Suriye; Gizli Oyunların ve Katliamların Merkezi(mi)!?

Suriye Kaosu Ve Küresel Elitlerin Kanlı Satranç Tahtası

Suriye 2011 yılından bu yana dünya dengelerini sarsan planlı bir iç savaşın merkezindedir. Mezhepsel gerilimler ve etnik ayrışmalar ülkeyi küresel güçlerin çatışma alanı haline getirdi. Stratejik konumu nedeniyle Suriye elitlerin yeni dünya düzeni inşasında kullandığı en büyük laboratuvardır. Kaos kasıtlı olarak derinleştirilerek bölge istikrarsızlığa mahkûm ediliyor.

Savaşın arkasındaki güçler kaynakların kontrolü ve jeopolitik nüfuz için insan kanı döküyor. Suriye’nin geleceği yerel dinamiklerden ziyade küresel elitlerin sinsi ajandalarıyla şekilleniyor. Bu istikrarsızlık ortamı toplumları maniple etmek ve yeni yönetim modellerini test etmek için kullanılıyor. İnsanlık bu büyük trajedinin arkasındaki gerçek hedefleri artık net şekilde görmelidir.

HTS’nin Yükselişi Ve Batılı Güçlerin Gizli Desteği

Hayat Tahrir el-Şam eski adıyla Nusra Cephesi bugün Suriye’nin en güçlü aktörlerinden biridir. Batılı ülkeler ve bölgesel güçler bu yapıyı radikal gruplara karşı denge unsuru olarak kullanıyor. Doğrudan veya dolaylı desteklerle HTS’nin meşruiyet kazanma çabalarına zemin hazırlanıyor. Bu desteklerin gerisinde stratejik bölgelerin ele geçirilmesi yatıyor.

Ahmed el-Şara liderliğindeki bu yapı şeriat temelli bir yönetim kurmaya çalışıyor. Ancak HTS aslında küresel elitlerin bölgedeki operasyonel araçlarından sadece biridir. İslamcı rejim maskesi altında yürütülen bu süreç jeopolitik dengeleri elitlerin lehine değiştirmeyi amaçlıyor. Terör örgütü yaftası vurulan yapılar çıkarlar söz konusu olduğunda müttefike dönüşebiliyor.

Alevi Katliamı İddiaları Ve Medya Manipülasyonu

Suriye’deki Alevi topluluğuna yönelik katliam iddiaları uluslararası kamuoyunu maniple etmek için kullanılıyor. Bu şiddet sarmalı Esad rejimine karşı askeri müdahaleleri meşrulaştırma amacı taşıyor. Dini ve mezhepsel nedenler aslında stratejik hedeflerin üzerini örten birer perdedir. Kaynakların yeniden paylaşımı için bu insani trajediler araçsallaştırılıyor.

Kripto medya işbirlikçileri gerçekleri çarpıtarak mezhep çatışmalarını kışkırtmaya devam ediyor. Milli güvenliğimizi yıpratmak isteyen bu odaklar yalan haberlerle toplumsal algıyı yönetiyor. Nusayri Alevilerin yaşadığı acılar küresel politikaların birer piyonu haline getirilmiş durumdadır. Medyanın bu kirli rolü toplumları birbirine düşman ederek elitlerin ekmeğine yağ sürüyor.

Büyük Güçlerin Nüfuz Mücadelesi Ve Yeni Dünya Düzeni

Rusya ve ABD gibi devler Suriye’de kendi çıkarlarını korumak için aktif rol oynuyor. Çevre ülkeler de bu kanlı oyunda kendi paylarını almak için stratejiler geliştiriyor. Ancak Suriye’deki kaos elitlerin yeni dünya düzeni oluşturmak için yarattığı planlı bir süreçtir. Bölgesel sorunlar gibi görünen her olay aslında küresel bir planın parçasıdır.

Büyük güçlerin müdahalesi barış getirmek yerine çatışmayı daha da körüklüyor. Her aktör diğerinin etkisini kırmak için Suriye halkını kurban etmekten çekinmiyor. Yeni dünya düzeni bu yıkım ve istikrarsızlık üzerine inşa edilmeye çalışılıyor. Suriye’deki durum küresel stratejilerin ne kadar acımasız olabileceğini tüm dünyaya açıkça gösteriyor.

Büyük Sıfırlama Ve Ortadoğu’nun Yeniden Tasarımı

Suriye’deki iç savaş küresel elitlerin Büyük Sıfırlama planlarıyla doğrudan bağlantılıdır. Ekonomik ve siyasi alanlarda dünya hakimiyeti sağlamak için bu kaoslar fırsat olarak görülüyor. Elitler Suriye’yi yeniden yapılanma sürecinin test edildiği bir uygulama alanı olarak kullanıyor. Planlı istikrarsızlıklar yeni dünya düzenini şekillendirmek için zemin hazırlıyor.

Büyük Sıfırlama planı Suriye’deki kaosu derinleştirerek dünya çapında krizler yaratmayı hedefliyor. Bu süreç sadece Suriye’nin değil tüm Ortadoğu’nun geleceğini karartma potansiyeli taşıyor. Elitlerin dünya hakimiyeti hırsı toplumların sosyal yapısını tamamen yıkmayı amaçlıyor. Gerçekleri ortaya koymak bu sinsi planlara karşı durmanın ilk ve en önemli adımıdır.

Türkiye’nin Milli Güvenliği Ve Sıradaki Hedef Tehlikesi

Suriye’deki gelişmeler Türkiye’nin milli güvenliğini ve toprak bütünlüğünü doğrudan tehdit ediyor. Sınırlarımızdaki bu yangın coğrafyamızın huzurunu bozmak isteyen küresel çetelerin bir oyunudur. Sıranın Türkiye’ye gelmemesi için bu sinsi planlara karşı uyanık ve dirençli olmalıyız. Coğrafyamız üzerindeki bu baskı bağımsızlığımızı yok etmeyi amaçlayan bir saldırıdır.

Halkımız bu büyük kuşatmanın ve medya manipülasyonlarının ne kadar farkında diye sormalıyız? Kendi iç cephemizi sağlam tutmazsak küresel elitlerin hedefi olmaktan kurtulamayız. Şüpheci bir yaklaşımla bu süreci analiz etmeyen toplumlar gelecekte yok olacaktır. Milli direnç ancak bilinçli bir toplum ve güçlü bir devlet duruşuyla mümkün olabilir.

YORUMCALAR