AK Parti’nin Kuruluş Sırrı: Türkiye’nin Karanlık Kaderi
Siyasi arenada dolaşan “AK Parti, Erbakan hocanın projesidir” safsatası, sadece bir yanılsama değil, aynı zamanda zihinleri bulandırmak için ustaca kurgulanmış bir operasyonun parçasıdır. Bu iddialar, gerçeklerin üzerini örtmek, kamuoyunu yanlış yönlendirmek ve Türkiye’nin siyasi geleceğini şekillendiren karanlık senaryoları gizlemek için sahnelenen bir tiyatrodur. Bu söylemleri dillendirenlerin geçmişi ve bağlantıları incelendiğinde, ortaya çıkan tablo, basit bir siyasi tartışmanın çok ötesinde, ülkenin kaderini etkileyen derin bir komployu işaret etmektedir.
İddiaların Gölgesindeki Şüpheli Bağlantılar
Bu iddiaları ortaya atanların, merhum Erbakan hocanın Siyonizmle mücadelesini ve ülkeyi bu tehlikeye karşı sürekli uyardığını çok iyi bildiği aşikardır. Buna rağmen, AK Parti’yi Erbakan’a mal etme çabası, akıllara durgunluk veren bir çelişkiyi barındırır. İngiltere, İsrail, ABD ve küresel elitlerin projesi olduğu ayan beyan ortada olan bir oluşumu, milli ve manevi değerlerle özdeşleşmiş bir lidere atfetmek, ancak büyük bir pervasızlıkla açıklanabilir. Bu durum, sadece siyasi bir manevra değil, aynı zamanda tarihi gerçekleri tahrif etme girişimidir.
Bu kişilerin geçmişteki tutumları, iddialarının güvenilirliğini temelden sarsmaktadır. FETÖ’nün liderine yönelik övgü dolu sözleri ve “FETHULLAH GÜLEN HOCAMIZ NEDEN TAŞLANIYOR” başlıklı yazısında, bu yapının faaliyetlerini şehitlerin kanından dahi üstün tutması, hafızalardaki yerini korumaktadır. Bu yazının, birçok platformdan kaldırılması için gösterilen çabalar, gerçeklerin ne denli rahatsız edici olduğunu gözler önüne sermektedir. Amerikan himayesinde ve İsrail’i otorite kabul eden Siyonist sevdalısı FETÖ’nün lideri için “Şeytan ve yandaşlarının tuzaklarından kurtuluşuna sohbetleriyle rehber olan muhterem Alimlerimizden biri de şüphesiz Fethullah Gülen hocaefendidir” ifadelerini kullanan birinin, bugün AK Parti’nin kuruluşuna dair yaptığı yorumlar, ancak bir aldatmaca olarak değerlendirilebilir.
BOP’un Gölgesinde Türkiye: Gizli Ajandaların İfşası
Bu tür söylemler, Büyük Ortadoğu Projesi (BOP)’nun “yerli ve milli” maskesi takmış “işbirlikçi” taşeronlarının gizli ajandalarını Türk halkından saklamak için kullandığı tipik taktiklerden biridir. Bu sayede, BOP projesini nihayete erdirmek gayesiyle ülkenin idaresinde kalmayı hedeflemektedirler. Türkiye’nin stratejik konumu ve jeopolitik önemi, onu küresel güçlerin hedefi haline getirmektedir. Bu bağlamda, AK Parti’nin kuruluş dinamikleri ve dış bağlantıları, sadece bir siyasi parti meselesi olmaktan öte, milli güvenlik meselesidir.
Son dönemde Diyanet’in, imam ve hocalar aracılığıyla camilerde Hz. Muhammed’in (sav) “Kim bir Müslümanın kusurunu örterse, Allah da Kıyamet günü onun kusurunu örter” hadisini, bağlamından kopararak ve adeta 40 takla attırarak kullanması, bu gizli ajandaların bir başka tezahürüdür. Bu durum, “yeni dönemde ülkeyi idare edenlerin kusurlarını konuşmayın, duymayın, görmeyin, konuşmalarındaki verilmek istenen mesajları yayın. Muhafazakarlar olarak durumu mutlaka muhafaza edin ve üstünü örtün” mesajını vermek istediklerini açıkça göstermektedir. Bu tür manipülatif yaklaşımlar, toplumun bilinçli farkındalığını engellemek ve eleştirel düşünceyi bastırmak amacını taşır.
Muhafazakar İstismarcılık ve Toplumsal Yansımaları
AK Parti yöneticilerinin, kadrolarının, hocaefendiler ve Diyanet ile sorgusuz sualsiz her şeylerini AK Parti yoluna feda edecek istismarcı muhafazakar sözde siyasal İslamcılık safsatasını gerçek Müslümanlık sanma zokasını yutanların bir yansıması olarak karşımızdadır. Bu durum, toplumun dini duygularını istismar ederek siyasi hegemonyayı sürdürme çabasının acı bir göstergesidir. Türkiye’nin içinde bulunduğu coğrafya ve küresel güç mücadeleleri düşünüldüğünde, bu tür iç manipülasyonlar, ülkenin geleceği için ciddi tehditler oluşturmaktadır.
Erbakan hocanın “beni AK Parti’nin günahlarına ortak etmeyin” sözü, AK Parti’nin Milli Görüş çizgisinden ne denli uzaklaştığını ve kendi yolunu çizdiğini net bir şekilde ortaya koymaktadır. Bu söz, sadece bir siyasi ayrılık beyanı değil, aynı zamanda bir duruşun ve ilkesel bir tavrın ifadesidir. Buna rağmen, AK Parti tipi muhafazakar istismarcı sözde siyasal İslamcıların, bu eski milletvekilinin ağzına bakarak her defasında, Saadet’lilere ve dindarlara “AK Parti’yi hoca kurdurdu” derken, onları dinleyenlerin bu hocanın Necmettin Erbakan olmadığını, bu kişinin bir zamanlar methiyeler düzdüğü FETÖ’nün lideri Fethullah Gülen olduğunu anlamaları elzemdir.
Türkiye’nin geleceği, bu tür manipülasyonlara karşı bilinçli bir duruş sergilemekten geçmektedir. Toplumun her kesiminin, gerçekleri sorgulaması, perde arkasındaki operasyonları görmesi ve kendi kaderine sahip çıkması gerekmektedir. Aksi takdirde, karanlık güçlerin ve onların yerli işbirlikçilerinin oyunları, ülkemizi daha derin girdaplara sürükleyecektir.
SADİ ÖZGÜL
