Zengezur Koridoru İle Kafkasya’nın Kaderi Yeniden Yazılıyor

Zengezur Koridoru İle Kafkasya’nın Kaderi Yeniden Yazılıyor

Kafkasya, kadim zamanlardan beri büyük güçlerin iştahını kabartan, kanla yazılmış coğrafya. Enerji damarları, ticaret yollarının kesişim noktası ve stratejik manevra alanı olarak her zaman masada. Sovyetler Birliği’nin çöküşüyle başlayan Dağlık Karabağ sorunu, bölgenin jeopolitik fay hatlarını derinden sarstı.

2020’deki 44 Günlük Savaş, sadece çatışma değil, aynı zamanda yeni dönemin, yeni düzenin habercisiydi. Düzenin en çarpıcı sembolü ise Zengezur Koridoru. Peki, koridor sadece yol mu, yoksa çok daha derin, çok daha karanlık planların parçası mı?

Dağlık Karabağ: Donmuş Çatışmanın Kanlı Çözülüşü

Dağlık Karabağ, Azerbaycan’ın uluslararası alanda tanınan toprakları içinde, ancak Ermeni nüfusun yoğun olduğu bölge. Sovyetler döneminden kalma etnik gerilimler, 90’larda tam teşekküllü savaşa dönüştü. Ermenistan, Dağlık Karabağ ile çevresindeki yedi Azerbaycan rayonunu işgal etti. Otuz yıl süren “donmuş çatışma” dönemi, uluslararası hukukun hiçe sayıldığı statükoyu dayattı. Nahçıvan’ın Azerbaycan’dan kopukluğu, stratejik dezavantaj yaratırken, Ermenistan’ın anklavları coğrafi bütünlük hassasiyetini artırdı.

2020’deki İkinci Karabağ Savaşı, Azerbaycan’ın askeri zaferiyle sonuçlandı. Türkiye’nin desteğiyle Azerbaycan ordusu, işgal altındaki kendi topraklarının önemli kısmını geri aldı. 10 Kasım 2020’deki ateşkes anlaşması, Ermenistan’ın yenilgisini tescilledi. Savaş, Kafkasya’daki jeopolitik dengeleri kökten değiştiren dönüm noktasıydı. Azerbaycan toprak bütünlüğünü büyük ölçüde sağlarken, Türkiye etkisini artırdı. Rusya, barış gücü konuşlandırmasıyla yeni rol üstlendi. Ermenistan ise hem askeri ve siyasi olarak büyük yenilgi yaşadı.

Ermenistan başbakanının “Kimsesizlerin Kimsesi” söylemleri, halkın desteğini sürdürse de, ülkenin ekonomik ve siyasi istikrarsızlığı derinleşti. Azerbaycan’ın sekiz katı daha küçük ekonomisi, Ermenistan’ın geleceği için ciddi zorluklar yaratıyor.

Zengezur Koridoru: Yol Değil, Güç Hattı

44 Günlük Savaş sonrası imzalanan ateşkes anlaşmasının en kritik maddelerinden biri, Azerbaycan’ın ana karası ile Nahçıvan Özerk Cumhuriyeti arasında kara bağlantısı olan Zengezur Koridoru’nun açılmasıydı. Koridor, sadece ulaşım hattı olmanın ötesinde, ekonomik, siyasi ve askeri boyutlarıyla bölgenin geleceğini şekillendirecek kritik jeostratejik unsur.

Bakü’den Kars’a kesintisiz demiryolu ve karayolu bağlantısı sağlayarak, Türkiye ve Azerbaycan arasında yeni ticaret yolu açacak. Orta Asya ve Güney Asya ülkelerinin Avrupa pazarlarına ulaşımını kolaylaştıracak, Çin’in “Kuşak Yol” projesiyle entegre olabilecek potansiyele sahip. Bölgedeki enerji kaynaklarının Avrupa’ya ulaştırılması için yeni güzergah sunarak enerji jeopolitiğinde önemli rol oynayacak.

Koridor, Nahçıvan’ı Azerbaycan’a bağlayarak Azerbaycan’ın bölgesel gücünü artıracak ve Nahçıvan’ın stratejik konumunu pekiştirecek. Aynı zamanda Ermenistan’ı bölgesel entegrasyona dahil etme potansiyeli taşıyor. Ancak Ermenistan’ın koridor üzerindeki egemenlik endişeleri ve İran’ın bölgedeki jeopolitik çıkarları, koridorun geleceği üzerinde belirsizlikler yaratıyor. Zengezur Koridoru, Türkiye’nin Türk Dünyası ile kesintisiz kara bağlantısı kurarak, Orta Asya’ya erişimini kolaylaştıracak ve Türk Devletleri Teşkilatı’nın entegrasyon çabalarına önemli ivme kazandıracak.

Küresel Güçlerin Gölgesinde Zengezur: Türkiye’ye Yansımaları

Koridorun inşası ve işletilmesi sürecinde ABD’nin artan ilgisi dikkat çekici. “Koridor” olarak adlandırılan projenin, 8 Ağustos 2025 tarihinde Washington’da imzalanan anlaşmayla ABD’ye 2125 yılına kadar, yani 99 yıllığına işletme hakkı verilmesi, bölgedeki nüfuzunu artırma potansiyeli taşıyor. Süreç, ABD’nin Kafkasya’da İran’a komşu olma ve bölgede askeri üs kurma gibi stratejik hedeflerini beraberinde getirebilir. Ermenistan liderinin, yaptırımların kaldırılması karşılığında anlaşmayı imzalaması, bölgedeki güç mücadelesinin karmaşıklığını gözler önüne seriyor.

Türkiye için Zengezur Koridoru, sadece ekonomik fırsat değil, aynı zamanda jeopolitik zorunluluk. Türk Dünyası ile doğrudan kara bağlantısı, Türkiye’nin Orta Asya’ya açılan kapısı olacak. Ancak durum, bölgedeki güç dengelerini yeniden şekillendirirken, Türkiye’nin karmaşık denklemin içinde daha aktif rol almasını gerektiriyor. ABD’nin bölgedeki artan varlığı, Türkiye’nin milli güvenlik çıkarlarını doğrudan etkiliyor. Ankara, jeopolitik satranç tahtasında doğru hamleleri yapmak zorunda.

Sonuç: Kafkasya’nın Gizli Ajandası ve Türkiye’nin Rolü

Kafkasya, Dağlık Karabağ Savaşı ve Zengezur Koridoru’nun açılmasıyla yeni jeopolitik denklemin içine girdi. Denklem, bölgesel aktörlerin yanı sıra küresel güçlerin stratejik hesaplaşmalarına sahne oluyor. Zengezur Koridoru, sadece ulaşım hattı olmanın ötesinde, ekonomik, siyasi ve askeri boyutlarıyla bölgenin geleceğini şekillendirecek kritik jeostratejik unsur.

Türkiye’nin Türk Dünyası ile bağlantı kurma hedefi, Azerbaycan’ın toprak bütünlüğünü pekiştirme çabaları, Rusya’nın bölgesel nüfuzunu sürdürme isteği, ABD’nin Kafkasya’daki artan ilgisi ve İran’ın endişeleri, bölgeyi önümüzdeki yıllarda uluslararası ilişkilerin en sıcak gündem maddelerinden biri yapmaya devam edecek.

Karmaşık denklemin nasıl çözüleceği, tüm aktörlerin atacağı adımlara, bölgesel işbirliği potansiyelinin ne ölçüde değerlendirileceğine ve dış müdahalelerin seyrine bağlı olacak. Kafkasya’nın geleceği, işbirliği ve entegrasyon ile çatışma ve vekalet savaşları arasında gidip gelen belirsizlik içinde şekillenecek.

SADİ ÖZGÜL