Nüfus Azaltılması Operasyonları; “mRNA Aşıları”

mRNA Aşıları: Nüfus Azaltma Operasyonlarının Perde Arkası

2021’de, pandeminin en şiddetli döneminde, gelecekteki doğurganlık oranları nedeniyle on yılda önemli bir nüfus düşüşü yaşanacağı öngörülmüştü. Peki, bu öngörüler nasıl yapıldı? Makalemiz, bu soruya cevaplar bulunmasına yardımcı olacaktır. 2021’in ilk aylarında, COVID pandemisinin başlamasından yaklaşık iki ay sonra, dünya medyasında korku iklimi oluşturma amacıyla 7/24 yayınlanan haberlerde, tartışma programlarında, reklamlarda ve belgesellerde eşi benzeri görülmemiş bir değişim konu edildi.

Özellikle mRNA aşılarıyla Avrupa başta olmak üzere dünya sağlık hizmetlerinde bir paradigma değişimi yaşanacağı ve bunun da ortalamanın altında yaşam beklentisine sahip insanların ölüm oranlarıyla nüfusun önemli bir azalışına yol açacağı yönünde bir propaganda bombardımanı vardı.

Korku İklimi ve Paradigma Değişimi

Dünya nüfusunun önemli sonuçlara sebep olacak bir değişim yaşayacağı, daha az bebek ağlaması olacağı, daha fazla terk edilmiş ev olacağı ve bu yüzyılın ortalarına doğru ölümlerin doğumları aşmaya başlayacağı gibi söylemlerle bir korku iklimi yaratıldı. Doğum servislerinin kapanacağı, hayalet şehirlerin ortaya çıkacağı, üniversitelerin öğrenci bulamayacağı ve yüz binlerce mülkün yerle bir edileceği iddia edildi.

Bu öngörülerin bir kısmı pandemi sürecinde gerçekleşti: İtalya başta olmak üzere Avrupa ülkelerinde doğumevleri kapandı, Çin’in kuzeydoğusunda hayalet kasabalar ortaya çıktı, Güney Kore üniversiteleri öğrenci çekmekte zorlandı ve Almanya parklara yer açmak için yüz binlerce evi yıktı.

Öjenik Doğası ve Tartışmalı Aşı Kampanyası

Bu sözde geleceği gören haberlerde dikkat çekici bir detay vardı: COVID-19 salgını sırasında nüfusun azaltılmasının öjenik doğasından veya bazı raporların zehirli olarak tanımladığı tartışmalı aşılama kampanyasından hiç bahsedilmemesiydi. Bunun yerine, pandemi sırasında acil önlem olarak CDC ve DSÖ tarafından onaylanan ancak yeterli testleri yapılmamış bir mRNA tipi gen terapisinin aşı adayı kimyasal sıvının mutlaka kullanımından bahsediyordu.

Dünya genelindeki hastanelerde COVID-19 teşhisi konulan hastalardan ventilatöre bağlanan (entübe) hastaların %80’inden fazlası hayatta kalamıyordu. Bunlar ortaya çıkmasına rağmen bazı ülkelerde, klinik testleri tamamlanmamış COVID aşı adayı sıvıyı olmayı reddedenleri hayvandan daha aşağı görenler bile çıkmıştı.

Doğurganlık Azaltma ve Yan Etkiler

COVID-19 aşılama kampanyası ile doğurganlığın azaltılıp kadınları kısırlaştırma hızlarında ani yükselişler olmuştur. CDC’nin kürtaj olanlara (gen terapisi aşılarını) önermesi de kısırlığın artmasında etkili olmuştur. Her ne kadar CDC ve DSÖ bunu görmezden gelse de istatistikler bunu desteklemektedir. mRNA aşılarının deneysel aşamasında, vücudun kan pıhtılaşması, tromboz, felç ve ölüm gibi ciddi yan etkilerden kurtulma kabiliyeti konusunda endişelere yol açmıştı.

Bugün ise bu endişelere ek olarak kalp krizlerinde ve kanser vakalarında artışlar, beyin felci, demans hastalıklarında ve ruhsal hastalıklarda yoğun artışlar görmekteyiz.

Küresel Şeytanların Rolü ve Büyük Sıfırlama

Dünya Ekonomik Forumu (WEF), Dünya Sağlık Örgütü’nü (WHO) etkileyerek virüse SARS-CoV-2 adını vermesini sağlamış, daha sonra bu virüsün adı COVID-19 olarak değiştirilerek yaygın bir korkuya ve WHO’nun kriterlerinde ani bir değişime neden olmuştur. Bu korku, görünüşte önemsiz olan bu hastalığın pandemi olarak ilan edilmesine ve 193 BM üyesi ülkenin tamamının Mart 2020 ortasına kadar sokağa çıkma yasağı uygulamasına yol açtı.

Birçok ülkede sivil özgürlüklerin %80’i kısıtlandı ve yarı kalıcı bir sıkıyönetim durumu oluşturuldu. Birleşmiş Milletler, küresel ekonominin felç olmasına sebep oldu. İnsanları işsiz, aşsız bırakıp, borca ve faize edecek rejimler uygulandı.

Pandemi Tedbirlerinin Gevşetilmesi ve Gerçekler

Pandemi tedbirlerinin gevşetilmesinde en büyük etken, bilimsel tahminlerin, mRNA temelli enjeksiyonların insan genomunu etkileyebileceğini ve vücudun DNA ile ilgili herhangi bir etkiyi ortadan kaldırmasının mümkün olmadığını kısmen göstermesi olmuştu. Gündem ID2020, BM Gündemi 2030 ve Büyük Sıfırlama’nın yaratılmasından sorumlu olan Küresel Şeytanların bu felaket sonucundan sorumlu olduğu apaçık ortadadır.

Günümüzde ise COVID histerisinin yanlışlara dayandığı ve mRNA’lı ve grafenli aşı adayı kimyasalların (COVID aşıları) küresel bir felakete neden olmak amacıyla insan nüfusunu azaltma potansiyeline sahip olduğu bilinci yavaş artsa da yeterli değildir.

Geleceğe Yönelik Uyarı ve Mücadele Çağrısı

Bu görüşler her ne kadar evrensel olarak kabul görmese de, bu aşıların potansiyel sonuçlarının ve Big Pharma’nın insanlık aleyhine olabilecek yeteneklerinin gelişmesi olarak görülmelidir. Bu aşıların dünya nüfusunu azaltmayı amaçlayan biyolojik silahlar olarak kabul edilmesidir. Bu aşıları olmaları yönünde insanlara baskı yapanlar adalet önüne çıkması gereklidir.

İnsanlığın gelecekteki planlı pandemilerden kurtulmanın yolu, aşılar başta olmak üzere, kişisel verilerin ve paranın dijitalleştirilerek etkili bir şekilde mücadeleden geçtiği söyleyenlere asla inanmayın. İnsanlığın ve dünyanın hayrına olan ise, adım adım teknokratik baskıcı düzene geçiş için devletlerin ve hükümetlerin baskıcı zorbalığın üstesinden gelmekten geçer.

YORUMCALAR