Suriye Enerji Savaşında Küresel Kuşatmalar Ne Durumda?

Türkiye’ye Yönelik Küresel Kuşatma ve Büyük Oyun

ABD’li Chevron şirketinin Suriye açıklarında petrol araması yapması bölgedeki dengeleri kökten sarsacak gibi görünüyor. Katarlı ortaklarla imzalanan mutabakat zaptı Şam yönetiminin ekonomik bağımsızlığını tartışmaya açtı. Küresel sermayenin girdiği topraklarda siyasi irade zayıflatırken, enerji kaynakları bölge halkının refahı yerine neden yabancıların kasasına akıyor?

Amerikan merkezli şirketlerin varlığı bölgedeki askeri stratejileri doğrudan etkileyerek yeni bağımlılık ilişkileri üretir. Türkiye benzer anlaşmaları Somali veya Libya ile yaparken egemenlik haklarını korumaya çalışsa da Suriye’deki durum çok daha karmaşık görünüyor. Küresel güçlerin enerji iştahı sınır komşumuzun geleceğini ipotek altına alıyor.

Sınır Ötesi Siyasetin İflası ve Çöküşü

Şam Emeviye Camii hayalleriyle başlayan süreç bugün sınırımızda İsrail destekli yapılarla yüzleşme noktasına evrildi. Yıllarca bölgenin güvenliğini sağlayan askeri güçlerimizin ekonomik karşılığını alamaması stratejik hatadır. Radikal grupların başarısından medet umanlar enerji kaynaklarının küresel aktörlere aktarılmasını izah edemiyor. Milli birliği zayıflatan hatalar toplumsal kutuplaşmayı körüklüyor.

Tarihsel perspektifle bakıldığında jandarmalığını yaptığımız topraklardan halkımızın fayda sağlamadığı gerçeği yüzümüze çarpıyor. Devletin Suriye’de tarih yazdığına dair anlatılar sahadaki ekonomik gerçeklerle çelişiyor. Sadece güvenlik sağlayıcı rolüne hapsolmak Türkiye’nin bölgedeki manevra alanını daraltıyor. Milli güvenlik boyutunda yaşanan zafiyet yarın daha büyük bedeller ödetebilir.

Doğu Akdeniz Hattında Enerji Diplomasisi

Kerkük petrollerinde haklarımızı koruyamazken Şam petrollerinden pay beklemek hayalcilikten öteye geçemez. Türkiye’nin Doğu Akdeniz’de agresif hamleler yapması şarttır. Enerji diplomasisi sayesinde Ege’deki kronikleşmiş sorunlar ve Meis gibi krizler çözüme kavuşturulabilir. Aksi halde sadece tesis koruyan bekçi konumuna düşmek kaçınılmaz sondur. Stratejik akıl nerede?

Mavi Vatan doktrini çerçevesinde hidrokarbon yatakları için küresel ortaklıklar kurmak pragmatik zorunluluktur. Kendi kaynaklarımızı işletme yeteneğimizi geliştirmeden bölge siyasetinde söz sahibi olamayız. Sadece askeri varlık göstermek ekonomik kazanım getirmediği gibi uzun vadede sürdürülebilir değildir. Enerji paylaşım savaşlarında masada yer almayan devletler figüran kalır.

İdeolojik Körlük Kıskacında Büyük Kayıp

Bölgedeki gelişmeleri sadece etnik kimlikler üzerinden okumak asıl büyük resmi görmemizi engelliyor. Bazı kesimlerin radikal unsurları tercih eden yaklaşımları Suriye’de asıl kazananın İsrail olmasına zemin hazırladı. Küresel güçlerin enerji rezervlerini ele geçirmesi Türkiye için telafisi zor stratejik kayıplar anlamına geliyor. Milli çıkarlar unutuluyor.

İdeolojik saplantılar milli çıkarların önüne geçtiğinde kaybeden her zaman Anadolu insanı oluyor. Sınır güvenliğimizin enerji hatlarıyla olan bağı koparıldığında egemenlik haklarımız kağıt üzerinde kalır. Bölgedeki kaynakların paylaşımı sırasında sessiz kalanlar gelecekte tarih önünde hesap verecektir. Küresel güçlerin enerji iştahı sınır komşumuzun geleceğini ipotek altına alıyor.

Terör Yapılarının Meşruiyet Arayışları

Suriye’deki yeni yönetim yapısının terör örgütleriyle birleşerek devletleşme çabası büyük tehdittir. ABD güdümündeki oluşumun kısa sürede tamamen Washington kontrolüne girmesi bekleniyor. Cihadist yapıların bölgedeki varlığı Türkiye’nin toplumsal huzuru için saatli bomba niteliği taşıyor. Meşruiyet kazanan terör unsurları sınır güvenliğimizi kalıcı olarak tehlikeye atıyor.

Yeni yönetimin demokratik maske takarak ülkeyi ele geçirmesi emperyalist operasyondur. Karanlık senaryoya karşı stratejiler geliştirmek yerine radikal unsurları desteklemek stratejik körlüktür. Gelecek nesiller hataların bedelini nasıl ödeyecek? Milli güvenlik boyutunda yaşanan zafiyet yarın daha büyük bedeller ödememize yol açabilir. Stratejik akıl nerede devreye girecek?

Büyük Ortadoğu Projesi ve Kuşatma

Yaşanan süreç Büyük Ortadoğu Projesi’nin (BOP) tıkır tıkır işleyen parçası olarak karşımıza çıkıyor. Emperyal güçlerin ham hayalleri bitmese de Türk milletinin feraseti planları bozacak güçtedir. Süleyman Şah’ın mirasına sahip çıkarak bölgedeki düşman unsurları bertaraf etmek milli görevdir. Yılanı bize tutturanların kaymağı kendilerinin yemesi ironik sömürü düzenidir.

Dezenformasyonun gerçeklerin önüne geçtiği dönemde soğukkanlı ticari akıl en büyük ihtiyacımızdır. Suriye’deki Türk varlığı sadece askeri değil kültürel ve ekonomik olarak tahkim edilmelidir. Emperyalist kuşatmayı yarmak için ideolojik kavgaları bırakıp milli strateji etrafında birleşmeliyiz. Zafer sadece cesurların değil akıllıların olacaktır. Gelecek nesiller bedel ödeyecek mi?

SADİ ÖZGÜL