Ekonomi Masallarının Sonu Ve Borç Batağının Gerçekleri
Sokaklarda dolaşan dedikodular, ülkenin geleceğine dair korkunç tablo çiziyor. İktidarın ekonomi iyi masalları artık kimseyi kandıramıyor. Yirmi bir yıllık sürecin sonunda Türkiye devasa borç batağında çırpınıyor. Dış borç yükü ve iç borç rakamları altından kalkılamaz seviyeye ulaştı.
Finansal sistemin çarkları dönerken emekçinin alın teri küresel sermayeye akıtılıyor. Borç batağında çırpınan Türkiye ağır ekonomik sınavla karşı karşıya bırakıldı. Gelecek nesillerin rızkı bugünkü beceriksiz hamlelerin bedeli olarak ipotek altına alınıyor. Gidişatın sonu toplumsal bir cinnetin habercisidir.
Merkez Bankası Rezervlerinde Eksi Yetmiş İki Dehşeti
Hazine kasasının dibi göründü ve rezervler eksi yetmiş iki milyar dolara geriledi. İflas bayrağını çekmiş tüccar edasıyla yapılan müdahaleler sadece çöküşü hızlandırıyor. Finansal kalbin durma noktasına gelmesi milli güvenlik meselesi haline dönüştü. Kimse bu devasa deliği kapatacak mucizeyi beklemesin.
Ekonomik bağımsızlık kağıt üzerindeki verilerden ibaret değildir ve egemenliğin temel taşıdır. Rezervlerin bu denli erimesi ülkeyi dış müdahalelere açık hale getiriyor. Finansal argümanların sürekli değişmesi aslında stratejinin olmadığını kanıtlıyor. Halkın birikimleri liyakatsiz kadroların elinde kumar masasında harcanıyor.
Vatan Topraklarının Katar Ve Arap Devletlerine Satışı
Şehit kanıyla sulanan kutsal topraklar borç kapatmak için yabancı sermayeye sunuluyor. Katar ve Birleşik Arap Emirlikleri gibi suni devletlerin iştahı milli mirasımızı tehdit ediyor. Yüz milyar dolarlık pazarlıklar vatanın tapusunu elden çıkarma riskini taşıyor. Durum ekonomik tercihten ziyade milli felakettir.
Hazine arazilerinin satışı topla tüfekle yapılamayan işgalin finansal yollarla gerçekleşmesidir. Sessiz kalan kitleler bu ihanetin ortağı olma riskiyle yüzleşmek zorundadır. Toprak mülkiyeti el değiştirdikçe egemenlik haklarımız da parça parça eksiliyor. Milli direnç göstermesi gerekenler neden bu derin sessizliğe bürünüyor?
Kur Korumalı Mevduat Ve Konut Fiyatlarındaki Büyük Vurgun
Kur Korumalı Mevduat sistemi hazine üzerinde patlamaya hazır bomba gibi bekliyor. Çift kur uygulaması piyasayı felç ederken konut fiyatlarını ulaşılamaz seviyelere taşıdı. Vatandaşın başını sokacağı ev hayali dolar bazında ikiye katlanan fiyatlarla imkansızlaştı. Bu halkın mülksüzleştirilmesi operasyonu olarak karşımıza çıkıyor.
Enerji borçlarının ertelenmesi sadece karanlık geleceği biraz daha ötelemekten başka işe yaramıyor. Hazine borçlanma maliyetleri rekor kırarken zengin daha zengin fakir ise sefil hale geliyor. Adaletsiz bölüşüm toplumsal dokuyu kökünden sarsıyor. Ekonomik felaketin gölgeleri her geçen gün daha derinleşerek üzerimize çöküyor.
Mülkiyetsizleştirme Senaryosu Ve Tapuların Gasp Edilme İhtimali
Olağanüstü hal ilan edilerek mülklerin bir kısmına el konulması artık sadece dedikodu değil. Hazine’nin vatandaşın tapusuna ortak edilmesi mülkiyet hakkının açıkça ihlal edilmesi anlamına gelir. Borçlara teminat gösterilen halkın varlıkları küresel tefecilerin eline geçebilir. Senaryo tam bir mülkiyetsizleştirme projesi olarak okunmalıdır.
Mevcut yasalar vatana ihanet sayılabilecek eylemlerin yargılanmasını engellemek için mi düzenlendi? Türk halkı kendi yurdunda kiracı haline getirilmek isteniyor. Tapuların gasp edilmesi ihtimali toplumsal direnç seviyesini test eden tehlikeli oyundur. Mülkiyet hakkı kutsaldır ve hakkın çiğnenmesi devletin temelini dinamitlemektir.
Borçsuz Sistem Ve Adil Bölüşüm İle Kurtuluş Yolu
Bu karanlık tünelden çıkışın tek yolu borca dayalı olmayan para sistemidir. Mevcut kölelik düzenini sorgulamadan adil bölüşüm sağlamak asla mümkün olmayacaktır. Radikal adımlar atılmazsa vatan toprakları parça parça elden gitmeye devam edecektir. Halkın uyanık olması ve bu gidişata direnç göstermesi şarttır.
Geleceğimizi ipotekten kurtarmak için milli ekonomi programı derhal uygulanmalıdır. Rant odaklı politikalar yerine üretim ve hakça paylaşım esas alınmalıdır. Aksi takdirde tarih bu dönemi büyük yıkım olarak kaydedecektir. Kurtuluş ancak halkın kendi iradesine ve öz kaynaklarına sahip çıkmasıyla gerçekleşebilir.
SADİ ÖZGÜL
