Siyasetin Karanlık Yüzü: Allah’ın Gazabı Kimin Üzerine?
Meclis kürsüsünde yaşanan trajik bir olay, siyasetin ve inancın nasıl çarpıtılabileceğini bir kez daha gözler önüne serdi. Saadet Partisi Kocaeli Milletvekili Hasan Bitmez’in İsrail politikalarını eleştirdiği konuşmasının ardından kalp krizi geçirerek yere yığılması, AKP sıralarından yükselen “Allah’ın gazabı böyle olur!” feryatlarıyla daha da acı bir hal aldı. Bu sözler, toplumun vicdanında derin yaralar açarken, sosyal medyada da benzer tepkilerle karşılandı.
İnancın Çarpıtılması ve Toplumsal Yansımaları
Sosyal medyada “İslamcı” ve “muhafazakar” profilli hesaplar, Bitmez’in ölümünü “Allah’ın gazabı” olarak yorumlayarak, meclisteki vekillerin söylemlerini adeta kopyaladı. Bu paylaşımlar, gelen tepkiler üzerine hızla kaldırılsa da, “Allah bizimle” diyerek kendilerini ilahi bir gücün temsilcisi gibi gören sözde İslami camianın rahatsız edici eğilimlerini ortaya çıkardı. Farklı görüşlere tahammülsüzlük, nefret ve öfkeyle tepki verme alışkanlığı, merhameti bol olan Allah’ı kendi adlarına ceza verici bir araç olarak kullanma cüretini beraberinde getirdi.
Dinin Kötüye Kullanımı ve Sonuçları
Bu davranış, sadece endişe verici olmakla kalmıyor, aynı zamanda İslam’ın barış, sevgi ve saygı öğretilerine de tamamen aykırı düşüyor. Dinin bu şekilde kötüye kullanılması, İslam’ın merhamet ve anlayış ilkelerini zedelemekle kalmıyor, aynı zamanda yeni nesillerin dine olan inancını da sarsıyor. “İslam böyleyse benden uzak olsun” diyenlerin sayısının artması, toplumda deizm ve ateizmin yaygınlaşmasını hızlandırıyor. Bu durum, inancın özünden uzaklaşmanın ve siyasi çıkarlar uğruna dinin istismar edilmesinin acı bir sonucudur.
Hasan Bitmez’in Son Sözleri ve Gerçekler
Hasan Bitmez’in son sözleri, Filistin ve İsrail konusunda sözde İslami camianın rahatsız olduğu bir hakikati dile getiriyordu. Ancak onu dinlemek veya anlamaya çalışmak yerine, ölümünü “Allah’ın gazabı” olarak nitelendirmek, empati eksikliğini ve kendi inançlarındaki çürümeyi gözler önüne serdi. Gerçek İslam, inananlara bilgiyi aramayı, hoşgörüyü ve adaleti teşvik etmeyi öğretir. Dinin nefret ve şiddeti meşrulaştırmak için kullanılması, bu temel öğretilerin çarpıtılması anlamına gelir.
Ölüm ve Gazap İlişkisi: Bir Çarpık Mantık
Hasan Bitmez’e gösterilen öfke ve ölümünün “Allah’ın gazabı” olarak nitelendirilmesi, bu görüşlere sahip olanların İslam’ı temel inançlarında köklü bir bozulma olduğunu gösteriyor. Ölüm gerçekten Allah’ın gazabı mıdır? Ebedi aleme geçiş neden bir ceza olarak görülüyor? Bitmez, hayatı boyunca yolsuzluk, zulüm veya hilekarlık gibi fiiller işlememiş, dürüstlük ve doğrulukla dolu bir hayat yaşamıştır. “Allah’ın gazabı böyle olur” sözleri, kötülükleri işleyenlerin ölümden kaçtığı için ödüllendirildiği gibi çarpık bir mantığı ifade ediyor.
İnançların Yeniden Sorgulanması
Al-i İmran Suresi’nin 178. ayeti, “Kafirler, kendilerine ömür ve mühlet verişimizi, sakın kendileri için hayırlı sanmasın. Biz onları sırf günahlarını artırsınlar diye bırakıyoruz. Hem onlara, hor ve hakir bırakan bir azap vardır…” diyerek, bu çarpık mantığa inananlara bir uyarı niteliğindedir. Ölümün gazapla ilişkilendirilmesi yerine, daha şefkatli ve anlayışlı bir şekilde düşünmek, inananların eylem ve tutumlarını inançlarının gerçek ilkeleriyle uyumlu hale getirmeleri için önemlidir.
Dinin yanlış yorumlanması, hem bireyler hem de toplum için geniş kapsamlı sonuçlar doğurabilir. Müslümanlar, inançlarının gerçek özünü yeniden keşfederek, birlik ve anlayış için çaba göstererek daha barışçıl bir dünyaya katkıda bulunabilirler.
SADİ ÖZGÜL
