Dünya Sahnesindeki Kuklacılar
Tarih boyunca yaşanan özgürlük savaşlarının çoğu, aslında Babil, Mısır, Sümer ve Roma kökenli aileler tarafından senaryolaştırılmış tiyatro oyunlarından ibarettir. Bu soy aileler, insanları kontrol altında tutmak için sürekli kargaşa yaratmayı tercih etmiş ve kaosun ortasında kendi planlarını sessizce uygulamıştır. Savaşan tarafların arkasındaki gerçek yöneticiler, güçlerini kaybettiklerinde yer altına çekilmiş ve daha güçlü bir şekilde geri dönmeyi beklemişlerdir.
On altıncı yüzyıldan bugüne kadar yapılan savaşların neredeyse tamamında bu soy ailelerin parmak izlerini görmek mümkündür. Son iki yüzyılda yaşanan çatışmaların hepsinin arkasında bu aileler bulunurken, günümüzde devam eden savaşlarda da durum hiç değişmemiştir. Üzücü olan, insanların hala bu oyunun farkında olmayarak birbirlerini katletmeye devam etmesidir.
Boston Limanındaki Kurgusal İsyan
ABD’deki Boston Çay Partisi, İngilizlerin çay vergilerine karşı Kolonilerin başkaldırısı olarak tarihe geçmiş olsa da aslında Londra’daki Masonlar tarafından planlanmış bir operasyondur. Kızılderili kıyafetleri giymiş batılıların çayları denize dökmesi, Kolonileri isyana teşvik etmek için tasarlanmış profesyonel bir senaryoydu. II. Dünya Savaşı’nda Rothschildler ve diğerlerinin de benzer etkileri olduğu bilinmektedir.
Yakın zamanda yaşanan plandemi ve halen oynanmakta olan iklim krizi ile kıtlık oyunlarının arkasında yine o soyun çocukları bulunmaktadır. Bu aileler, dünya genelinde kaos yaratarak kendi kontrol mekanizmalarını güçlendirmeye devam etmektedir. Tarihte bu tür pek çok kurgulanmış olay bulunmakta ve insanlar bu oyunların farkında değildir.
Çin’in Gerçek Yöneticileri
Çin’in dünya buğdayının yarısını stoklaması, nüfusunu doyurmak gibi masum bir amaçla açıklanamaz. Çin halkı, bu soy ailelerin umurunda bile değildir ve ülke sadece onların küresel planları için kullanılan bir araçtır. Mao döneminde Çin’in nasıl ele geçirildiğini, tarihinin ve inançlarının nasıl yok edildiğini araştırmak gerekir.
Eğer Çin ve Japonya arasında bir savaş çıkarsa, bu savaşın arkasında mutlaka bu soy ailelerin olduğunu bilmelisiniz. George Orwell’in Hayvan Çiftliği kitabı, komünizmle aldatılan Çin’in durumunu en iyi anlatan eserlerden biridir. Hindistan’ı da bu perspektifle değerlendirmek, sistemin gerçek işleyişini anlamak için önemlidir.
Londra’nın Küresel Komuta Merkezi
Bütün sistemin arkasında Londra bulunurken, Roma rahiplerin merkezi ve ABD kölelerin kullanıldığı bir yer olarak bilinir. Sistemin işleyişi şu şekildedir: Roma yazar, Londra planlar ve ABD ise bu planları hayata geçirir. İngiltere’yi yöneten Sümer, Babil, Roma ve Mısır kökenlilerden oluşan bu soy, ABD’yi planlarının merkezi olarak kurmuştur.
Kapitalizm aracılığıyla Avrupa ve ABD’de hakimiyet kurarken, doğuda imparatorlukları yıkıp Komünist ve diktatörlük rejimleriyle dünya hakimiyeti planlarını tıkır tıkır hayata geçirmişlerdir. Komünizm Avrupa’da doğmuş ancak daha çok Doğu’da uygulanmıştır. Afrika kıtasının nasıl ele geçirildiğini araştırmak, sistemin gerçek yüzünü görmek için gereklidir.
Kissinger ve Soros’un İkili Oyunu
Son yetmiş yılda, Henry Kissinger‘ın stratejik olarak dahil olmadığı ve George Soros’un bu stratejileri operasyonel olarak uygulamadığı çok az ülke vardır. Kissinger diplomasi yoluyla planlar yaparken, Soros bu planları operasyonel olarak hayata geçirir. Her ikisi de aynı soy kökenden gelen sadık hizmetkarlardır ve hizmetlerine devam etmektedirler.
Bu soy aileler ve onlara emir veren Kara Rahipler, yüzyıllar boyunca global kontrol sistemini parça parça kurmuşlardır. Bugünkü karmaşıklığa ve detaylara, Kara Rahiplerin yaptığı büyülerle ölümüne bağlı kalarak ulaşmışlardır. Firavunlar ve Nemrutlar ise onların sadık hizmetkarlarıdır ve bu sistemin devamlılığını sağlarlar.
Yaldızlı Kafeslerdeki Esirler
İnsanlar, kendilerinin görebildiği fakat diğerlerinin göremediği, parmaklıksız bir hapishanede çeşitli hokkabazlıklar ve illüzyonlarla uyuşturularak esir alınmışlardır. Gözlerimizin önünde ne kadar açıkça hareket etseler de, bu hokkabazlık ve illüzyonlar o kadar ustaca yapılmıştır ki, pek çok insan bunu fark edememektedir. O soyun çocukları aktör olduğu müddetçe bu dünyada özgürlük diye bir şey yoktur.
Fark edenler ise anlattıklarında ya deli ya da uçuk komplocu olarak damgalanmaktadır. Bu kafesler yüzünden insanlık, sistematik bir şekilde bilinçten uzaklaştırılmış ve kendilerine verilen aklı geliştirmek yerine, kendi elleriyle üzerine kilit vurmuştur. Aristo’nun mağara alegorisini okumak, bu durumu daha iyi anlamak için önemlidir.
YORUMCALAR
