Ekonominin Düzelmesine Engel Hocaefendiler mi?

Ekonominin Kara Deliği: Ekonomistler mi, Hocaefendiler mi?

Türkiye ekonomisi, derin bir krizin pençesinde kıvranırken, çözüm arayışları da bir o kadar çetrefilli hale gelmiş durumda. Muhafazakarından milliyetçisine, sosyal demokratından liberaline kadar herkesin dilinde aynı nakarat: “Üretim ekonomisine geçeceğiz ve krizi bitireceğiz!” Ancak bu söylemlerin ardında yatan gerçekler, çoğu zaman göz ardı ediliyor.

Mahfi Eğilmez gibi birçok ekonomist, mevcut rakamsal durumları ortaya koyarken, bu vahim durumlara sebebiyet veren borca dayalı ve faizli para sistemine karşı tek bir itirazda dahi bulunmuyorlar. Onlara göre “borçlanmadan olmaz” sakızı çiğnenip duruyor; çünkü borç denince akla hemen faiz geliyor ve bu söylemlerle aslında faizci ekonomiyi savunduklarını itiraf ediyorlar. Faizsiz ekonomi olmaz ilkesi, bu ekonomistlerin adeta dini imanı haline gelmiş durumda.

Faiz ve Enflasyon Sarmalı: Kim Kimi Besliyor?

Ekonomistlerin bu tutumu, faizin nedeninin enflasyon olmadığını, aksine enflasyonun nedeninin faiz olduğu gerçeğini kabul etmeleri durumunda, tüm faizci bilgilerini ve söylemlerini reddetmek zorunda kalacakları korkusundan kaynaklanıyor. “Biz ne işe yararız” sendromuna düşmekten çekiniyorlar. Bu yüzden, konuşmalarında ve yazılarında asla kesin çözüm önerileri bulunmuyor. Savundukları fikirler, ezberci, taklitçi ve öğretilmiş çaresizlik içindeki kafa yapılarıyla aynı faizcilerin havuzuna hizmet etmekten öteye geçmiyor.

Ekonomik bağımlılığımızın bu fikirler içinde sürdürülmesinin yeterli olduğunu ima ederek, kendi yerli ve milli kalkınmamızın, kendi iktisadi fikirlerimizin geliştirilmesinin olacak şey olmadığını, “dünyada bunun bir eşi benzeri yok” diyerek engellemeye çalışıyorlar.

Batı’nın Gölgesindeki Ekonomistler ve Türkiye’nin Çöküşü

Bu “batıda okumuş ekonomistler”, insanlığı sömürü odaklı tasarlanmış ortodoks ekonomi sistemini eleştiren sorular yerine, bu sistemi öğrenmek isteyen sorular sorulmasını istiyorlar. En ufak bir itirazda sosyal medya üzerinden engelleme yoluna gidiyorlar. Türkiye’nin büyük ekonomik sorunları var, ancak en büyük sorun, batıda okumuş bu ekonomistler. Onlar, batının ortodoks finans sisteminin Türkiye şubesi gibidirler.

Çünkü onların çökmeye mahkum borç-faiz-borç temelli fikirleri, Türkiye’deki ekonomik sistemin çöküşünü hızlandırmaktan başka bir işe yaramıyor. Zaten batının istediği de bu değil mi? Ekonomisi çökmüş, işsiz, aşsız bırakılmış ve borca esir edilerek köle durumuna düşmüş bir Türkiye görmek istiyorlar.

Hocaefendilerin Sessizliği ve Dini Sorumluluk

Peki ya kendini muhafazakar İslamcı olarak niteleyenler? Faiz ve ekonomi hakkında ne düşünüyorlar? Sakalımızı ve bıyığımızı nasıl keseceğimize dair yüzlerce kitap yazılmış, misvak kullanmanın önemine dair üç yüz tane kitap yazılmış. Ancak faizle iştigal etmenin Allah ve Elçisiyle harp etmek olduğu Kur’an’da açıkça belirtilmesine rağmen, faizle nasıl mücadele edilmesi gerektiğini anlatan temel bir kaynak kitap dahi yazılamamış.

Çünkü günümüzde İslam alimi diye bilinen şöhretli profesörlerin, müderrislerin ve hocaefendilerin büyük çoğunluğu matematik ve mantık ilminden yoksundur. İki yüz elli sene öncenin şartlarına göre yazılan ve faize yüzeysel olarak değinen yazma eserlere bakarak fetva/görüş beyan ettikleri için, gerçek faizin ne olduğunu ve nasıl oluştuğunu bile bilmemektedirler.

Hesap Günü ve Faiz Düzeninin Yıkılması

Bu endişe verici duruma müdahale etmeyip savsakladıkları sürece, Müslümanlardan Allah ve Peygamberi Hz. Muhammed ile harp eden faizcilerin ordusuna çok daha fazla kişinin asker olacağını idrak edemiyorlar mı? Yoksa siyasilerle sürtüşmek istememek için mi geriden durarak bu harbi seyrediyorlar? Allah’ın hükmünce, bu harbi kenardan seyretmeye devam ettikleri sürece, kaybedenler kendileri olacaktır. Kendilerini de hesap gününde kimse kurtaramayacaktır.

Gerçek faizin ne olduğunu anlatmak için defalarca ulaşmaya çalıştığımız, cep telefonlarına mesaj attığımız (size döneceğim deyip dönmeyen) ve umursamayan şöhretli hocalar ve hocaefendiler, gerçek faizin anlattıkları gibi olmadığı gerçeğiyle yüzleşmekten korktukları kadar Allah’tan korksalardı, faiz düzeni bir anda yıkılmıştı. Faiz düzeninin yıkılmasındaki en büyük engel, ortodoks ekonomistler ve hocaefendi kılıklı ilahiyatçılardır. Bu iki kesimin sessizliği ve eylemsizliği, Türkiye’yi ekonomik bir uçuruma sürüklemektedir.

SADİ ÖZGÜL

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir