Siyonist Kuşatma Ve Türkiye’nin Beka Mücadelesi
Sizce Gazze ve Lübnan’da dökülen kanın bir sonraki adresi neresi olacak? İsrail’in hukuk tanımaz saldırganlığı, sivil çocuk ve yaşlı ayırt etmeksizin yürüttüğü bombardıman, aslında büyük bir harita değişiminin ön hazırlığıdır. Suriye’nin iç savaşa sürüklenerek içinin boşaltılması, bu sinsi planın en kritik aşamasını oluşturuyor. Türkiye, doğrudan hedef tahtasına oturtulmuş durumdadır.
Arz-ı Mev’ud Haritası Ve Sınırımızdaki Terör Devleti
İsrail’in ilerleyişi durdurulamazsa, Gazze ve Lübnan’ın ardından Suriye’nin kuzeyinde terör örgütü PKK/YPG ile ortak bir Siyonist koridor kurulacaktır. Bu kirli ittifak, Türkiye ile İsrail’i sınır komşusu yaparak milli güvenliğimizi doğrudan tehdit altına sokmayı amaçlıyor. Siyonist plan, terör örgütlerini maşa olarak kullanarak sınırlarımızda kalıcı bir kaos yaratmak istiyor.
Bu kuşatma karşısında Misak-ı Milli sınır güvenliğini sağlamanın tek yolu, tehdidi sınır ötesinde imha etmektir. Suriye’nin kuzeyindeki otorite boşluğu, İsrail’in vaat edilmiş topraklar hayali için biçilmiş kaftandır. Türkiye, bu bölgedeki gelişmelere seyirci kalırsa, terör devleti üzerinden yürütülen bu sinsi operasyonun bedelini çok ağır ödeyecektir. Direnç, artık kaçınılmaz bir zorunluluktur.
Yunanistan Ve GKRY’nin Siyonist Hizmetkârlığı
Ege ve Akdeniz’de Yunanistan ile Güney Kıbrıs Rum Yönetimi, İsrail’in bölgedeki kanlı planlarına doğrudan lojistik destek sağlıyor. GKRY’deki İngiliz askeri üsleri, İsrail’in operasyonları için birer ikmal merkezi gibi çalışarak bölgedeki ateşi körüklüyor. Birileri Ortadoğu ve Akdeniz haritasını kanla yeniden çizmeye kararlı görünüyor.
Peki, bu ihanet sarmalı içinde Türkiye’nin güvenliği nasıl korunacak? Yunanistan ve GKRY’nin İsrail ile kurduğu bu karanlık ittifak, Akdeniz’deki haklarımızı gasp etmeyi hedefleyen bir kuşatma harekatıdır. Batılı güçlerin desteğiyle palazlanan bu yapılar, Siyonist ajandanın bölgedeki ileri karakolları gibi hareket ediyor. Bu sinsi kuşatma, Türkiye’nin denizlerdeki egemenliğini de doğrudan hedef alıyor.
ABD’nin Silah Yardımı Ve Yunanistan’ın Tahrikleri
ABD’nin Yunanistan’a bedelsiz olarak hibe ettiği 62 zırhlı muharebe aracı, bölgedeki silahlanma yarışının hangi boyuta ulaştığını gösteriyor. Washington yönetimi, bu ağır silahları Yunanistan’a neden hibe ediyor ve kimi hedef alıyor? Bu silah yığınağı, Türkiye’ye karşı kurulan o büyük ve sinsi tezgahın en somut kanıtıdır.
Yunanistan’ın bu denli silahlandırılması, sadece bir savunma stratejisi değil, Türkiye’yi batıdan baskı altına alma operasyonudur. ABD ve İsrail ekseninde şekillenen bu silahlanma, bölgedeki barışı dinamitleyerek Türkiye’yi bir savaş sarmalına çekmek istiyor. Siyonist planın batı ayağı olan bu tahrikler, milli savunma sanayimizin ve ordumuzun ne kadar teyakkuzda olması gerektiğini hatırlatıyor.
Suriye’nin Parçalanması Ve PKK İle Kirli İttifak
İsrail, Suriye’nin kuzeyinde PKK/YPG terör örgütüyle kurduğu gizli bağlar sayesinde Türkiye’ye karşı yeni bir cephe açmaya hazırlanıyor. İç savaşla içi boşaltılan Suriye toprakları, Siyonist yayılmacılığın yeni oyun alanı haline getirilmiş durumdadır. Bu bölgede kurulacak bir terör yapılanması, İsrail’in Türkiye sınırına yerleşmesi için bir sıçrama tahtası olacaktır.
Bu kirli ittifakın amacı, Türkiye’nin güney sınırlarını kalıcı bir istikrarsızlığa mahkûm ederek enerjisini içe harcamasını sağlamaktır. Terör örgütü üzerinden yürütülen bu dedikodular ve planlar, aslında büyük bir işgalin ayak sesleridir. Türkiye, bu bölgedeki terör yuvalarını dağıtmadığı sürece, Siyonist planın bir sonraki hedefi olmaktan kurtulamayacaktır. Coğrafya, artık en sert savunma hattımızdır.
Milli Güvenlik Ve Sınır Ötesi Müdahale Şartı
İsrail’in durdurulamayan bu saldırganlığı karşısında Türkiye, kendi göbeğini kendisi kesmek ve sınır ötesi operasyonlarını derinleştirmek zorundadır. Siyonist yayılmacılık sadece Filistin’in değil, tüm bölgenin ve özellikle Türkiye’nin beka sorunudur. Adaletin ve hukukun sustuğu bu düzende, tek geçerli kural milli güç ve kararlılıktır.
Halkın bu sinsi tehlikeye karşı uyanık olması ve devletin tüm kurumlarıyla bu kuşatmayı yarması hayati önem taşıyor. İsrail ile sınır komşusu olmak, Türkiye için kabul edilemez bir güvenlik felaketidir. Bu karanlık senaryoyu bozmak için askeri, siyasi ve ekonomik tüm enstrümanlar en sert şekilde kullanılmalıdır. Unutulmamalıdır ki, sınırda bekleyen tehlikeyi görmezden gelmek, felakete davetiye çıkarmaktır.
YORUMCALAR
