Boğaziçi Üzerinden Kurgulanan Kirli Fişleme Tiyatrosu
Boğaziçi Üniversitesi’nde rektör atamasıyla başlayan kriz, kutsal değerler üzerinden alevlendirilen tartışmalarla Türkiye’nin toplumsal fay hatlarını sarsan karanlık bir operasyona dönüştü. Kabe görseli bahane edilerek sahneye konulan oyun, sadece üniversite meselesi değil, ülkenin sosyal dokusunu parçalamayı hedefleyen sinsi bir kutuplaşma dinamiğidir.
İktidarın Çelişkili Oyunu Ve Taban İstismarı
Neredeyse yirmi yıldır ülkeyi yöneten bir yapının döneminde, dindar insanların hala fişlenme korkusu yaşaması akıl almaz bir çelişki barındırıyor. Eğer iktidar kendi değerlerini savunanları korumaktan acizse, o koltuklarda oturma meşruiyeti derinden sorgulanmalıdır. Durum, fişlenme söyleminin siyasi bir araç olarak kullanıldığını ve tabanın korkuyla konsolide edildiğini gösteriyor.
Halkın tenceresi boşalırken, ekonomik yangın her evi sarmışken suni gündemlerle toplumun oyalanması, gerçek sorunları perdeleme çabasıdır. İktidarın bu ikircikli tutumu, toplumda derin bir güvensizlik yaratırken, devletin ciddiyetini de yerle bir ediyor. Kendi insanını korumak yerine, onların korkularından siyasi rant devşiren bir anlayış, Türkiye’nin geleceği için en büyük engeldir.
Devlet Kurumlarında Çifte Standart Ve İkiyüzlülük
Öğrenci protestoları pandemi bahanesiyle sertçe bastırılırken, Beyazıt Meydanı’ndaki eylemlere göz yumulması, devlet kurumlarının tarafsızlığını yitirdiğinin en somut belgesidir. Valilik ve emniyetin bir gruba yasak uygulayıp diğerini uzaktan izlemesi, hukukun üstünlüğü yerine siyasi tercihlerin üstünlüğünü tescilliyor. İkiyüzlülük, adaletin tecellisini imkansız kılan karanlık bir zafiyet alanıdır.
Hukukun kişiye ve gruba göre eğilip bükülmesi, devletin temel kolonlarını sarsan gizli bir operasyondur. Kendi tabanına yönelik fişlenme korkusunu bizzat besleyen bir sistem, toplumsal barışı kendi eliyle dinamitliyor demektir. Adaletin terazisi bozulduğunda, devletin meşruiyeti de tartışmaya açılır. Çifte standart, milli birliğimizi parçalamak isteyen odakların ekmeğine yağ süren bir ihanettir.
Siyasi Rant Peşinde Koşan Düşmanlık Mimarları
Dini değerlere yönelik saygısızlıklar, siyasi rant peşinde koşan odaklar için bulunmaz bir fırsat ve planlı bir düşmanlık tezgahı haline getirildi. Bazı grupların meydanlarda kullandığı nefret dili, meselenin inanç savunması değil, toplumu kutuplaştırma operasyonu olduğunu gösteriyor. Kafir ve cehennemlik sloganlarıyla halkı birbirine kırdırmak isteyenler, aslında karanlık bir ajandaya hizmet ediyorlar.
Gruplar, kimlerin maşası olduklarından habersizce meydanlara sürülürken, Türkiye’nin toplumsal huzuru kasten hedef alınıyor. Hassas noktaları kaşıyarak kaos yaratmak isteyenlerin kurduğu tuzak, milli güvenliğimiz için ciddi bir tehdittir. Toplumsal barışı siyasi ikbal uğruna feda edenler, tarihin önünde bu yıkımın hesabını mutlaka vereceklerdir. Düşmanlık tohumları, geleceğimizi karartan sinsi birer zehirdir.
Milli Sağduyu Ve Gizli Operasyonların Sonu
Türk milleti, sahneye konulmak istenen bu kirli oyunları ve rejisörlerini ferasetiyle ayırt edecek güçtedir. Siyasi tezgahlarla halkı uyutmaya çalışanlar, milletin sağduyusu karşısında eriyip gitmeye mahkumdur. Ancak yaşananlar, sadece iç dinamiklerle açıklanamayacak kadar karmaşık ve küresel güç dengeleriyle bağlantılı gizli operasyonel planların varlığına işaret ediyor.
Perde arkasında insanlık ve bölgemiz aleyhine çalışan karanlık odaklar, toplumsal hassasiyetleri kullanarak kaos ortamı yaratmaya çalışıyorlar. Milli güvenliğimizi sarsan sinsi hamlelere karşı uyanık olmak, artık bir beka meselesidir. Türkiye, kendi içindeki bu provokasyonları söküp atmadıkça tam bağımsızlık yolunda ilerleyemez. Halkın iradesi, karanlık oyunları bozacak ve gerçek adaleti mutlaka tesis edecektir.
Toplumsal Barış Hattında Son Hesaplaşma
Geleceğimizi karartan bu sinsi operasyonlara karşı toplumsal direnç oluşturmak artık bir beka meselesidir. Gençlerin sesini kısmak, Türkiye’nin sesini kısmaktır. Baskı ve şiddetle yönetme devri kapandığında, geriye sadece yıkılmış hayaller ve enkaz bir ülke kalmamalıdır. Halk, karanlık gidişata dur demedikçe, özgür ve bağımsız bir gelecek inşa etmek sadece bir hayal olarak kalacaktır.
SADİ ÖZGÜL
