Gazze Umudu Vuruldu: İsrail’in Kanlı Eli Denizde!

İsrail’in Denizdeki Kanlı Mesajı Ve Gazze Kuşatması

Uluslararası sularda seyreden sivil yardım gemisine yönelik alçakça saldırı vicdanları yeniden sarstı. Gazze’ye umut taşıyan filonun parçası olan gemi, insansız hava araçları tarafından hedef alındı. Bu saldırı sadece bir gemiye değil, uluslararası hukuka karşı işlenmiş açık bir meydan okumadır. Pervasızlığın arkasındaki güç bellidir.

Malta açıklarında yaşanan olayda Vicdan isimli gemi iki kez vurularak enerjisiz bırakıldı. Batma tehlikesiyle burun buruna gelen mürettebat, gemiyi terk etmeyi reddederek büyük direnç gösterdi. Faillerin amacı sadece korkutmak değil, insani yardım görevini tamamen engellemektir. Bu vahşet, küresel vicdanı susturma girişimidir.

Yardım Misyonuna Sabotaj Ve Katil Devlet Şüphesi

Saldırıya uğrayan gemi, Gazze’deki dramı hafifletmek için yola çıkan büyük bir organizasyonun parçasıydı. Aralarında emekli askerlerin ve aktivistlerin bulunduğu onlarca kişi Malta’da gemiye katılmayı bekliyordu. Özgürlük Filosu sözcüleri, bu saldırının faili olarak tereddütsüz şekilde İsrail’i işaret ediyor. Şüpheler asla yersiz değildir.

İsrail’in geçmişteki benzer operasyonlardaki kabarık sicili, bu saldırının arkasındaki imzayı netleştiriyor. Masum bir gemiye yönelik bu vahşi müdahale, devlet destekli bir terör eylemidir. İnsani yardımı silahla durdurmaya çalışmak, uluslararası toplumun gözü önünde işlenen büyük bir suçtur. Bu barbarlığa artık dur denilmelidir.

Mavi Marmara Ruhu Ve Türkiye’nin Tarihi Sorumluluğu

Yaşananlar akıllara 2010 yılında uluslararası sularda saldırıya uğrayan Mavi Marmara gemisini getiriyor. O dönemde on sivil aktivist yargısız infazla şehit edilmiş, onlarcası yaralanmıştı. Türkiye’nin bu son saldırıya sessiz kalması asla düşünülemez. Ankara, faillerin hesap vermesi için en sert diplomatik tepkiyi göstermelidir.

Bu saldırı sadece yardım girişimine değil, Filistin halkıyla dayanışma gösteren Türkiye’ye de bir gözdağıdır. Bölgesel duyarlılıklarımıza yönelik bu pervasızlık karşısında dik durmak milli bir görevdir. Geçmişteki acı tecrübeler, sessiz kalmanın yeni cinayetlere kapı araladığını göstermiştir. Adalet yerini bulana kadar bu konu takip edilmelidir.

Ankara Sahneye Çıkmalı Ve Somut Adımlar Atılmalıdır

Türkiye sadece kınamakla yetinmeyip daha somut ve caydırıcı adımlar atmak zorundadır. Diplomatik kanallar zorlanmalı, İsrail büyükelçisi derhal çağrılarak bu alçaklığın hesabı sorulmalıdır. Olayın uluslararası bağımsız bir komisyon tarafından soruşturulması için Birleşmiş Milletler nezdinde öncü bir rol üstlenilmelidir. Hukuki süreçler hızla başlatılmalıdır.

Gelecekteki yardım konvoylarının güvenliği için uluslararası koalisyonlarla korunaklı koridorlar oluşturulması tartışılmalıdır. Türkiye, bölgesel vicdanın sesi olarak tüm diplomatik kozlarını masaya sürmelidir. Bu pervasızlığın hesabı sorulmazsa, uluslararası sular korsan devletlerin oyun alanı haline gelecektir. Caydırıcılık, egemenliğin ve insanlığın en temel gereğidir.

Abluka Altındaki Gazze Ve İnsanlık Trajedisi

Gazze Şeridi aylardır süren yoğun abluka nedeniyle adeta bir açık hava hapishanesine dönüştü. Temel ihtiyaç maddelerinin girişi engelleniyor, iki milyondan fazla insan sistematik olarak aç bırakılıyor. Uluslararası toplumun bu trajedi karşısındaki sessizliği utanç vericidir. Yardım operasyonları çökme noktasına gelmişken sivil inisiyatifler hedef alınıyor.

Özgürlük Filosu gibi yapılar, hükümetlerin yapamadığını yaparak vicdanın sesi olmaya çalışıyor. Ancak bu ses şiddetle bastırılmak isteniyor. Açlık ve susuzlukla mücadele eden masum sivillere giden ekmeği kana bulamak, insanlık tarihinin en karanlık sayfalarından biridir. Bu zulüm, tüm dünyanın ortak ayıbı olarak tarihe geçmektedir.

Hesap Verilebilirlik Ve Küresel Direnç Stratejisi

Son saldırı uluslararası hukukun ağır bir ihlalidir ve asla cezasız kalmamalıdır. İsrail büyükelçilerinin ilgili ülkelerce çağrılıp izahat vermesi için küresel baskı oluşturulmalıdır. Geçmiş deneyimler faillerin kaçma konusundaki ustalığını gösterse de, sessiz kalmak suça ortak olmaktır. Türkiye bu konuda dünyaya liderlik etmelidir.

Gazze’deki soykırıma ve devlet destekli terör eylemlerine karşı daha güçlü bir direnç mekanizması kurulmalıdır. Uluslararası Ceza Mahkemesi’nde sorumluların yargılanması için gerekli tüm kanıtlar toplanmalıdır. Aksi takdirde benzer trajedilerin yaşanması kaçınılmaz olacaktır. İnsanlık onurunu korumak için somut bir stratejik plan devreye sokulmalıdır. Kendi adaletimizi aramalıyız.

SADİ ÖZGÜL