Yeni Dünya Düzeni İçin Katalizör Pandemiler: Küresel Elitlerin Sinsi Planı
Pandemiler, dünya elitlerinin uzun süredir hayalini kurduğu “Yeni Dünya Düzeni” için bir katalizör görevi görüyor. Seçilmemiş yetkililerin dümeninde olduğu tam bir dünya kontrolü hedefleyen bu plan, ulusal egemenlikleri ve kültürel çeşitliliği tehdit ediyor. Birleşmiş Milletler (BM), halk sağlığı müdahalesi adı altında küresel çapta yetkilerini genişleterek, ulusal egemenlikleri aşındıran bir leviathana dönüştü. COVID krizi, BM’yi bir dünya hükümeti olarak ilerleten uluslararası anlaşmaları hızlandırmak için bir fırsat olarak kullanıldı.
BM’nin Güç Gaspı: Küresel Yönetişimin Karanlık Yüzü
BM, çeşitli anlaşmalar ve hedefler aracılığıyla dünya ekonomisini, göçü, “üreme izni”, para sistemlerini, dijital kimlikleri, çevreyi, tarımı, fiyatları, iklimi ve diğer küreselci programları merkezi olarak dikte etmeyi teşvik ediyor. Bu, dünya barışına veya insan haklarına odaklanan bir amaç değil, küreselleşmiş bir ekonomik kontrol arayışıdır. BM, kişisel ve ulusal hayatımızın her alanına müdahale ederek, ulusal kimliklerimizi ve çeşitliliğimizi küçültmeye çalışıyor. Bu güç gaspı, ulusların kendi kaderlerini tayin etme hakkını elinden alıyor.
WEF ve BM Ortaklığı: Çıkar Çatışmaları ve Şeffaflık Eksikliği
BM’nin üye ülkelerinin yanı sıra Bill ve Melinda Gates Vakfı, Dünya Bankası, CEPI, GAVI, Dünya Ticaret Örgütü, Avrupa Birliği ve Dünya Ekonomik Forumu (WEF) gibi diğer küreselci kuruluşlarla ortaklıkları bulunuyor. WEF ve BM, 2019 yılında bir anlaşma imzaladı. WEF’in “paydaş kapitalizmi” taahhüdü, özel ortaklıkların hükümetleri kontrol etmek için büyük çaba harcadığını gösteriyor.
WEF, 2020’de iklim de dahil olmak üzere sosyal alanlardaki küresel yönetimi yeniden düzenlemek için COVID süresini kullanarak “Büyük Sıfırlama” planını geliştirdi. Bu ortaklıklarla birlikte gelen çıkar çatışmaları ve şeffaflık eksikliği, küresel yönetişimin karanlık yüzünü ortaya koyuyor.
Gündem 2030: Totaliter Bir Sosyalist Manifesto
BM’nin elinde, Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) de dahil olmak üzere küresel yönetimde yer alan dört uzman kuruluş bulunuyor. Bu kuruluşların hiçbiri, BM’nin orijinal tüzüğünün kapsamıyla ilgili değil. BM, pandemiden yıllar önce çeşitli anlaşmalar ve anlaşmalar yoluyla güç inşa ediyordu. “2030 Sürdürülebilir Kalkınma Gündemi” böyle bir anlaşmanın yeni bir örneğidir.
2015 yılında uluslararası hukukta imzalanan bu anlaşma, BM’yi kendi kendine hizmet eden bir küresel hükümet bürokrasisinin varlığını güçlendirdi. Gündem 2030, “dünyamızı dönüştürmek” için bir anlaşmadır ve totaliter bir sosyalist manifestodur.
Aşı Pasaportları ve Dijital Kontrol: Bireysel Özgürlüklere Tehdit
Pandeminin başlarında BM, vekili DSÖ aracılığıyla küresel bir aşı pasaportunun gerekli olduğunu ilan etti. G20 liderleri, 2022’de uluslararası seyahat için küresel bir aşı standardının geliştirilmesini ve mevcut dijital COVID-19 aşı pasaportları üzerine inşa edilecek “küresel dijital sağlık ağlarının” kurulmasını destekleyen bir bildiri yayınladı. Haziran 2023’te AB ile DSÖ arasında küresel sağlık konularında stratejik işbirliğine yönelik yeni bir girişim duyuruldu. Bu pasaportlar, özel sağlık verilerini toplayacak ve içerecek, dünya çapında bireylerin ve toplulukların gözetimi, takibi ve kontrolünü sağlayacak.
Merkez Bankası Dijital Para Birimleri ve Yeni Dünya Düzeni
G20 ayrıca, merkez bankası dijital para birimlerinin bankacılık sistemlerinde kullanımını resmileştirmek için Uluslararası Para Fonu, Dünya Bankası ve Uluslararası Ödemeler Bankası ile birlikte çalışıyor. Uluslararası Ödemeler Bankası, merkez bankası dijital para birimleri oluşturmanın gerekçesi olarak özellikle “COVID-19’un neden olduğu aksaklığa” atıfta bulunuyor. Pandemi, dünya liderlerinin, BM’nin idari bürokrasisi aracılığıyla halk sağlığı kisvesi altında küresel idari gücü birleştirmesine olanak tanıdı. Halk sağlığı, pasaportların, seyahatin, bankacılığın, çevrenin ve uluslararası ekonominin kontrolünü ele geçirmek için silah haline getirildi.
Türkiye’nin Egemenliği ve Küresel Direnç
Bu aşı pasaportlarının merkez bankası dijital para birimleriyle birleştirilmesi an meselesi. Daha sonra pasaportlar, aşılanmamış veya diğer siyasi muhaliflerin seyahat etme ve kendi paralarını kullanma erişimini engellemek için kullanılabilir. Uluslararası pasaportlar, merkez bankası dijital para birimleri, BM Gündemi 2030’un komuta ekonomisi yönleri ve DSÖ’nün Uluslararası Sağlık Tüzükleri’nde yaptığı değişiklikler uygulamaya konulduğunda, yeni bir dünya düzeninin temelleri tamamlanmış olacak. Türkiye’nin bu küresel dayatmalar karşısında ulusal egemenliğini koruması hayati önem taşıyor. Bu çılgınlığı durdurmak için mücadele etmediğimiz sürece, ulusal egemenliğin geçerliliğini yitirmesi sadece an meselesidir.
Uyanış ve Direnç: Gelecek Nesiller İçin Mücadele
Birleşmiş Milletler’in gücünün ortaya çıkarılması ve kısıtlanması gerekiyor. Gündemlerini ilerletmek isteyen küreselciler, dünya çapında bir kontrol sistemi oluşturmak için kural ve düzenlemelerin ulusal egemenliği engellediği Avrupa Birliği modelini kullanıyor. Herkesin yerel, ulusal ve uluslararası düzeyde bu devralmaya karşı mücadele etmesi gerekiyor. Mahkemeleri, yasama organlarımızı, medyayı, halk protestolarını, ulusal ve devlet egemenliğimize verilen yetkiyi kullanmalıyız.
Her şey başarısız olursa, özgür kalabilmek için ulusların BM’nin Yeni Dünya Düzeni’nden çekilmesi gerekebilir. Kişisel ve ulusal egemenliğimizi gelecek nesillere emanet etmek için birlikte çalışmalıyız. Yeni Dünya Düzeni’ne ihtiyaç yok, kabul edilemez ve biz halklar ve egemen hükümetlerimiz bu küreselleşmiş ele geçirmeyi kesin olarak reddetmeliyiz.
YORUMCALAR
