Gazze’yi Haritadan Silmek: “Operation Cast Lead”

Siyonist Kuşatma Ve Gazze Üzerindeki Hesaplaşma

Siyonist İsrail’in hedefi, Gazze’den sonra sıranın sadece Batı Şeria’ya gelmesi değildir. Gazze’yi bombardımana maruz bırakıp Filistinlileri katletmesi ve her an beklenen kara harekatı, tarihsel bir sürecin parçasıdır. Bugün yaşananlar, uzun süredir devam eden “Dökme Kurşun Operasyonu”nun nihai aşamasıdır. Küresel güçlerin hedefi, Filistinlileri tüm topraklarından sürmektir.

ABD Başkanı Biden’ın destek açıklamaları, bu büyük planın sadece bir parçasıdır. 2001 yılında sunulan “Haklı İntikam Operasyonu”, 2008’de askeri ve istihbarat bileşenleriyle daha da geliştirilmiştir. Bu planın temelinde, sivil halkı terörize ederek direnci kırmak ve göç etmeyenleri zorla sınır dışı etmek yatmaktadır. Acaba bu vahşet ne zaman durdurulacak?

Gazze’yi Toplama Kampına Dönüştüren Kirli Planlar

“Dökme Kurşun Operasyonu”, medya dezenformasyonu ve askeri harekatı içeren geniş bir gündemin parçasıdır. 2004’te Yaser Arafat’ın öldürülmesi, Filistin yönetimini yok etmeyi ve iç bölünmeleri körüklemeyi amaçlıyordu. 2005’te Yahudi yerleşimlerinin kaldırılması ise Gazze’yi devasa bir toplama kampına dönüştürme stratejisinin ilk adımıydı.

Filistinlileri izole eden utanç duvarı, halkı açık hava hapishanesine mahkum etti. Hamas’ın 2006 seçim zaferi sonrası körüklenen iç çatışmalar, Filistin yönetimini ikiye bölerek savunma gücünü zayıflattı. Bu sistematik parçalama, İsrail’in işgalini kolaylaştıran en büyük etkendi. Kendi aralarında bölünen bir halkın direnci, sinsi yöntemlerle içeriden çökertildi.

Doğalgaz Rezervleri Ve Ekonomik İşgalin Boyutu

2008 yılındaki işgalin arkasında yatan gizli gündem, Filistin’e ait deniz doğalgaz rezervlerine el koymaktır. Gazze kıyılarında keşfedilen milyarlarca dolarlık rezervler, Siyonist iştahı kabartmıştır. İsrail, politik oyunlarla anlaşmaları bozmaya çalışmış, başarılı olamayınca askeri güç kullanarak bu kaynakların üzerine çökmeyi hedeflemiştir.

Leviathan gaz sahasının keşfi, Gazze işgalinin ekonomik motivasyonunu açıkça ortaya koymaktadır. Filistin halkı yoksulluğa mahkum edilirken, denizlerindeki zenginlikler işgalci güçler tarafından gasp edilmektedir. Bu durum, sadece bir güvenlik meselesi değil, aynı zamanda devasa bir kaynak hırsızlığıdır. Enerji savaşları, masum insanların canı üzerinden yürütülmektedir.

Dökme Kurşun Operasyonu İkinci Perde Başlıyor

7 Ekim sonrası ilan edilen savaş, yarım kalan operasyonun tamamlanması için bir fırsat olarak kullanılmaktadır. “Dökme Kurşun Operasyonu-2” olarak adlandırabileceğimiz bu süreç, Gazze’nin tamamen işgalini hedeflemektedir. Nihai amaç, Filistinlileri anavatanlarından dışlamak ve direnenleri yok ederek bölgeyi tamamen insansızlaştırmaktır.

Bu saldırıların bir diğer hedefi de Nil’den Fırat’a uzanan vadedilmiş topraklara ulaşma hayalidir. Gazze düşerse, sıranın Batı Şeria’ya geleceği gerçeği artık bir sır değildir. Siyonist yayılmacılık, bölgedeki tüm dengeleri altüst ederek ilerlemektedir. Bu işgal dalgası karşısında coğrafyamızın güvenliği büyük bir tehdit altındadır.

İslam Dünyasının Acziyeti Ve Liderlerin Zilleti

Siyonist İsrail Filistinlileri süpürme savaşı yürütürken, sözde İslam devletlerinin liderleri kınamaktan öteye geçemiyor. 17 milyondan fazla askeri güce sahip 57 ülke, nasıl bir acziyet içindedir ki İsrail’e korku veremiyor? Bu liderlerin sessizliği, işgal edilen doğalgaz yataklarından pay alma beklentisi mi yoksa derin bir korku mu?

Ortada Filistin’in bir tabutu var ve Müslüman ülkelerin liderleri bu tabutun bir an önce kaldırılmasını bekliyor. “Bu işe bulaşmayalım” tavrı, İslam alemi için tam bir zillet sebebidir. Karşı strateji geliştiremeyen ve yan gelip yatan bu yönetimler, tarihin en büyük ihanetine ortak olmaktadır. Bu sessizlik, Siyonizm’in ekmeğine yağ sürmektedir.

Milli Güvenlik Riskleri Ve Türkiye’nin Konumu

Filistin’deki bu yangın, Türkiye’nin milli güvenliğini ve coğrafi çıkarlarını doğrudan etkilemektedir. Siyonist yayılmacılığın bir sonraki hedefinin neresi olacağı sorusu, her geçen gün daha da önem kazanmaktadır. İnsanımız aleyhine işleyen bu süreç, bölgesel bir kaosun fitilini ateşlemektedir. Acaba bu kuşatmayı kırmak için ne bekliyoruz?

Sonuç olarak, Gazze’de yaşananlar sadece bir toprak kavgası değil, küresel bir sömürü ve imha planıdır. İslam dünyasının içine düştüğü bu zillet asrı, ancak gerçek bir dirençle aşılabilir. Filistin’in kaderi, tüm bölgenin kaderidir. Bu sinsi planlara karşı uyanık olmayanlar, yarın kendi vatanlarını savunacak güç bulamayacaklardır.

SADİ ÖZGÜL

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir