Ege ve Adalar Sorununda Halktan mı Gizleniyor?

Perdenin Ardındaki Oyun Ve Yunanistan’ın Esareti

Yunanistan tarih sahnesine çıktığı günden beri kendi kaderini belirleme şansına asla sahip olamadı. Sürekli büyük güçlerin satranç tahtasında bir piyon gibi kullanılan bu ülke dışa bağımlı bir yapıya hapsoldu. Krallarının bile Yunan olmaması bu sinsi bağımlılığın en çarpıcı ve acı kanıtıdır. Acaba bu kukla devlet yapısı bölgedeki barışı daha ne kadar tehdit edecek?

Taht Oyunları Ve Dış Destekli Toprak Hırsı

Yunanistan’ın krallık dönemi dış müdahalelerin ve bitmek bilmeyen toprak hırsının açık bir göstergesidir. Bavyeralı veya Danimarkalı yöneticilerin tahta getirilmesi Avrupa’nın güç dengeleriyle şekillenen sömürgeci bir anlayışı ortaya koyuyor. İngiltere’nin ada devretmesi ve Osmanlı’nın kayıpları Yunanistan’ın dış destekle nasıl haksızca büyütüldüğünü kanıtlıyor. Bu durum ülkenin bağımsız hareket etme kapasitesinin ne kadar sınırlı olduğunu gösteriyor.

Kendi başına politika üretme çabaları her seferinde büyük güçlerin müdahalesiyle hüsranla sonuçlanmıştır. Yunanistan tarih boyunca Batı’nın çıkarlarına hizmet eden bir kukla devlet rolünü oynamıştır. Kendi iç dinamikleri yerine dış iradeyle şekillenen bu yönetim anlayışı halkını sürekli bir belirsizliğe sürüklüyor. Toprak kazanımları bile aslında büyük güçlerin bölgedeki sinsi planlarının bir parçasıdır.

Balkanlardan Ege’ye Kanlı Miras Ve Gerilim

Balkan Savaşları ve dünya savaşları Yunanistan’ın dış destekle toprak gasp etme stratejisinin devamı niteliğindedir. İtalyan saldırılarını fırsat bilerek Epir ve Selanik’i ele geçiren bu yapı yayılmacı emellerinden hiç vazgeçmedi. İngiliz desteğiyle İzmir’i işgal girişimi ise Türk milletinin sert direnişiyle büyük bir bozguna uğradı. Ancak bu kanlı miras Ege’deki gerilimin fitilini ateşlemeye devam ediyor.

Kıbrıs’ı ilhak çabaları Türkiye’nin kararlı duruşuyla 1974 yılında ağır bir darbe almıştır. Dış destekle elde edilen kazanımların ne kadar kırılgan olduğu bu tarihi olaylarla bir kez daha kanıtlandı. Bölgedeki istikrarsızlığın temelini oluşturan bu yayılmacı politika Yunanistan’ı sürekli bir kriz sarmalına itiyor. Geçmişin kanlı mirası bugün hala Ege sularında bir tehdit olarak durmaktadır.

Batı’nın Kullanışlı Aparatı Ve Stratejik Hatalar

Yunanistan Cumhuriyet döneminde de Türkiye’ye karşı bir kalkan ve mızrak vazifesi görmesi için desteklendi. Batı için bu ülke bölgedeki çıkarlarını korumak adına her zaman kullanışlı bir aparat olmuştur. NATO’nun askeri kanadına geri dönüş sürecinde Türkiye’nin verdiği karşılıksız onay stratejik bir hata olarak tarihe geçmiştir. Bu durum ulusal çıkarlarımızı koruma konusundaki bazı tarihi zaafları ortaya koyuyor.

Türkiye’nin milli güvenliğini tehdit eden dış müdahalelere karşı artık çok daha kararlı durması gerekiyor. Yunanistan’ın Batı tarafından bir silah gibi kullanılması bölgedeki dengeleri alt üst etmektedir. Kendi iradesi olmayan bir devletin komşuluk ilişkilerinde dürüst olması beklenemez. Bu stratejik kuşatmaya karşı milli menfaatlerimizi her platformda en sert şekilde savunmalıyız.

ABD Üsleri Ve Tırmanan Bölgesel Tehditler

Günümüzde ABD’nin Yunanistan’da kurduğu yeni üsler bölgedeki gerilimi tırmandıran en büyük ve sinsi faktördür. Hedef Rusya gibi gösterilse de bu hamlelerin doğrudan Türkiye’yi kuşatmayı amaçladığı açıkça görülüyor. ABD bu gerilimden faydalanarak bölgeye yerleşirken Yunanistan ise adaları hukuksuz bir şekilde silahlandırarak düşmanlığı körüklüyor. Lozan hükümlerine aykırı bu eylemler yeni krizlerin kapısını aralıyor.

Ekonomik sorunlar yaşayan Yunan hükümetlerinin popülist bir Türk düşmanlığına oynaması gerilimi daha da artırmaktadır. Kayalıkların ve adacıkların işgal edilmeye çalışılması çözümü imkansız yeni çatışma alanları yaratıyor. Batı’nın şımarttığı bu yönetim anlayışı kendi halkının geleceğini küresel güçlerin çıkarlarına feda ediyor. Bu tehlikeli oyun bölgeyi büyük bir felaketin eşiğine doğru hızla sürüklüyor.

Çözümsüzlük Sarmalı Ve Türkiye’nin Kırmızı Çizgisi

Türkiye’nin Ege’deki hakimiyet alanından ve milli adacıklarından vazgeçmesi asla mümkün ve söz konusu değildir. Kıbrıs ve Doğu Akdeniz’deki sorunların çözümsüzlüğü belirli periyotlarla büyük krizlere yol açmaya devam ediyor. Bu krizlerin bir gün sıcak bir çatışmaya dönüşme ihtimali maalesef göz ardı edilemez. Ege suları ve Kıbrıs davası Türkiye için tartışmasız bir savaş sebebidir.

YORUMCALAR

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir