Et Tüketimine Küresel Saldırı
İklim krizi savunucuları Birleşmiş Milletler’in küresel açlıkla mücadele stratejilerine et tüketiminin azaltılmasını dahil etmek istiyorlar. Küresel elitler tarafından finanse edilen aktivistler ve iklim bilimcileri iklim krizinin eşiğinde olduğumuzu savunuyor ve Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütünün tarımsal gıda yol haritasının küresel açlıkla mücadele stratejilerini yeterli bulmuyorlar. Bu gruplar yüksek gelirli ülkelerde et tüketiminin azaltılmasını destekliyorlar.
Ayrıca sürdürülebilir yeni nesil gıda sistemlerine geçiş ve alternatif protein kaynaklarının kullanımının artırılmasının iklim krizi ile mücadelede kritik olduğunu ileri sürüyorlar. Gıda arzını düzenleme ve sınırlama çabaları kapsamında ineklerin kesilerek azaltılmasının karbon emisyonlarını düşüreceği ve iklim krizinin etkileriyle mücadelede etkili olacağı öne sürülüyor. FAO’nun raporlarına göre tarım hayvancılık ve gıda sistemleri sera gazı emisyonlarının yaklaşık yüzde yirmi altısından sorumlu tutulmakta.
Yapay Gıdaya Zorunlu Geçiş
Bu durum emisyonları azaltma ve tarım ile gıda sistemlerini sürdürülebilir bir biçimde dönüştürme hedefi güden tarım ve hayvancılık sektörlerini kısıtlamak amacıyla uzun vadeli stratejik planların geliştirilmesine ve dünya genelindeki işbirlikçi devlet ve hükümetler tarafından uygulanmasına olanak sağlıyor. Raporun tam sürümünün yayınlanmasıyla küreselcilerin menfaatine yönelik eleştirilerin dikkate alınıp alınmayacağı belirsizliğini korurmaya devam ediyor.
Gıda ve Tarım Örgütü dünya genelinde açlığı sona erdirmek ve küresel ısınmayı 1.5 santigrat derecenin altında tutmak amacıyla yayımladığı yol haritasında hayvancılık tarım ürünleri balıkçılık su ürünleri yetiştiriciliği ve gıda kaybı ile israfını içeren on alanda yüz yirmi eylem önerdiği dikkat çekiyor. Ancak hayvancılık üzerindeki yoğunlaşmanın yenilenebilir hayvan popülasyonunun azaltılması ve ultra işlenmiş yapay etler böcek bazlı işlenmiş gıdalar ve yapay süt ürünlerinin yaygınlaştırılması ihtimalini artırabileceği endişesi artıyor.
Türkiye’nin Gıda Krizi Riski
Gıda ve Tarım Örgütü Türkiye’deki buğday sektörü için geliştirdiği yol haritası da belirlemiti. Ancak geliştirmeye çalıştığı projenin sonuçlarının sektörü güçlendireceği umuduyla karşılanmasına rağmen küresel gıda fiyatlarındaki artış ve Türkiye’deki gıda enflasyonu arasındaki farkın giderek arttığı gözlemleniyor. Bu durum Gıda ve Tarım Örgütünün stratejisinin Türkiye üzerindeki etkinliği ve kapsamı ile olası zararleri hakkında soru işaretleri ve şüpheleri de beraberinde getiriyor.
Ancak gelişmeler işin içinde başka bir amaç olabileceği şüphesi doğuyor. Küresel elitler ve onların işbirlikçileri rapora yönelik eleştirilerinde gıda sistemlerinin veri odaklı çözümlerle iyileştirilmesi gerektiğini ve karar verme süreçlerinde verinin merkezi bir rol oynaması gerektiğini savunuyorlar. Ayrıca teknokratların veri manipülasyonuna ve yanıltıcı kullanımlarına karşı çıkması gerektiğini de belirtiyorlar. Ancak önerdikleri verilerin güvenilirliği konusunda hala endişeler bulunmaktadır.
Veri Manipülasyonu Oyunu
Bu çerçevede önümüzdeki ay yayımlanacak olan kapsamlı rapor öncesinde FAO’nun Küresel elitlerin kendi menfaatlerini gözeterek yaptıkları eleştirilere cevap vermesi ve önerilen eylemleri hayata geçirecek açık yöntemler ortaya koyacağı endişesi var. Peki öyleyse bu beklenti içinde olanlar kimler? Yapay et bitki bazlı tuhaf proteinler mikroorganizma kaynaklı proteinler gibi alternatif yapay ve sentetik protein kaynakları küresel protein ihtiyacını sürdürülebilir bir biçimde karşılamak adına büyük kazançlar vaat eden yeni yatırımların odağında yer alıyor.
Bu yenilikçi alternatifler dünya çapında yayılmış araştırma merkezleri kuran ve geleceğin beslenme çözümlerini şekillendirmeye hevesli Küresel Elitler ve işbirlikçilerinin dikkatini çekmekte. Bunlar gerçekleşene kadar boş duracak değiller elbette. Çiftliklerin küçültülmesi için büyükbaş hayvan sayısının azaltılması planlanıyor. Genç inekler daha az et içerdikleri için bu düzenlemenin dışında tutulacak. Azaltma işlemine daha fazla et içeren olgun ineklerden başlanacak.
Et Fiyatlarındaki Yapay Artış
Bu stratejiyle piyasada et miktarı azalacak ve sığır eti fiyatları etkin bir şekilde yükselecek. Elde edilecek gelir oldukça fazla olacak. Devlet sübvansiyonları tüketicilerin eti uygun fiyata almalarını bir süreliğine sağlayacak ve bu sübvansiyonların maliyeti dolaylı olarak yine halkın ödediği vergilerle karşılanacak. Böylece küresel elitlerin hedeflediği kazançlarda bir azalma olmayacak. Bu süreçte odak noktası çiftçiler olacaktır.
Çiftliklerini küçültmeleri durumunda zarar etmemeleri için devlet tarafından teşvikler ve yardımlar sağlanacak. Çiftçiler bu yardımlara bağımlı hale geldikten sonra ilerleyen zamanlarda teşvikler ve yardımlar sonlandırılacak. Bu sayede Küresel Elitlerin kontrolünde tek bir tarım sistemi oluşturulmuş olacak. Türkiye de bu senaryoların benzerleri hayata geçirilir mi? Bu senaryonun Türkiye’de uygulanıp uygulanmayacağı sorusuna yanıt oldukça açık. Eğer Birleşmiş Milletler ve bağlı kuruluşlarının ofis sayısı artarsa bu senaryonun hayata geçirilmesi mümkün olacaktır.
Küresel Tarım Kontrol Planı
Küresel elitlerin tarım sektörü üzerindeki kontrol planı adım adım uygulanıyor. Et tüketiminin kısıtlanması sadece çevresel gerekçelerle değil aynı zamanda küresel gıda kontrolünü ele geçirme stratejisinin bir parçası olarak karşımıza çıkıyor. Yapay gıdaların yaygınlaştırılması doğal beslenme alışkanlıklarının yok edilmesi ve sentetik protein kaynaklarına zorunlu geçiş sağlanması hedefleniyor. Bu durum hem insan sağlığı hem de yerel tarım ekonomileri için ciddi tehdit oluşturuyor.
Çiftçilerin devlet yardımlarına bağımlı hale getirilmesi ve ardından bu desteklerin kesilmesi tarım sektörünün küresel şirketlerin kontrolüne girmesine yol açacak. Yerel üreticilerin yok edilmesi ve küresel gıda tekellerinin pazar hakimiyeti sağlanması planlanıyor. Bu senaryo sadece gıda güvenliğini tehdit etmekle kalmıyor aynı zamanda ulusal egemenlik ve ekonomik bağımsızlık açısından da ciddi riskler barındırıyor.
SADİ ÖZGÜL
