Üretim Ekonomisi Safsatası: Gerçek Çözüm Nerede?
Türkiye’de ve dünyada siyasetçisinden ekonomistine kadar herkesin dilinde tek bir nakarat var: “Üretim ekonomisine geçeceğiz ve krizi bitireceğiz!” Peki, bu söylem gerçekten bir çözüm mü sunuyor, yoksa yıllardır ezberletilmiş bir çaresizliğin tekrarı mı? Yoksa tüm bu söylemler, koca bir safsatadan mı ibaret? YENİAD Genel Başkanı Selman Esmerer’in “Üretimi ve ihracatı artırmadan ne enflasyonu ne dövizi kontrol altına alamayız. Faizleri yükselterek ekonomiyi soğutma politikaları izleniyor, fakat bunlar yanlış politikalar” şeklindeki açıklamaları, bu tartışmayı yeniden alevlendiriyor. Ancak bu açıklamalar, meselenin sadece bir yüzünü göstermekte ve asıl sorunun derinliklerine inmekten uzak kalmaktadır.
Paranın Rolü ve Ekonomik Çıkmaz
Ekonomist Yunus Ekşi’nin iki yıl önce YENİAD’a yaptığı sunumlar, paranın ekonomideki kritik rolünü vurgulamıştı. Para, iktisadi sistem içerisindeki tüm sektörler arasında etkileşimi sağlayan yegane araçtır. Mevcut iktisadi sistemde, para dışında hiçbir enstrüman değişim ve değer ölçü aracı olarak kullanılamaz. Tüm sektörler, ürettikleri malları satıp paraya çevirerek diğer sektör ürünlerinden yararlanmak isterler. Bu şekilde üretim, para ile etkileşime girerek iktisadi sistemin bir parçası haline gelir. Sektörler, ekonominin organları gibidir ve paranın yeteri kadar var olabilmesiyle canlanırlar. Kaliteli iş gücü ve kaliteli malzeme ihtiyacı da bu sayede ön plana çıkar.
Üretim Fazlası mı, Para Eksikliği mi?
Ülkemizde ve diğer tüm dünya ülkelerindeki sorun, üretim ekonomisinin eksikliğinden ziyade, paranın eksikliğindendir. Yani, iktisadi yapının işleyiş prensibi gereği paranın sürekli vakumlanmasından, kısıt hale getirilmesindendir. Bu durum, ekonomi içerisinde sektör sektör ele alındığında daha net görülecektir. İnşaat sektöründen otomotive, gıdadan tekstile ve ambalaj sanayisine kadar birçok alanda üretim fazlası mevcuttur. Benzer durumlar, diğer tüm dünya ülkeleri için de geçerlidir. Bir yandan üretiyoruz, diğer yandan büyüme oranlarımız yüksek açıklanıyor. O halde ekonomi neden kötü oluyor? Cevap basit: “Vücutta kan ne kadar önemliyse, ekonomide para” o kadar önemlidir.
Kan Eksikliği Çeken Bir Vücut Gibi Ekonomi
Vücutta yeteri kadar kan olmadıktan sonra, karaciğerleriniz vitamin ve minerallerle depolanmış olsa da fayda etmez. Çünkü kan, dolaşım sistemi yolu ile kılcal damarlara kadar sirküle olup, doku ve organları beslemelidir. Tıpkı paranın olmadığı pazarlarımızdaki dükkan ve mağazaların mal ve hizmet arzı ile dolup taştığı gibi. Üretim var, mal var, hizmet var ama alım gücü yok, çünkü para yok. Bu durum, ekonominin temel dinamiklerini anlamayan veya anlamak istemeyenlerin gözünden kaçan kritik bir noktadır. Faizleri yükselterek ekonomiyi soğutma politikaları, bu “kan eksikliği” sorununu daha da derinleştirmekten başka bir işe yaramamaktadır.
İslami İktisat ve Gerçek Çözüm
Eğer YENİAD gibi kuruluşlar, İslami iktisadın geliştirilmesi konusunda samimi iseler, paranın ekonomideki rolünü ve mevcut sistemdeki eksiklikleri daha derinlemesine incelemelidirler. Gerçek İslami Tabanlı Üretim Ekonomisi, sadece üretimi artırmakla değil, aynı zamanda paranın adil ve yeterli bir şekilde dolaşımını sağlamakla mümkündür. Mevcut sistemde paranın sürekli olarak belirli ellerde toplanması ve piyasadan çekilmesi, ekonomik durgunluğun temel nedenidir. Bu kısır döngüyü kırmak için, paranın dolaşımını hızlandıracak ve tüm sektörlere eşit şekilde dağılmasını sağlayacak mekanizmaların geliştirilmesi gerekmektedir. Aksi takdirde, “üretim ekonomisi” söylemi, sadece bir safsatadan ibaret kalmaya mahkumdur.
Türkiye’nin Çıkmazı ve Gelecek
Türkiye’nin ekonomik çıkmazı, sadece üretim eksikliğinden değil, aynı zamanda paranın yanlış yönetilmesinden kaynaklanmaktadır. Faiz politikaları, döviz kurları ve enflasyon gibi göstergeler, paranın ekonomideki dolaşımını doğrudan etkilemektedir. Bu sorunlara yüzeysel çözümler sunmak yerine, köklü ve yapısal değişikliklere ihtiyaç vardır. Paranın adil dağılımı, üretimin desteklenmesi ve ekonomik istikrarın sağlanması, ancak bu şekilde mümkün olabilir. Aksi takdirde, Türkiye, mevcut ekonomik krizden çıkmakta zorlanacak ve toplumsal refah seviyesi düşmeye devam edecektir. Bu durum, ülkenin geleceği için ciddi bir tehdit oluşturmaktadır.
SADİ ÖZGÜL
KAYNAK: https://www.milligazete.com.tr/haber/1663458/faizle-degil-uretimle-buyuruz
