Demokratik Yanılsama Ve Sandıktaki Hesaplaşma
Siyasi partiler her yıl dönümünde Menderes’in idamı üzerinden mağduriyet devşirirken, Demokrat Parti’nin sistemi nasıl tıkadığını kasten görmezden geliyorlar. Çok partili hayata geçişin yanlış yorumlanması, iktidar gücünün zehirli bir kibre dönüşmesine neden olmuştur. Bugünün siyasetçileri, geçmişin hatalarını analiz etmek yerine sadece koltuklarını koruma derdindedir.
İktidarın anayasayı ihlal eden uygulamaları, halkın iradesini yanlış yönde kullanmasıyla birleşince demokratik süreçler kaçınılmaz olarak kesintiye uğramıştır. On yıllık güç sarhoşluğu, demokratik olmayan tercihlerle birleşerek sistemi bir çıkmaza sürüklemiştir. Geçmişin bu acı tecrübesi, günümüz siyaseti için de ciddi bir uyarı niteliği taşımaktadır.
Tahkikat Komisyonundan Güncel Anayasa İhlallerine
Bin dokuz yüz altmış yılında kurulan Tahkikat Komisyonu, meclis yetkilerini aşan yasal olmayan gücüyle bardağı taşıran son damla olmuştu. Anayasanın açıkça çiğnenmesi, halk kitlelerini sokaklara dökerek büyük bir protesto dalgası başlatmıştı. İktidarın kendi hukukunu yaratma çabası, demokratik sistemin bir kez daha darbe almasına yol açtı.
Günümüzde de benzer soruların sokaklarda ve sosyal medyada yankılanması, tarihin tekerrür edip etmeyeceği tartışmasını başlatıyor. Halkın bilgiye erişiminin artması, anayasa ihlallerine karşı duyarlılığı da en üst seviyeye çıkarmıştır. Geçmişteki otoriter eğilimlerin modern versiyonları, toplumda derin bir güvensizlik ve sorgulama süreci başlatmış durumdadır.
Yeni Nesil Darbe Ve Sandığın Demokratik Gücü
Artık askeri müdahalelerin devri kapansa da, Türkiye yeni bir darbe türüyle karşı karşıyadır: Sandık darbesi. Halkın tatmin edici cevaplar alamadığı her soru, iktidarın demokratik yollarla tasfiye edilme olasılığını güçlendiriyor. Bu sefer ordu değil, bizzat seçmenin iradesi sistemi yeniden dizayn edecek bir güçtür.
Seçim sandığında gerçekleşecek bu müdahale, demokrasiyi kesintiye uğratmak yerine onu daha da güçlendirecektir. Şüpheleri derinleşen kitleler, demokratik haklarını kullanarak yanlış gidişata dur diyecektir. İktidarda kalma hırsıyla anayasayı zorlayanlar, halkın sessiz ama derinden gelen bu demokratik tepkisiyle yüzleşmek zorunda kalacaktır.
Cumhuriyet İle Hesaplaşma Ve Siyasi Akıbet
İktidarda uzun süre kalan yapıların Cumhuriyet ve Atatürk ile hesaplaşma yolunu seçmesi, toplumda büyük bir tedirginlik yaratıyor. “Seçimle gelen seçimle gider mi?” sorusu, siyaset kulislerinden kahvehanelere kadar her yerde yüksek sesle tartışılmaktadır. Bu belirsizlik, iktidar partisinin geleceğini doğrudan tehdit eden bir unsura dönüşmüştür.
Cumhuriyetin temel ilkelerine sahip çıkmayan her yapı, halkın demokratik yargılamasından nasibini alacaktır. İktidarın kitlelerin oyunun etkisine kapılıp kuruluş dinamikleriyle çatışması, kendi sonunu hazırlayan bir süreçtir. Halk, devletin temel değerlerini koruma konusundaki hassasiyetini sandıkta en sert şekilde göstermeye kararlı bir duruş sergilemektedir.
Siyasal İslam Ve Türklük Düşmanlığına Sandık Freni
İki bin yirmi üç seçimleri, halkın siyasal İslamcı ve Türklük düşmanı görünümlü yapılara karşı ilk ciddi uyarısıydı. Seçmen, bu yapıların siyasi hayatlarını zayıflatarak milli değerlerin korunması yönünde bir irade ortaya koydu. Bir sonraki seçimde bu zayıflatma hamlesi, geri dönülemez bir tasfiye sürecine dönüşebilir.
Milli ve manevi değerleri istismar ederek siyaset yapanlar, halkın bu net tavrını iyi analiz etmelidir. Türklük bilincine ve Cumhuriyet değerlerine karşı duran partiler, sandık darbeleriyle siyaset sahnesinden silinme riskiyle karşı karşıyadır. Seçmen, kendi kimliğine ve devletinin temellerine saldırı olarak gördüğü her hareketi cezalandıracaktır.
Siyasi Partiler İçin Son Uyarı Ve Ricat Planları
İslami ve milli değerleri öncelediğini iddia eden yapılar, akıllarını başlarına alarak yeni politikalar belirlemek zorundadır. Aksi takdirde, son pişmanlık fayda vermeyecek ve kaçış planları da boşa düşecektir. Halkın güvenini kaybeden bir hareketin, demokratik sistem içerisinde varlığını sürdürmesi artık mümkün görünmemektedir.
Siyasetçiler, Menderes’in akıbetinden ders çıkarmalı ama bunu mağduriyet için değil, demokrasiyi korumak için yapmalıdır. Türkiye Cumhuriyeti’nin temel dinamikleriyle oynamak, her siyasi yapı için intihar anlamına gelir. Gelecek, halkın şüphelerini gideren ve milli hassasiyetlere samimiyetle sahip çıkanların olacaktır; diğerleri ise tarihin tozlu sayfalarına gömülecektir.
SADİ ÖZGÜL
