Türk Askeri ve Harp Cerrahisi Biyopolitik Kuşatmada mı?

Ordu Sağlık Sisteminde Küresel İhanetin Ayak Sesleri

Askeri hastanelerin kapatılması Türk Ordusu’nun harp cerrahisi yeteneğine indirilmiş ağır darbedir. Genel cerrahi uzmanlığı ile savaş cerrahisi asla aynı değildir. Sivil cerrahın balistik yaralanmalar karşısında teknik donanımı eksik kalmaktadır. İsviçre gibi tarafsız ülkeler dahi sistemini korurken bizde yok edilmesi anaların ağlamasına doğrudan sebebiyet vermiştir.

Peki öyleyse Mehmetçik neden sivil hastanelerin insafına terk ediliyor?

Biyopolitik sistemler üzerinden kurgulanan kaos senaryolarında askeri sağlık hattını hedef alarak savunma direncini kırmak vardır. Jeopolitik oyunlar cephe gerisini boşaltarak ordunun moral yapısını çökertmeyi amaçlar. Küresel egemenlik peşindeki güçler oyun teorileriyle istihbarat zafiyeti yaratarak milli güvenliği tehdit eder. Askeri hastaneler gibi stratejik kalelerin yıkılması savunma hattımızın tamamen çökmesi anlamına gelmektedir.

Kurumsal Çöküş Ve Güvenlik Sistemi İflası

Devletin sinir uçlarına sızan ideolojik yapılanmalar sistemin her yanını kanser gibi sarmış durumdadır. Tarikat üyelerinin sağlık kadrolarında maskelerle yer bulması liyakatin bittiği noktadır. Narko terör ve PKK/PYD sempatizanlarının kamu personeli sıfatıyla devletin ekmeğini yiyip askere düşmanlık beslemesi kabul edilemez. Güvenlik soruşturmaları yandaş kayırmacılığı nedeniyle tamamen işlevsiz kalarak milli güvenliği tehlikeye atmıştır.

Sudan veya Arnavutluk gibi ülkelerden gelen yabancı öğrencilerin askeri tıp eğitimine dahil edilmesi skandaldır. Türkçeyi dahi anlamayan kişilerin yarın askerin yarasına dokunacak olması ihanetin göstergesidir. Mülakat sistemindeki çarpıklıklar devletin şirazesini kaydırmıştır. Kendi evlatlarımız dışlanırken liyakatsiz yabancıların sistemin merkezine yerleştirilmesi milli güvenlik açısından ne kadar büyük risk taşımaktadır? Peki soran var mı?

Şüpheli Şehadetler Ve Sistemsel Güvensizlik

Karanlık on yıl içindeki şüpheli şehadet dosyaları derhal yeniden açılmalı ve titizlikle incelenmelidir. Bilinci açık şekilde hastaneye giren askerlerin “kurtarılamadı” denilerek şehit gelmesi büyük endişedir. Sahada görev yapan hekimlerin tanıklıklarıyla sabit olan vakalar komplo teorisi değil acı gerçektir. Sivil hastaneler askeri yükü taşıyacak kapasitede ve disiplinde asla değildir.

Yenidoğan çetesi gibi yapıların türediği sağlık ikliminde askerimiz ameliyat masasında bırakılma korkusu yaşamaktadır. Güvensizlik ordunun moral ve motivasyonuna vurulan en büyük prangadayken, tecrit altındaki hizmet süreci sivil personelin sorumluluğu alamayacağını kanıtlamıştır. Evladını vatan için cepheye gönderen ailelerin hastane kapılarında şüpheyle beklemesi hangi vicdana sığar? Peki bu korku neden bitmek bilmiyor?

Maskeli İhanet Ve Etik Değerlerin Sonu

Kamu görevlisi sıfatı taşıyanların terör sloganlarını insan hakları maskesiyle savunması açık etik ihanettir. Doktorun, hemşirenin ve sağlık görevlilerinin terör sempatizanlığı yapması insani duruş değil ideolojik seçiciliktir. Saç örgüsü üzerinden sempati toplama çabaları narko terör örgütünün sivil itaatsizlik taktikleridir. Devletin memuru bölünmez bütünlüğe kasteden yapının dilini kullanarak devlete meydan okuyamaz, haddini bilmelidir.

Hipokrat yemini vatan hainliğine kılıf yapılamazken, sözde onurlu sağlıkçı olarak pazarlanması toplumsal özsavunma refleksini tetiklemektedir. İdeolojik körlükle hareket edenlerin devlet kadrolarında barınması milli güvenlik zafiyetidir. Terör örgütü sembollerini kutsayan birinin ameliyat masasındaki askere adil davranacağına inanmak saflık değilse nedir? Devlet ihanet edenlere neden hala sessiz kalarak izliyor?

Radikal Tasfiye Ve Milli Sağlık İnşası

Sosyal medyada onlara yönelik “Vatanı beğenmeyenler derme çatma yapılara sığınabilir” tepkileri toplumsal vicdanın ortak sesidir. Milli İstihbarat Teşkilatı tüm sağlık personelini dijital ayak izlerine kadar yeniden taramalıdır. İçimizdeki hainler temizlenmeden hiçbir asker, sivil hastanelerin insafına bırakılmamalıdır. Türk askeri sadece Türk hekimine emanet edilmelidir. Milli savunma hattını hastanelerden başlatmak için daha neyi bekliyoruz?

Türk Şifası Ve Geleceğin Savunma Hattı

Askeri sağlık sistemi sadece askerler için değil güven arayan sivil vatandaşlar için de limandır. Liyakat esaslı yeni tıp akademileri kurulmalı ve sadece vatansever gençler buralarda eğitilmelidir. İdeolojik sızmaların önü beton duvarlarla örülmelidir. Devletin ekmeğini yiyip ihanet edenlerin yeri kamu binaları değil zindanların en karanlık köşeleri olmalıdır. Taviz verilmemelidir.

Harp cerrahisi doktrini milli savunmanın ayrılmaz parçası olarak müfredata girmelidir. Geçmişin hatalarından ders çıkarılarak daha sağlam yapı inşa edilmelidir. Mehmetçik cephede savaşırken arkasında dağlar gibi duran sağlık ordusunun varlığını hissetmelidir.

Vatanımızın evlatları sahipsiz değildir. Türk ordusunun sağlığı siyasi hesaplara kurban edilemeyecek kadar kutsaldır.

Türk askeri Türk hekimine emanettir.

SADİ ÖZGÜL