinliklerinden gelen çığlık yükseliyor: Kerkük ve Musul. Emekli Amiral Cihat Yaycı’nın feryatları, sadece askerin değil, milletin vicdanının sesi olarak yankılanıyor. Peki, şu feryatlar neden sağır kulaklara çarpıyor?

Tarihin Tekerrürü Unutulan Adalar Ve Kaybedilen Topraklar

Devletimizin parçalanmasının ardından onlarca yeni devletin ortaya çıktığını ne çabuk unuttuk? Burnumuzun dibindeki adaların nasıl kaybedildiğini ve Yunanistan’ın oldubittilerle adaları silahlandırmasını görmezden mi geliyoruz? Oysa adaların silahlandırılması, uluslararası hukuka göre adaların Türkiye’ye iadesi anlamına gelmektedir. Tarihi gerçekler, sadece geçmişin mirası değil, Türkiye’nin gelecekteki güvenliği için hayati öneme sahiptir.

Musul ve Kerkük’ün Türk yurdu olduğu gerçeği, Irak’ın toprak bütünlüğünün bozulması halinde otomatik olarak Türkiye toprağı haline geleceği hukuki gerçektir. Şu gerçek, sadece nostaljik bir iddia değil, stratejik derinliğimizin ayrılmaz parçasıdır. Kendi haklarını savunmayan devletler, küresel kurtların sofrasında meze olmaya mahkumdur. Acaba biz, kendi tapulu mülkümüze sahip çıkacak iradeyi bugün gösterebilecek miyiz?

Petrolün Gölgesindeki Kanlı Hesaplaşma Ortadoğu’nun Laneti

Türkiye’den yaklaşık yüz yıl önce koparılan Musul ve Kerkük, bugün yeniden büyük çekişme alanı haline gelmiştir. Irak’taki devasa petrol rezervlerinin büyük kısmı şu iki şehirde bulunuyor. Kuzey Irak’taki doğalgaz miktarı ise Türkiye’nin ihtiyacını üç yüz yıl karşılayabilecek seviyededir. Rakamlar, bölgedeki jeopolitik gerilimin ve vekalet savaşlarının temel nedenini açıkça ortaya koymaktadır.

Bugünkü değerlerle trilyonlarca doları bulan enerji kaynakları, bölgenin neden sömürgeci ülkelerin hedefinde olduğunu açıklıyor. ABD ve Batılı müttefiklerin müdahalesinin ardındaki gerçek sebep, enerji kaynakları üzerindeki kontrolü ele geçirme arzusudur. Şu, sadece ekonomik çıkar çatışması değil, küresel güç dengelerini etkileyen jeopolitik mücadeledir. Emperyalizm, kanla beslenen bir canavar gibi coğrafyamızı sömürmeye devam ediyor.

Demografik Değişim Ve Türkiye’nin Güvenlik Paradoksu

Kerkük ve Musul, Saddam döneminden sonra şimdi de IKBY tarafından Kürt yurduna dönüştürülmek istenmektedir. Ancak durum, sadece etnik kimlik meselesi değil, Büyük Ortadoğu Projesi’nin tezahürüdür. Proje, bölgedeki ülkeleri zayıflatmak ve kontrol altına almak için tasarlanmıştır. Unutulmamalıdır ki, Kürtlerin de Türklerin de devleti Türkiye’dir. Bölücü planlar, kardeşliğimizi hedef almaktadır.

Suriye ve Irak’ta demografik yapının değişmesi, Türkiye’nin güvenliğini doğrudan ilgilendirmektedir. Gaziantep kadar Türk olan Kerkük, Peşmerge’nin ve Barzani’nin talan ettiği şehir haline gelmiştir. Türkiye’nin kırmızı çizgisi olan Kerkük, zamanla unutulmuş ve Barzani’nin at koşturduğu bölgeye dönüşmüştür. Kendi kalemizi içeriden ve dışarıdan kuşatan şu sinsi kuşatmayı yarmak, milli varoluş meselemizdir.

Peşmerge’nin Sinsi Planı Tarihi Hafızanın Silinişi

Türkmen şehri Kerkük, IŞİD bahane edilerek Peşmerge kuvvetleri tarafından ele geçirilmiştir. İşgalin arkasındaki gerçek niyetler, Peşmerge’nin itiraflarıyla gözler önüne serilmiştir. Barzani’nin bağımsız devlet hayali için Kerkük’ün demografik yapısını değiştirmek amacıyla nüfus ve tapu kayıtları yok edilmiştir. Resmi daireler yakılarak kentin tarihi hafızası silinmek istenmiştir. Şu, kültürel bir soykırımdır.

İki bin üç yılından bu yana Kerkük’e yüz binlerce Kürt nüfus taşınmıştır. Kürt grupları, Türkmen arazilerine evler inşa ederek yerleşmişlerdir. Devlet dairelerindeki makamlar Türkmenlerden alınıp Kürtlere verilmiştir. Ata toprağı Kerkük yağmalanırken sessiz kalanları tarih asla affetmeyecektir! Kendi soydaşının hukukunu koruyamayanlar, yarın kendi topraklarını da koruyamazlar. Adalet, ancak güçle tahkim edildiğinde yerini bulur.

Türkiye’nin Stratejik Körlüğü Ve Tehlikeli Pasiflik

Türkiye’nin Türkmenlerle yeterince ilgilenmemesi sonucunda, bölgedeki Türk varlığı kan kaybetmektedir. Yüzyılın başında Türk olan Halep, bugün tamamıyla Araplaşmıştır. Bunun nedeni yanlış politikalar ve Türkiye’ye olan göçlerdir. Vatandaşlık vaadiyle bölgenin boşaltılması, İsrail’e kolay lokma yapılmasına zemin hazırlamaktadır. Türkiye, bölgede sığ politikalar uygulayamaz. Kendi hinterlandını boşaltan devlet, stratejik körlük içindedir.

Irak’ın kuzeyindeki yönetim, suni çatışmalar yaratarak Peşmerge’nin gerekliliği algısını oluşturmaktadır. Barzani güçleri, kadim Türk şehri Kerkük’ü adım adım ele geçirme peşindedir. Musul ve Kerkük, Irak’ın bütünlüğü bozulduğunda resmen Türkiye’ye ait olacaktır. O zaman şu topraklar derhal sınırlarımıza katılmalıdır. Şu, sadece toprak talebi değil, milli güvenlik ve tarihi sorumluluğun mutlak gereğidir.

HALİS ÖZDEMİR