Devlet Zirvesinde Kuralsızlık Ve Halkın Öfkesi
Gölge oyunlarının sahnelendiği karanlık dönemde yaşanan hadiseler sadece tesadüf mü? Sıradan vatandaşın en temel hakları kısıtlanırken esnaf siftah yapamadan kepenk indirdi. Gariban maske takmadığı için ağır cezalarla boğuşurken iki masa arası mesafe kuralına uymayan dükkanlar mühürlendi. Adalet duygusu derinden sarsıldı.
İçişleri Bakanı kendi koyduğu kuralları hiçe sayarak kalabalık törenlere katıldı. Hukukun üstünlüğü ilkesi ayaklar altına alınırken iktidar kuralların kendisi için geçerli olmadığını ilan etti. Trajikomik manzaralar yaratan kısıtlamalar sadece halka işledi. Toplumsal vicdan yaralanırken siyasi elitler imtiyazlı hayatlarına fütursuzca devam etti.
Siyasi Gövde Gösterisi Halk Sağlığını Tehdit Ediyor
Vefat eden cemaat liderinin cenazesi adeta siyasi mitinge dönüştü. Cami avluları pandemi kurallarının hiçe sayıldığı virüsün kol gezdiği alanlara evrildi. Kalabalık sadece taziye ziyareti miydi? Bakanın törene katılımı merasimleri devlet katında meşrulaştırma çabasıdır. Meşrulaştırma gayreti toplumun en hassas kesimlerini doğrudan hedef alıyor.
Sözde İslami camia üzerinden verilen mesajlar virüsün yayılımını hızlandırdı. Siyasi rant uğruna insanların canı tehlikeye atılırken bilim kurulu kararları kağıt üzerinde kaldı. İktidarın muhafazakar tabanı konsolide etme hırsı toplumsal sağlığı felakete sürüklüyor. Devlet ciddiyeti yerini partizan bir gövde gösterisine bırakarak çöktü.
Toplumsal Kaos Senaryoları Ve Kışkırtma Tehlikesi
Hükümetin çifte standardı halkta derin öfke biriktiriyor. Birikim sivil direnç eylemlerine zemin hazırlayabilir. Asıl tehlike eylemlerin ülkeyi kaosa sürüklemek isteyen kripto işbirlikçiler tarafından manipüle edilmesidir. İç ve dış güçler toplumsal gerilimleri fırsata çevirerek ülkeyi iç savaşa sürükleyebilir. Dikkatli olunmalıdır.
Tarih acı örneklerle doluyken provokasyonlara karşı sağduyulu davranmak hayati önem taşıyor. Milli güvenlik meselelerine uzanan derin sorgulama her vatandaşın sorumluluğudur. Kardeş kavgası çıkarmak isteyenlerin ekmeğine yağ sürmemek gerekir. Toplumun sinir uçlarıyla oynayan politikalar ülkeyi karanlık bir uçurumun kenarına kadar getirdi.
Seçmen Kaybı Riski Ve Siyasal İslamın Çöküşü
Kuralların ihlali siyasi dengeleri derinden etkiliyor. Muhafazakarlar arasında virüsün yayılması iktidarın oy deposu olan kesimlerde ciddi kayıplara yol açabilir. İstanbul ikinci bölgedeki her sandıkta kaybedilecek oy milletvekili kaybına neden olacaktır. Türkiye geneline yayılan durum iktidar için büyük hezimet anlamına gelir.
Siyasal İslam olarak adlandırılan çizginin çöküşü hızlanabilir. Muhalefetin çatı adayının seçilme ihtimali her geçen gün güçleniyor. Halkın sağlığını koruyamayan yönetim sandıkta bedel ödeyecektir. Siyasi manevralar can kayıplarını örtbas etmeye yetmiyor. Seçmen kendisine reva görülen adaletsizliği asla unutmayacak ve hesabını mutlaka soracaktır.
Cahilleştirilen Toplum Ve Firavun Kavmi Metaforu
Zuhruf Suresi elli dördüncü ayeti toplumu itaat ettirmek için ezme mekanizmalarını anlatır. Ayetin mesajını çözemeyen kitleler üzerilerinden bina edilen yeni nesil oyunları fark edemeyecekler. Doğru ile yanlışı ayırt edemeyenler daha da ezilecekler. Firavun kavminin başına gelenler sırayla onların da başına gelecektir.
Dini metinleri yanlış yorumlayanlar pasif bekleyiş içinde kayboluyorlar. Aktif toplumsal sorumluluk bilinciyle hareket etmek her bireyin görevidir. Cahilleştirilen kitlelerin rehabilitasyonu gelecekteki Türkiye için en büyük engeldir. Toplumun yeniden eğitimi uzun ve maliyetli süreç olacaktır. Gerçeklerden kopan yığınlar manipülasyonların kurbanı olmaya devam ediyor.
Geleceğin Türkiyesi Ve Rehabilitasyon Sorunu
Cahilleştirilen ve ezilen kesimlerin yeniden topluma kazandırılması büyük sorun teşkil ediyor. Türkiye dinamiklerine uyum sağlatma çabası ülkenin önündeki en büyük engeldir. Hainlerin hilesinin başarıya ulaşmayacağı vaadi sadece yoldan çıkmayan toplumlar içindir. Pasif bekleyiş yerine direnç göstermek onurlu bir duruşun gereğidir.
Toplumsal adalet ve milli güvenlik meseleleri iç içe geçmiş durumdadır. Gelecek nesillere bırakılacak enkazın boyutu her geçen gün büyüyor. Halkın iradesini ipotek altına alanlar tarih önünde hesap verecekler. Peki, bu karanlık tünelin sonunda ışığı görebilecek miyiz? Türkiye gerçeklerine dönmek için artık son şansımızdır.
SADİ ÖZGÜL
